banner257

DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRMESİN!

Demokrasi dediğimiz değerin,kavramın,yönetim şeklinin...

Adına ne dersek diyelim temel kuralları vardır.

Bilinen kuralları olmasına karşın demokrasi gelişen bir şeydir de.

Biz henüz gelişme safhalarını göremedik ancak temel kurallarını anlamaya ve yaşamaya  çalışıyoruz diyelim.

Demokrasinin basit kurallarını şöyle bir hatırlayalım isterseniz.

Seçme ve seçilme hakkı,eşitlik ilkesi,temel hak ve özgürlükler...

Bu söylediklerimiz kabaca demokrasinin direği diyebileceğimiz temel kaidelerdir.

Bu yazının teması da temel hak ve özgürlüklerin içinde yerini bulan özgür düşünce ve düşüncenin özgürce ifade edilebilmesi meselesidir.

Yani özgür basın dediğimiz olay.

Haber yapmak,yazmak,söylemek,araştırma yapmak falan fillan...

Düşüncelerini yazıya aktarmak insana çok keyif veren bir iştir aslında.

Ancak...

Bir şeyi düşünüp de söyleyememek veya yazamamak insana en büyük işkencedir.

Söyleyip yazamadıktan sonra özgürce düşünüyor olmanın 'düşünce özgürlüğü'kapsamında bir anlamı da yoktur.

Peki...

Özgürce yazmaktan ne anlamalıyız?

Aşağı yukarı yedi yıldır köşe yazısı yazıyorum.

Acizane yazı yazmaya ve düşüncelerini aktarmaya çalışan biri olarak...

Özgür yazı yazmak konusunda iddialı bir sey söylemek istersem eğer...

Beni geçin,bu zamanda Türkiyede anlı şanlı,korkusuz ve cesur diyebileceğimiz hangi yazar,gazeteci veya medya patronu kim olursa olsun...

Beyninden yüreğinden geçenlerin hepsini özgürce yazıp aktaramadıklarını iddia edebilirim!

Evet...   

İçinde bulunduğumuz konjonktür böyle...

Kimilerine göre ülkede herkes özgür, herkes istediğini yazıp çiziyor gibi gelebilir.

Fakat kazın ayağı hiç de öyle değil maalesef.

Bazen meramınızı anlatmak için kelimelere kırk takla attırmak zorunda kalıyorsunuz.

Peki...

Bana göre özgür yazı yazmaktan ne anlamalıyız?

Bırakın siyaseten eleştirdiğiniz veya hiç hoşlanmadığınız insanları...

Herkesin ittifakla sevmediği dünyanın en kötü insanı diyebileceğimiz birine dahi yazınızda hakaret etmek özgür yazı yazmak değildir.

Bunu demokrasinin ve dolayısıyla özgür yazı yazmanın amentüsü saymalıyız.

Her türlü eleştiriler terbiye ve nezaket sınırını aşmamalıdır.

Bu sınırlar dahilinde her türlü eleştiriyi yapabilmenin anamızın ak sütü gibi bir hak olduğuna inanıyorum.

Hangi kesimden,hangi görüşten olursa olsun...

Yaptığı işine,sıfatına,liyakatına ve makamına bakmadan olumlu veya olumsuz görüşler yazılabilmelidir.

Vay efendim ''Böyle yazarsam,hükümet ne der,yargı ne yapar,gazetem kabul eder mi?''tüm bu endişelerin olmaması icap eder.

Bu bir yazar için hava gibi lüzumludur.

Bu endişelerin olmaması bir yazar için özgür yazı yazmanın zenginliği ve refahı demektir.

Aksi halde ''Kimi küstürürüm,hangi kesimi kendime düşman ederim'' veya ''bu köşe yazısının sonunda basın savcılığı beni arayacak mı'' sorularını beyninde taşıyan bir yazarın ne demokrasiye ne bu topluma ne de kendisine faydası olmayacaktır.

Gerisi 'dostlar alışverişte görsün'tarzından başka bir şey değildir.

Zira...

Hali hazırda özgür yazı yazmanın iklimi olmadığından mütevellittir ki...

Toplumumuz övgü veya eleştiri, hangi tür yazı olursa olsun içinde bir şüphe veya çıkar ilişkisi aramaktadır.

Düşüncesini söyleyenlere ve yazıp çizenlere itimadımız kalmamıştır.

Tabii birbirimize de...

Daha özgür ve sağlıklı günlerde yaşamak umuduyla...

Saygılarımla... 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ümran ORALI
Ümran ORALI - 4 ay Önce

Çok doğru Şaban Bey özgürce yazamadıktan sonra özgürce düşünmüşsün neye yarar? Amaç biraz da olsa halkı uyandirabilmek. Kaleminize sağlık.

banner310