Tapu Kanunu Teklifi üzerine söz alan CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, 375 Sayılı KHK’da yapılması öngörülen personel düzenlemesinin hukuki sakatlıklar barındırdığını söyledi.
Özellikle uzmanlık kadrolarına geçen yetişmiş denetim elemanlarının kapsam dışı bırakılmasına dikkat çeken Genç, liyakatin iktidarın siyasi tercihlerine kurban edildiğini vurguladı.
Genç, konuşmasında şunları kaydetti:
“Bu madde, aslında bir ‘günah çıkarma’ çabasıdır”
CHP’li Genç, konuşmasında şunları ifade etti:
“Biz bugün burada neden 29’uncu maddeyi konuşuyoruz? Çünkü iktidar, hukuk devletinin en temel ilkelerini yine bir kenara bırakarak, ‘kararname ile devlet yönetme’ hevesine devam ediyor. Hatırlayın; 64 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Milli Emlak Kontrolörlerinin müfettiş kadrolarına atanması düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesi ise ‘Memurların atanması, görevde yükselmesi ve özlük hakları münhasıran kanunla düzenlenir; burası bir hukuk devletiyse, yürütme organı yasamanın yetkisini gasp edemez’ demişti. Şimdi karşımıza getirilen bu madde, aslında bir ‘günah çıkarma’ çabasıdır. Ancak bu metni incelediğimizde, iktidarın hatasından tam olarak ders çıkarmadığını, yine ‘ayıklayarak’, yine ‘mağdur yaratarak’ bir düzenleme peşinde koştuğunu görüyoruz. 29’uncu madde, AYM’nin iptal kararının gereğini tam anlamıyla yerine getirmiyor; aksine yeni bir adaletsizliğin de kapısını aralıyor.
“Müfettişlik kadrolarını, siyasi ödül mekanizmasına dönüştürme çabası”
Düzenleme, 16 Kasım 2024 itibarıyla ‘idari görevde bulunan’ eski Milli Emlak Kontrolörlerini kapsıyor. Peki, bu tarihten önce feragat ederek veya sistemin zorlamasıyla uzmanlık kadrolarına geçmiş olan yüzlerce yetişmiş denetim elemanının suçu nedir? Onlar bu devletin evladı değil midir? Milli Emlak gibi, devletin hazinesini, toprağını, mülkünü koruyan bir yapıda yıllarca dirsek çürütmüş, denetim yapmış, yolsuzlukların üzerine gitmiş bu insanları neden ‘idari görevde olanlar’ veya ‘olmayanlar’ diye ikiye bölüyorsunuz? Hukukta eşitlik, sadece aynı masada oturanlar arasında sağlanmaz. Hukukta eşitlik, aynı hakka sahip olan herkesi kapsadığında adalete dönüşür. Siz burada ‘seçici bir adalet’ uyguluyorsunuz. Kendi atadığınız daire başkanlarını, genel müdür yardımcılarını kurtarırken; taşrada, sahada çalışan Milli Emlak uzmanlarını, müfettişlik hakkı elinden alınmış denetmenleri neden görmezden geliyorsunuz? Bu yapılan, devlet bürokrasisi içinde bir imtiyaz alanı yaratmaktır. Liyakatle gelinen müfettişlik kadrolarını, birer siyasi ödül mekanizmasına dönüştürme çabasıdır.
Bu torba kanunun içinde belediyelerin yetkileri kısıtlanıyor, Bakanlığa sınırsız taşınmaz devri yetkisi veriliyor, Kentsel Dönüşüm Başkanlığına denetimsiz mali güç aktarılıyor. Yani bir yandan merkezi idareye muazzam bir ‘mülkiyet ve para yönetimi’ yetkisi verilirken; diğer yandan bu mülkiyeti denetleyecek olan kadroların da hakları tırpanlanıyor. Siz aslında şunu söylüyorsunuz: ‘Biz hazine taşınmazlarını istediğimiz gibi yönetelim ama bizi denetleyecek olan kadroları de zayıflatalım.’”