banner257

ALLAH İTİBAR BOZGUNLUĞU VERMESİN!

Bir önceki yazımda itibar meselesinin sosyal hayatımızdaki yerine ve önemine değinmiş, bu konuyla ilgili çocukluğumda yaşadığım değerli bir hatırayı paylaşarak...

Meselenin özü ve anlayışı itibariyle gerçek anlamından nasıl uzaklaştığını açıklamaya çalışmıştım.

Bu yazımda da itibarın, ticarette ve siyasetteki dejenerasyonunu dilim döndüğünce gözler önüne sermeye çalışacağım.

Şu itibar kavramının literatürdeki anlamına bir bakalım isterseniz.

İtibar;kelime manası olarak kişi veya kuruluşun üstünlükleri ve yetersizlikleri konusunda oluşan genel kanı,değer,nam,şöhret anlamına gelmektedir.

Saygınlık saygın olma durumunu ihtiva etmekte...

İtibarın tek beslenme kaynağı ise algı...

Her meslek grubu,siyaset kurumu ve işletmeler için bir değer göstergesi olması açısından da çok önemi vardır.

Bu kadar önemli bir kavramın ve değerin günümüz ticaret ve siyaset hayatındaki oldukça hazin durumuna bir bakalım.

Bundan yaklaşık 35-40 yıl kadar önce ticari ilişkilerde ''söz:senettir'' anlayışı hakimdi.

Perakendeci toptancıdan,toptancı imalatçıdan bütün alışverişlerde açık hesap çalışılır, üç-beş ay, hatta yıllık vadelerle ticaret dönerdi.

Tüketicinin ilk muhatabı olan ufak esnaf arasındaki ilişkide (Asvata) itibar,hatır,güven kavramları geçerli idi.

Çok kıymetli bir meta olan altın bile verilen bir sözle temin edilebilirdi.

Tüm bu münasebetlerde, aradaki dişlilerden herhangi birinin başına bir kaza bela veya beklenmedik bir olay meydana geldiğinde verilen sözler veya vadeler uzayabilirdi.

Ticari hayatın dinamosu güvendi.

Bu güven diğer bir deyişle; iş ahlakı ve ticari namus olarak addedilirdi.

Bunun adına da itibar denilirdi.

Ufak esnaf,tüccar hangi kesimden olursa olsun itibarı bozuk olanın ticari hayatı fazla uzun süremezdi.

Bu zincirler arasında ödünç para alıp vermek,birbirini iş ve müşteri olarak desteklemek bir nevi ahilik kültürünün geçmişten gelen mirasıydı.

Şimdilerde yaşanan ticari ilişkilerin, verilen sözlerin değerlendirmesini takdirlerinize bırakıyorum.

Ticarette hal böyle iken siyasi hayatta durum nasıl bir de ona bakalım.

Bana göre siyasi arenada itibar kavramının veya anlayışının geldiği nokta; akıllara ziyan derecede manevi değer yoksunluğuna uğramıştır.

Şimdilerde...

Siyasette enjekte edilmeye çalışılan itibarın, itibar terazisinde mal varlıklarının tezahürü olarak görülmesidir.

Görkem,şatafat,ihtişam,parasal güç v.s

Ne yazık ki öngörülen ve algısı yaratılan siyasi itibar bunlardan beslenmektedir.

Devlet adamlarının ve hükümet edenlerin temsilen mal varlıkları ve ihtişamları bakımından itibarlı olacakları algısıdır.

Yani...

Bulunduğu makamın,kullandığı araçların modeli,markası, sayısı ve şatafatı ne kadar fazla olursa...

Bir o kadar da itibarlarının artacağı kanısıdır.

Ülkeyi yöneten devlet başkanının ne kadar çok sarayı ne kadar çok özel uçağı var ise dış ülkelere karşı sözünün daha çok geçeceği...

Hatırının sayılacağı tezinin doğru olduğu kanaatine hürmet ediliyor olmasıdır.

Ben kendi namıma bu değerlendirmelere kesinlikle katılamıyorum!

Geçmiş dönemde yaşanan tamamen manevi iklimin ürünlerinden beslenen muazzam itibar örnekleri var ki bugün ki algı ve iddiaları çürütmeye yeterlidir.

Başta yüce peygamberimizin hayatı 'nasıl bir itibar' sorusuna cevaptır.

Allahın Resulü'nün elinde her türlü maddi imkanı varken...

Yaşarken gösterdiği tevazusu ve öldüğünde bıraktığı mirası ile tercihin maddi değil manevi itibar olduğuna delildir.

Zira, Hz.Ömer efendimiz İslamın halifesi olarak adaletiyle tüm sistemlere ve insanlığa örnek teşkil etmiş...

Ellerinde hazine (Beytülmal) olmalarına rağmen itibarlarını paraya pula ve ihtişama tahvil etmemişlerdir.

İcraatlarını tamamen adalet,liyakat,dürüstlük ve güven üzerine inşa etmişlerdir.

Gerekirse bir devlet başkanı olarak...

Hasır üzerinde oturmuşlar, kızının harçlıklarından tasarruf ederek diktirdiği entariyi israf olarak değerlendirip kendisine tahsis edilen maaşı azaltma yoluna gidecek kadar...

Nefislerini maddi tercihlerden uzak tutabilmişlerdir.

Yakın tarihimizden Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün

Bir devlet başkanı ve bu ülkenin kurucu lideri olarak öldüğünde şahsi servetini (73.000 tl) özel bir kanunla devletin hazinesine bırakması...

Türk ulusuna dünyaya örnek olacak siyasi bir itibar sağlamıştır.

Büyük Atatürk gerçek siyasi itibarın vatan topraklarının kalkınması ve Türk ulusunun refah seviyesinin yüksekliği ile sağlanacağı inancını taşımıştır.

Aynı dönemlerde diktatör yönetimler halk yoksulluktan inim inim inlerken kendileri zevk ve sefa ile yaşamaktan geri durmamışlardır.

Tarihimizle bu anlamda gurur duyabileceğimiz devlet ve millet aşığı şahsiyetlerimiz de çoktur.

O şahsiyetlerden biri olan vatan ve bayrak şairimiz M.Akif Ersoy sırtında paltosu yok iken İstiklal marşı'nın hediyesi olan kazandığı parayı...

''Ben para için bu şiiri yazmadım''diyerek almamıştır.

Özel işlerinde devletin mumunu söndürüp kendi mumunu yakarak tüyü bitmemişlerin hakkına tecavüz etmemiştir.

Bu kısa bir kaç örnek bize gerçek ve asıl olan itibarın adresini vermektedir.

Kalıcı olan itibarda budur.

Gerisi sahte ve aldatıcıdır.

Allah hepimize ''fakirdi ama namuslu birisiydi.paraya pula tamah etmezdi' dedirten bir itibar nasip etsin!

YORUM EKLE
YORUMLAR
Saniye Serçe
Saniye Serçe - 3 ay Önce

Şaban bey güzel bir konuya değinmişsiniz teşekkürler aslında inancımız MANEVİYATIMIZ gereği olması gereken odur ama devir maddiyat devri sanırım inşAllah Devletle birlikte bilincinde oluruz

banner310