Kayseri Aile Platformu Başkanı Ahmet Avanlıer şiddet ve akran zorbalığı hakkında açıklamalarda bulunarak, “Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyasını; ekranların, algoritmaların ve görünmeyen ellerin insafına bırakamayız. Kayseri Aile Platformu olarak altını çizerek ifade ediyoruz: Sosyal medya, çocuk ve gençler için sınırsız bir özgürlük alanı değil, ciddi riskler barındıran bir alandır” dedi.
Kayseri Aile Platformu Başkanı Ahmet Avanlıer şiddet ve akran zorbalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Başkan Avanlıer, sosyal medyanın gençler için ciddi riskler barındıran bir alan olduğuna dikkat çekerek, “Son günlerde kamuoyuna yansıyan Atlas’ın hunharca öldürülmesi ve sosyal medyada neredeyse sıradanlaşır hale gelen genç intiharları, şiddet ve akran zorbalığı haberleri hepimizin yüreğini dağlamaktadır. Bu acı olaylar münferit değil, göz göre göre büyüyen derin bir toplumsal yaraya işaret etmektedir. Bugün sormamız gereken soru şudur: Çocuklarımız gerçekten bizim mi?
Yoksa onları; denetimsiz, sınırsız ve çoğu zaman ahlaki hiçbir filtreden geçmeyen dijital mecralara mı teslim ettik? Sosyal medya, gençlerimizin dünyasını şekillendiren en güçlü aktör haline gelmiştir. Kimlik arayışındaki çocuklarımız; şiddeti normalleştiren içeriklerle, ölüm ve intiharı romantize eden paylaşımlarla, haz odaklı ve sorumsuz yaşam tarzlarını özendiren sanal rol modellerle baş başa bırakılmaktadır. Beğeni sayılarıyla değer ölçen, sanal onayla var olmaya çalışan bir nesil inşa edilmektedir. Aileler olarak, eğitimciler olarak, medya kuruluşları ve karar vericiler olarak sorumluluğumuz büyüktür. Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyasını; ekranların, algoritmaların ve görünmeyen ellerin insafına bırakamayız. Kayseri Aile Platformu olarak altını çizerek ifade ediyoruz: Sosyal medya, çocuk ve gençler için sınırsız bir özgürlük alanı değil, ciddi riskler barındıran bir alandır” açıklamalarında bulundu.
‘AİLE EN GÜÇLÜ SIĞNAKTIR’
Başkan Avanlıer, en güçlü sığınağın aile olduğunu vurgulayarak, “Dijital okuryazarlık kadar ahlaki ve psikolojik koruyuculuk da şarttır. Aile, hala en güçlü sığınaktır; ancak ilgiden, ilgisizlikten daha çok yorulan çocuklarımız vardır. Yasalar, denetimler ve platform sorumlulukları gecikmeksizin güçlendirilmelidir. Atlas’ın adı, bir istatistik olarak kalmamalıdır. Kaybettiğimiz her çocuk, sadece bir ailenin değil, bütün toplumun kaybıdır. Buradan tüm anne babalara çağrımızdır: Çocuklarımızı sadece doyurmayalım, duyalım. Sadece okutmayalım, dinleyelim. Sadece korumaya çalışmayalım, rehberlik edelim. Yetkililere çağrımızdır: Çocuklarımızın ruh sağlığını tehdit eden içerikler karşısında daha kararlı, daha hızlı ve daha caydırıcı adımlar atılsın. Topluma çağrımızdır: Bu mesele bir ‘başkasının çocuğu’ meselesi değildir. Bugün susarsak, yarın hepimiz geç kalmış olacağız. Bir kez daha soruyoruz: Çocuklarımız bizim mi, yoksa ekranların mı?” açıklamalarında bulundu” ifadelerinde bulundu.