CELEP VE KIRBACI.

Meydanları inleten gençleri, yaşlıları, kadınları dinledim, dinliyorum son bir yıldır.

Yaşadıkları korku duvarını tekmeleriyle yerle bir eden.

Diyorlar ki, “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak..”

Aynen katılıyorum.

Zira yaşadığımız bu günler, büyük tufan öncesinin, ayak sesleri.

Tufan dediğime bakmayın.

Milletin uyanışıdır yaşadıklarımız.

Sadece Türkiye değil , dünya bu süreci yaşıyor, yaşayacak.

Trump gibi bir Delinin, Dünyayı yok sayan uygulamalarına karşı ayaklanan ABD halkının görüntülerini de iyi okumak gerekiyor.

Yönettikleri ülkelerde, milletlerini yok sayan yöneticilerine karşı bir başkaldırıdır, ülkelerde başlayan Demokratik eylemler.

Bir uyanıştır Dünyanın ve ülkemizin içine girdiği süreç.

Demokrasi dediğimiz olgunun ekmek kadar önemli olduğunu gördü insanlık.

Bir Milletin, Milletlerin uyanışıdır, yaşananlar.

Şairin dediği gibi, "Hiç bir korkuya benzemez, Vatanını satanların korkusu.."

Dünyada ve ülkemizde sokağa çıkanlar, kendilerine parmak sallayanlara, "O parmağını. . ." mesajı veriyorlar.

Yani bir millet, yani bir çok millet uyandı, uyanıyor.

Yani bundan sonra, köşklerde saraylarda yaşayanların, ülkesi için, milleti için, varoşlarda ve gecekonduda yaşayan ile aynı duyguyu hissetmediğini acı bir şekilde göreceğiz.

Yani bunan sonra, yönetenlerin yönetilenlerle yollarının nasıl da kesin çizgilerle ayrıldığını daha net göreceğiz.

Yani bundan sonra, bir paket kumanyayla teselli edilmeye çalışılan milyonlar, görkeminden, şaşaasından ödün vermeyenlerin, gerçek yüzlerini daha net görecek.

Yani bundan sonra, Lüks hayat yaşayanların bu zor zamanlarda bile, hayatlarından nokta kadar ödün vermedikleri fark edilecek.

Yani bundan sonra, bu zor zamanlarda bile milletini aynı amaç, aynı duygu etrafında toplamak yerine, krizden çıkar umarak toplumu bölenler, “Allah’tan ve Millet’ten af” dilese bile, bedelini milletin helal oylarıyla ödeyecekler.

Yani bundan sonra, 15 Temmuz öncesi kendilerine göz yumulan ve güzel ülkemi uçurumdan aşağı atmaya çalışanların taktikleri ile koltuğu korumanın imkansız olduğu daha net görülecek.

Yani bundan sonra, birileri itibarın Saraylarda değil, halk gibi. millet gibi yaşamakta olduğu gerçeği ile yüz yüze kalacaklar.

Yani bundan sonra, mazlum milletin zor zamanlar için ödedikleri vergilerin nasıl hoyratça harcandığının hesabı gelecektir masaya.

Yani bundan sonra, Cumhuriyetin birikimlerinin hesabı istenecek mirasyedi yönetimlerden.

Yani bundan sonra, tehlikeyi günler önceden görüp uyaran, önlem almaya çalışanların nasıl da ötekileştirildiğinin fotoğrafını daha net göreceğiz.

Yani bundan sonra, milletler, göreve getirdikleri iktidarların bu zor zamanda kendilerini ne kadar önemsediğini ya da hiçe saydığını anlayacaklar.

Yani bundan sonra, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesinin nasıl ters yüz edildiği gerçeği ile yüz yüze kalınacak.

Yani bundan sonra, yardım için Valiliklere yönlendirilen çaresizlerin, “Vallahi akşama evime götüreceğim ekmek parası yok cebimde. Bunca yolu otobüs biletine verecek param olmadığı için yürüyerek geldim” diyenlerin ahı saracak dört bir yanı.

Yani bundan sonra, düzenlenen yardım kampanyalarına milyonlar bağışlayanların bunu vergiden nasıl düştüğünü, ya da tv ekranında vadettiği para kadar kendisine ertesi sabah teşvik verildiğini ama gariban emeklinin 10 liralık bağışının ise nasıl hiçe sayıldığını acı şekilde göreceğiz.

Yani bundan sonra, birlik ve beraberliği sağlaması gerekenlerin bunun yerine nasıl kamplaştırıp kutuplaştırdığına acı bir şekilde tanık olacağız.

Evet Celebin kırbacını daha sert hissedeceğiz sırtımızda belki, ama kırbacı tutan elin korkusunu da göreceğiz, okuyacağız yüzünden, gözlerinden.

Daha da acısı, bu günden sonra, milletinin geleceğine yatırım yapan iktidarların nasıl baş tacı, kendisine ve çevresine yatırım yapanların ise nasıl sandıkta alaşağı edildiğini hep birlikte göreceğiz.

Zira yaşananlar, yaşatılanlar, yıllardır uyutulan mazlum milletlerin gözünü açtığı, açacağı günlere gebe.

Zira yaşananlar, yaşatılanlar, itibarın lüks yaşamda değil, milleti gibi yaşamakta olduğunun görüleceği günlere gebe.

Zira yaşananlar, yaşatılanlar, Emperyalizmle, Vahşi Kapitalizmle el ele veren iktidarların, milletlerini nasıl yok saydıklarının keşfedileceği günlere gebe.

Zira yaşananlar, yaşatılanlar, hala krizden menfaat umanların hayal kırıklığı yaşayacakları zamanlara gebe.

Zira yaşananlar, yaşatılanlar, mazlumun ahının zalimlerden aheste aheste çıkarılacağı günlere gebe.