BİTTİ EFENDİLER, BİTTİ.

15 Temmuz sonrasını hatırlıyorum.

OHAL’li günleri.

Her Salı sabaha karşı birkaç ev birden basılır, insanlar toplanırdı.

Öncesinde, Ergenekon, Balyoz kumpaslarını.

Katillerin, Canilerin gizli tanık yapılarak Şerefli Türk Komutanlarının, Aydınların, Gazetecilerin Silivri Zindanlarına dolduruluşunu.

Adaletin Fetullah Gülen’in ayakları altında paspas edilişini.

Valilerin, Emniyet Müdürlerinin, Komutan Üniformalı Hainlerin, Fetö hain yapısının önünde selam duruşunu, diz çöküşünü.

Son seçimlerle birlikte ilk olmayı, tek olmayı CHP’ye kaptıran iktidar ve yamakları yeni bir senaryo için kolları sıvamış gibi görünüyor.

Ekrem İmamoğlu, Ümit Özdağ, Ayşe Barım ve Tanju Özcan.

Durmadılar devam ediyorlar, 700 Küsur yıl hapis cezası ile yargılanan iftiracının Adliye Binasına 15 Koruma ile VIP Kapısından girdiği, Milletin Sevgilisi haline gelmiş belediye başkanlarının ise kelepçeli olarak adliyelere getirildiği enteresan bir süreç.

Yaratılan devasa uyuşturucu bataklığında sivrisinek yakalama göz boyaması, semirtip büyüttüğünüz evlatlarınıza! yaptığınız operasyonlar.

Amaç, açlığın sesinin duyulmaması için, ama diyenlerin sesini kısmak için.

Amaç, bir seçim daha kazanmak.

Amaç, HDP ile MHP’yi aynı cephede seçime sokmak.

Beyler tutmaz.

Efendiler olmaz.

Tamam çok sayıda cezaevi yaptınız ama tüm hoşnutsuzları dolduracak büyüklükte ve kapasitede cezaevi dünyada yok ki Türkiye’de olsun.

21. yüzyıldayız artık.

Diktatörlüklerin bile yerle bir olduğu süreçler yaşadık, yaşıyoruz.

Mısır, Libya, Irak, Tunus, Fas, Suriye örneklerinin üzerinde dumanı tütüyor hala.

Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti’dir, ayarları ile oynamaya çalıştığınız.

Tüm geri kalmış ülkelerin halklarının umudu, diktatörlerinin korkulu rüyasıdır Atatürk’ün kurduğu bu Cumhuriyet.

Kulluktan, Tebalıktan Eşit Yurttaşlığa terfi etmiş bir toplumdur Türk Milleti.

Siz sanıyor musunuz, yeniden kulluğu, tebalığı kabul edecek.

Tamam kobay ettiniz, ses çıkarmadı bu aziz millet.

Üzerimizde denemediğiniz sistem, uygulama, yasa, yönetmelik kalmadı.

Ama biliyor musunuz, hiç biri ama hiç biri istediğiniz sonucu vermedi, vermez, vermeyecektir.

Eğitimimizle oynadınız.

Ekonomimizle oynadınız.

Sağlığımızla oynadınız.

Kadınların haklarını elinden alıp onları eve kapatmaya çalıştınız.

Genetiğimizi değiştirmeye çalıştınız.

Bunların hiç birine yeterli oranda tepki koyamadığımızı sandınız ama bu Aziz Millet bu kez kararlı, sandığın bir an önce önüne gelmesini istiyor.

Zira siz o emeklinin evinde kaynayan tencereyi devirip yemeğini ziyan ettiniz.

Artık emeklinin bacası tütmüyor, tenceresi kaynamıyor.

O asgari ücretliyi, işyerinde önüne konulan 1 portakalı, müdüründen izin alıp çocuğuna götürür hale getirdiniz.

O asgari ücretliyi, ev kirasına çalışır konuma getirdiniz.

Her türlü zorluğa göğüs gerip üniversite bitiren gençlerimizi, partiden torpilli cahillerin önüne atıp yem ettiniz.

Kariyer hayali ile üniversite okuyup öğretmen, mühendis, felsefeci, sosyal bilimci olan gençlerimiz, Kariyer hayallerini bir kenara koydu, 3 harflilerde kasiyer olma telaşına düştü.

Yani, Liyakat anlayışını yok ettiniz bu ülkede.

Üreten, gıdada kendi kendine yeten ülkemi alıp, gıda enflasyonu 40 ülkenin enflasyonundan daha yüksek enflasyona sahip ülke yaptınız.

En tehlikeli insan ve toplum modeli nedir biliyor musunuz?

Kaybedecek bir şeyi kalmayan insan ve toplumdur.

Farkında mısınız bilmiyorum ama, bu milletin kahır ekseriyetinin kaybedecek bir şeyi kalmadı.

Siz hala kuyruğu dik tutuyorsunuz ya..

Hodri Meydan.

Getirin sandığı, hemen bu gün kararı alın 3 ay sonra, 6 ay sonra da önümüze koyun.

O yok etmek için akla hayale gelmedik yollara başvurduğunuz Ekrem İmamoğlu’nun, Mansur Yavaş’ın halkın gönlündeki yükselen kredisini gözünüzle görün.

Biliyor musunuz, yeniden bakan yaptığınızda tepki gösterdiğim Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e bile acımaya başladım.

Zira medeni dünyada hangi kapıyı çalıp borç para istese, aldığı cevap aynı oluyordur.

“Parti liderlerinin, belediye başkanlarının, sudan sebeplerle tutuklandığı bir adalet düzeninin bulunduğu ülkeye siz olsanız borç para verir, yatırım yapar mısınız?” diyorlardır.

Ve bu kirli yapılanmaya sessiz kalan meclisteki vekiller.

Size bu iradeyi Aziz Türk Milleti verdi.

Verirken, iradesini birine ipotek edesiniz diye değil, vicdanları kanatan zamanlarda çıkıp kendisi adına kürsüde haykırasınız diyeydi bu vekalet.

Bu sessizlik, bu kabullenişlik, bu emre itaat milletçe izleniyor ve iyi şeyler düşünmüyor size yetki veren asiller.

Bir hatırlatma daha.

Türk Milleti sessizce bekler ama, yeri, günü, zamanı geldiğinde mazluma, haksızlığa uğramışa, partisine bakmadan omuz verir.

Öyle değil diyorsanız, İstanbul'da, Antalya'da, Adana'da, Esenyurt’ta, Beşiktaş’ta, Mardin’de veya kayyum atadığınız yerlerde ara seçim kararı alın, bakın bakalım içeri tıktığınız, koltuğunu altından çektiğiniz adaylar oylarını ne kadar katlıyor?

Yani bitti efendiler, bitti.