Büyükşehir eski Belediye Başkanı, Ankara’nın yenik Büyükşehir adayı, Kayseri Milletvekili, Çevre ve Şehircilik eski Bakanı, AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, "Elektrik ve doğalgaz faturasının yarısını devlet ödüyor. Doğalgazın yüzde 75'ini devlet karşılıyor. Doğalgaz bir vatandaşa 1000 liralık geliyorsa aslında o fatura 4000 liralık" buyurmuşlar.
Bu sözleri sarfettiği TV Kanalı AHaber.
Tabii burada, kendisinin onayından geçen sorular dışında soru sorulmayacağını biliyor.
O da, tek merkezden bestelenen şarkıyı büyük bir ustalıkla icra ediyor.
Zira bunlar Millete, ne söylesek yuttururuz sanmaya devam ediyorlar.
Mesela;
Televizyon kanalı gibi bir televizyon kanalında, gazeteci gibi gazetecinin programında kendisine aşağıdaki soruların sorulacağından eminler, o nedenle Sahibinin Sesi TV Kanallarında, akredite! edilmiş gazetecilerin çağrılı olduğu toplantılarda konuşuyorlar;
Özhaseki’nin yaptığı açıklamaları okurken şöyle bir düşündüm.
Son zamları benim de katıldığım bir TV Programında bu şekilde savunsaydı, ben hangi soruları sorardım;
1. Sayın Özhaseki, 4 bin liralık doğalgaz faturamızın 3 binini Devlet ödüyor diyorsunuz, bu parayı maaşlardan toplayıp ödemiyorsanız, yine benim cebimden ödediğinizin farkında mısınız?
2. Bizim eve gelen elektrik faturasının yarısını de Devlet ödüyor diyorsunuz. Bu parayı nereden buluyorsunuz?
3. Vatandaş ve Devletin önündeki bu ödenemez ağır faturalarda, izlediğiniz günlük ve sakat ekonomik uygulamalarla paramızı pul edişiniz ne kadar rol oynuyor?
4. Avrupa ülkelerinden daha ucuz benzin, mazot, gübre, doğalgaz kullandığımızı söylüyorsunuz da, Avrupa ülkelerinde uygulanan asgari ücretin, ülkemizdeki ücretlerin beşte biri, sekizde biri olduğunu neden görmezden geliyorsunuz?
5. Ülkedeki acınası ekonomik görünümde, ısrarla ve inatla uyguladığınız çarpık ve yanlış ekonomik uygulamaların hiç mi payı yok?
6. Aynı ilden seçildiğiniz dönemin enerji bakanının ülkedeki tüm enerji yapılarını babalar gibi özelleştirmesi, kayırılmış partililere GES Ruhsatları dağıtmasının, gelinen bu enerji krizinde ne kadar rolü var?
7. Elektrik faturalarımızın bu kadar ulaşılmaz rakamlarla önümüze konulmasında, yakmadığımız elektriğin yani kaçak kullanımın, yapılmadık yatırımların bedelinin aramızda pay edilişinin ne kadar rolü var. Neden faturalardaki kayıp kaçak bedeli ve diğer kalemleri yuvarlayıp koyuyorsunuz önümüze?
8. Temel Gıda Maddelerindeki devasa artışlarda, benzin-mazot fiyatlarının yüzde yüzün artması ne kadar rol oynadı?
9. Bu kalemlerden KDV’yi 7 puan düşürdünüz, oluşacak bu açığı nasıl kapatacaksınız?
Beyler, ağalar, efendiler, Sayın Özhaseki doğru söylüyor belki.
Enerji faturalarının bir bölümü sübvanse ediliyor olabilir.
Ama bu faturaların bedeli yine size zam ve vergi olarak dönecektir.
Zira mesele daha derin.
İktidarın önce “Ekonomi neden bu hale geldi?” sorusuna yanıt araması gerekir.
Enflasyon böyle yükselmeye devam ederse, 1 liralık mal ihraç edip 2 liralık mal ithal etmeye devam edersek, enerji fiyatlarının sübvanse edilmesi, temel gıdada KDV’yi yüzde bire indirmek, kanserli hücreye yara bandı yapıştırmaktan öte işe yanamaz.
Sizin iktidarınızın ilk yıllarında, paramızdan 6 sıfır atıldığında 1 Dolar için 1 lira 33 kuruş ödüyorduk.
İktidarınızın 20. yılında 1 dolar 13 lira 60 kuruş.
Davetli olduğumuz düğüne 25-30 lira verip aldığımız çeyrek altınla, utana sıkıla giderdik.
Şimdi düğünlerde çeyrek altın takanlar, parmakla gösterilir hale geldi.
Kamunun fabrikaları ile, kurumlarının gücü ile övünürdük, babalar gibi sattınız, yok ettiniz.
Türk Silahlı Kuvvetleri gurur kaynağımız idi. Paramparça ettiniz, tesislerine, sahalarına, okullarına, hastanelerine, sosyal tesislerine bile el koydunuz.
Ülkenin ekonomik çıkarlarından önce, beşli çetenin ekonomik geleceğini göz önünde bulundurdunuz, onların 50 yıl sonra bile borçlandırdıkları Türkiye Cumhuriyeti’nden alacaklarını rahat alabilmesi için İngiliz Mahkemelerini yetkilendirdiniz.
Kamudan liyakati kaldırdınız, kamu kuruluşlarını ve yıllarca yönettiğiniz belediyeleri, ‘Sen-ben-bizim oğlan’ın çiftliği yaptınız.
Güzel ülkemi, bir takım yabancıların ayrıcalıklı bir hayat sürdüğü Mülteci ve sığınmacı Cennetine çevirdiniz.
Ülkenin demografik yapısını değiştirdiniz, köylerimizde artık ışıklar söndü, tarlalar ekilemiyor, binlerce hayvanın beslenebileceği besi tesisleri kapalı ve virane.
Gelinen noktada, artık ne bizi, ne yabancıyı ikna edebiliyor, inandırabiliyorsunuz.
Ondandır, çağdaş ülkelerin yüzde 1 ile borçlandığı uluslararası piyasalardan yüzde 8 ile bile borç para bulmamanız.
Ondandır, dün şerefsiz dediklerinizin kapısını bile para için zorlamanız.
Ondandır tencerelerde et yerine artık dert kaynamaya başlaması.
Et demişken, kırmızı etin yüzde 8 olan KDV’sini önce yüzde 18, bir gün sonra yüzde 1’e hangi geri zekalı indirdi, ne gibi işlem yaptınız o adam ve ekip hakkında?
Ülkenin bu hale gelişi ne uğruna göze alındı derseniz.
Atatürk’ün kurduğu Demokrasiyi ve Cumhuriyeti sizin istediğiniz şekle dönüştürme uğruna.
Yapamadınız, yapamayacaksınız.
Hani şu 6’sı bir araya gelen, sizin yıkım ekibi dedikleriniz var ya, onların ayak sesleri her gün biraz daha gür şekilde gelmeye başladı kulaklara.
Sizin için yıkım ekibi olabilirler ama millet onları “Onarım Ekibi” olarak görmeye başladı bile.
Size gelince, hala önünüzde bir fırsat var.
Güzel ülkemi fabrika ayarlarına döndürecek adımları bir an önce atın, muhalefetten önce bunu sağlayın.
Yeniden tam ve eksiksiz demokrasi, yeniden bağımsız adalet, yeniden Türk Milleti diye yola çıkın.
Eğer inandırabilirseniz bu Mazlum Milleti, ancak o zaman size bir şans daha verecektir.