Nihayet beklenen görüşme gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beyaz Saray’da dünyanın beklediği görüşmeyi gerçekleştirdi.

Trump ve Erdoğan görüşmesi beklenenin aksine sıcak ve samimi bir ortamda yaşandı. Benim de daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi oldu.

Ortadoğu’da ve Asya’da hesapları olan ABD’nin Türkiye’yi dışlaması mümkün değildi ve de öyle oldu.

Görüşmeler Beyaz Saray’ın kapısındaki sıcak karşılama ile başladı. İlk görüntü sıcak ve samimi oldu.

Ofiste kameralar önüne görüşmeden önce geçen iki lider yine samimi görüntü verdi. Erdoğan, her yerde olduğu gibi ABD’de kararlıydı.

Mesajlarını muhatabının gözünün içine baka baka verdi. Almanya Başbakanı Angela Merkel’i karşılayan Trump, basının ısrarlarına rağmen tokalaşma gereği bile hissetmedi ve dünya bu olayı yazdı, çizdi ve yorumladı.

Ama konu Erdoğan olunca durum başkaydı. Tokalaşmalarla başlayan ziyaret, tokalaşmalar ve samimi vücut dili ile devam etti.

Bu görüntü hem piyasaları hem de siyaseti rahatlattı. Soğuk ve küçük düşürücü hiçbir görüntü ortaya çıkmadı. Bu anlamda Türkiye, istediğini aldı.

Ama bazı konularda Türkiye’nin istekleri yerine gelmemiş gibi durum ortaya çıktı. Belki basına kapalı yapılan görüşmeler açıklandığında neler konuşulduğunu anlamış oluruz.

Türkiye, dünya basının önünde terörle mücadele konusunu beklendiği gibi ön plana çıkardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump’ın yanında terör örgütlerine verilen desteği hatırlattı. Kim olursa olsun, bu desteği kabul etmediklerini belirtti.

Fetö terör örgütü üzerinden de ABD’ye göndermelerde bulundu. Stratejik ortaklık, Nato vurgusu ve ekonomik ilişkiler de diğer mesajlardı.

Ekonomik ve siyasi işbirliğinin devamı konusunda ve PKK ile Deaş terör örgütü konusunda Türkiye istediği mesajları aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ısrarla YPG terör örgütüne yapılan silah yardımlarını da gündeme getirdi. Kabul edilemez olarak niteledi.

Burada Erdoğan’ın mesajları elbette ki önemli fakat asıl önemli olan ABD’nin YPG ve Fetö terör örgütleri hakkında ne düşündükleri.

Trump, kameralar önünde bu iki konu hakkında açık görüş beyan etmedi. Yani bu işi kameralar önüne taşımadı.

Türkiye’nin ise en büyük beklentisi bu iki konuda oldu. Beklenen bu iki konuda açık ve net mesaj gelmedi. Yani Türkiye istediği mesajları basın önünde alamadı.

Basına kapalı gerçekleşen ve 1 saat 40 dakika süren ikili görüşmelerde elbette bu iki konu detaylı bir şekilde ele alınmıştır. ABD’nin tavrı net bir şekilde ortaya konmuştur.

ABD, Türkiye’yi bir kenara koyarak adım atmaz ve atamaz. Bu noktada kesinlikle Türkiye’yi sıkıntıya sokacak gelişmelere imza atmayacağını Türk heyetine mutlaka ifade etmiştir.

Ama pratikte maalesef bu böyle yürümüyor. Türkiye’nin ısrarlarına rağmen YPG terör örgütü listesine alınmıyor ve destek kesilmiyor.

Bundan sonra da kesilmeyecek, kesilmez de.

Fetö konusunda da yine aynı kanaatteyim. Türkiye’nin kaygılarını dikkate aldıklarını beyan etmişlerdir ama hukuk hatırlatması yaparak da bu işi yine uzatmışlardır.

Bu konuda da Türkiye’yi oyalama taktiği içine girilmiştir. Tabi bu iki konuyu Türkiye’ye izah ederken ilişkileri zedelemeyecek bir üslupla yapmıştır.

Yani Türkiye’nin rahatsız olmaması gerektiği, ABD’nin Türkiye ile her zaman işbirliği içinde olduğu vurgulanmıştır.

İkna oldu mu dersiniz Türk heyeti. Zannetmem…

Bende olmadım ve olmam da. Türkiye’yi uzun bir süredir bu konularda oyalıyorlar ve oyalamaya da devam edecekler.

Bu iki konuda nokta falan konmadı. Virgüllere devam edildi.

İlişkiler Obama yönetiminin aksine biraz daha rayına oturacak. Ama bu ilişki BOL VİRGÜLLÜ devam edecek.

Beklentiler ve hesaplar çok büyüktü. Türkiye, nokta koymaya gitti. Ama gelişmeler daha çok virgüllü günlerin yaşanacağı gerçeğini ortaya koydu.

Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerde neler konuşulduğu çok önemli. Bunları öğrendiğimizde konuyu daha iyi analiz edebiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.