Erciyes Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle basın açıklaması yaptı. Platform adına konuşan avukat Sena Özdemir, “Bugün özellikle hatırlanması gereken kadınlar; Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Suriye’de ve dünyanın dört bir yanındaki zulüm gören, savaşların, ayrımcılığın, şiddetin ve adaletsizliğin pençesindeki kadınlardır. Onların çığlıkları duyulmalı, insanlık vicdanı harekete geçmeli ve bu zulüm bir an önce son bulmalıdır” dedi.
Kayseri Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlenen basın açıklamasında Erciyes Kadın Platformu adına açıklama yapan avukat Sena Özdemir, 8 Mart’ın yalnızca bir anma günü olmadığını belirterek, kadın haklarının savunulmasıyla özdeşleşmiş bu günün aynı zamanda dünyanın farklı coğrafyalarında hakları ihlal edilen kadınları hatırlamak için de önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Özdemir, “Bugün, kadınların haklarının savunulması ile özdeşleşmiş olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü idrak ediyoruz. Tüm dünyanın gözlerinin kadın haklarına çevrildiği bugün, sadece kadını tanımlamakla bırakılmayıp, aynı zamanda mazlum coğrafyalarda zulme uğrayan, hakları gasp edilen kadınları da hatırlamak için bir vesiledir” diye konuştu.
Türk-İslam kültüründe kadınların tarih boyunca toplumun inşasında önemli roller üstlendiğini belirten Özdemir, kadınların ilimden toplumsal hayata kadar pek çok alanda aktif rol aldığını vurguladı. Kadının ailede ve toplumda üstlendiği sorumlulukların büyük bir değer taşıdığını ifade eden Özdemir, “Bizim kültür ve geleneğimizde kadınlar ilimin, bilimin, imaretin, ibadetin ve toplum inşasının baş rolleri olmuş; erkeklerle birlikte toplumun nitelikli bir diğer yarısı olarak görevini layıkıyla yerine getirmiştir. Türk-İslam medeniyetinin inşasında sultan, gevher ve hocahanım olarak; savaşlarda ve zor zamanlarda ise ana, bacı ve nene olarak kutsal bir rol üstlenmişlerdir” ifadelerini kullandı.
Modern dünyada kadınların farklı sorunlarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Özdemir, kapitalist sistem içerisinde kadınların metalaştırıldığına dikkat çekti. Kadınların annelik ve toplumsal rollerinden koparılarak farklı bir konuma itildiğini ifade eden Özdemir, Türk toplumunda kadınların gerektiğinde ülkenin savunmasında da önemli görevler üstleneceğini belirtti.
Batı dünyasındaki kadın hakları söylemlerine de değinen Özdemir, bu anlayışın zaman zaman ideolojik bir seçicilik taşıdığını savundu. Özdemir, bazı bölgelerde yaşanan insan hakları ihlallerine karşı yeterli tepki verilmediğini öne sürerek, “Kadınların ağır işlerde çalıştırılmasını büyük bir özveriyle savunan bu anlayış, Suriye hapishanelerinde bekar girip doğum yapan kadınlara sessiz kalmıştır. İranlı kadınlara özgürlük dileyen batı zihniyetinin, İranlı kız çocukları planlı bir şekilde okulda bombalanıp katledildiğinde dilsiz, kör ve sağır kesilmesi bu durumun açık bir göstergesidir. Annelik, eşlik, evlatlık bağlamlarından koparılıp savunmasız bırakılan ve yalnızlaştırılan kadınlarımız bu sarmalın ne denli bozuk olduğunu artık anlamaya başlamışlardır” dedi.
Kadın haklarının yalnızca belirli alanlarla sınırlı şekilde ele alınmaması gerektiğini dile getiren Özdemir, kadınların toplumsal hayatta saygın ve korunmuş bir konuma sahip olması gerektiğini söyledi. Özdemir, kadın haklarının aile içindeki konumdan çalışma hayatına, annelikten sosyal hayata kadar geniş ve kapsayıcı bir perspektifle ele alınması gerektiğini vurguladı.
Dünyanın farklı bölgelerinde savaş, şiddet ve ayrımcılık nedeniyle zor şartlar altında yaşayan kadınlara da dikkat çeken Özdemir, özellikle Gazze, Doğu Türkistan ve Suriye’deki kadınların yaşadığı sıkıntıların unutulmaması gerektiğini belirtti. Özdemir, “Bugün özellikle hatırlanması gereken kadınlar; Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Suriye’de ve dünyanın dört bir yanındaki zulüm gören, savaşların, ayrımcılığın, şiddetin ve adaletsizliğin pençesindeki kadınlardır. Onların çığlıkları duyulmalı, insanlık vicdanı harekete geçmeli ve bu zulüm bir an önce son bulmalıdır” diye konuştu.
Özdemir, açıklamasının sonunda şiddetin olmadığı, adaletin, barışın ve eşitliğin hakim olduğu bir dünya temennisinde bulunarak, “Evlerimizden başlayarak mahallelerimizde, şehirlerimizde ve küresel ölçekte kadına, erkeğe ve tüm canlılara karşı her türlü şiddetten arındırılmış; adaletin, barışın ve eşitliğin hüküm sürdüğü bir dünya inşa edilmesini temenni ediyoruz” ifadelerini kullandı.