banner257

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ Mİ TEHLİKELİ ZİNAMI?

İstanbul Sözleşmesi için bende bir kaç söz söylemezsem dilim şişerdi.

Cumhur İttifakı ve destekçileri Türk aile birliğini bozuyor gerekçesiyle

İstanbul Sözleşmesinden çıkılmasının çok doğru bir iş olduğu görüşündeler.

(çıkmak için on senedir niye beklenildi onu da anlamak mümkün değil.)

İstanbul Sözleşmesinin bilhassa 3. ve 4. maddelerinin eşcinsel birlikteliği özendirici mahiyet taşıdığını ve bu işin sözleşmeyle yasal hale getirildiğini...

Sözleşmeyle hayata geçirilen kadının beyanı esas alınarak evden uzaklaştırma uygulamalarının aileleri parçalama amacına hizmet ettiğini savuna gelmekteler.

Hülasa...

İstanbul Sözleşmesinden çıkılmasıyla beraber Türk aile yapımız, geleneklerimiz

aile saadetimiz korunmuş..!

Mutlu evlilikler, toplum ahlakı, gençlerin cinsel kişilikleri teminat altına alınmıştı!

Asıl kanayan yaramız olan ''Kadına Şiddet'' meselesi ise o kadar da abartılacak mesele değildi!

İstanbul Sözleşmesini okudum.

Allah kitap hakkı için şunu rahatlıkla söyleyebilirim.

İstanbul Sözleşmesindeki tüm maddelerin özünde kadına şiddetin... Genel olarak ta...

Sözleşmenin 3.ve 4.maddesinde belirtilen cinsiyet ayrımı gözetmeksizin her türlü şiddet olaylarının tüm insanlara karşı uygulanmasının önüne geçmeyi amaçladığını gördüm.

3.ve 4.Maddede cinsel tercihler olarak addedilen genelde adına LGBTT denilen,(eşcinsel,lezbiyen, homoseksüel, gey, travesti) kesimi içine almaktadır.

İstanbul Sözleşmesine karşı çıkanlardaki endişe de buradadır.

Güya,bu maddelerde adı geçen 'cinsel tercihler' ifadesi toplumu özendirici mahiyet arz etmektedir.

Bana göre...

Bu savlar çok gereksiz endişe ve vehim ürünü düşüncelerden başka bir şey değildir.

İnsanoğlunun yazılı tarihi olan yedi bin yıllık yaşam serüveninde bu tür cinsel eğilimleri ve tercihleri farklı insanlar hep var olmuştur ve insanlık var oldukça da var olacaktır.

Normal vatandaşı, sanatçısı, bilim adamı, sultanı, kadını erkeği hiç fark etmez.

Konumu, sınıfı, statüsüne de bakmaz.

Bazen öyle durumlar görülür ki insanın kendi elinde bile değildir.

Neler duyduk neler gördük.

Hiç ummadığınız insanların öyle cinsel eğilimlerini duyarsınız ki aklınız şaşar.

Mahsun Kırmızıgül’ün ''Güneşi Gördüm'' filmi bu konuyu çok sarsıcı bir şekilde sinemaya aktarmıştı.

Bu işler öyle yok saymakla, günahkar ilan etmekle,yakmakla yıkmakla halledilecek bir mesele değildir.

İstanbul Sözleşmesinin niye daha önce kabul edililip (2011) şimdi neden vazgeçildiği mülahazlarına girmeyeceğim.

İstanbul Sözleşmesiyle beraber kadınların az da olsa kazandıkları haklara girmeyeceğim.

(Kadın sığınma evleri, telefon hatları,koruma kararları...)

Tüm bunları geçtik diyelim.

Bizim öyle büyük bir sıkıntımız var ki...

Bence buna bir çözüm bulunmalı diye düşünüyorum.

O da: Zinadır.

1926 Yılında Türk Ceza Kanununa konulan 440-441 maddeleri evli kadın veya erkeğin evlilik akti dışında yapılan beraberlikleri suç saymaktaydı.

1996 Yılında Anayasa mahkemesinin önce 440 daha sonra da 441 i TCK dan kaldırmasıyla...

Zina suç olmaktan çıkarılmış...

Evli kadın veya erkek arkasına bile bakmadan evini barkını, çoluğunu çocuğunu terk ederek istediği kişiyle beraber olabilmektedir.

'Körün aradığı bir göz Allah verdi iki göz' diye halkımız arasında güzel bir söz vardır.

Tam da bu yaşananlara uygun düşmektedir.

Ev,eş,çoluk,çocuk değerlerini bilmeyen cahil insanlarımız bu başı boşluktan ziyadesiyle yararlanmaktadırlar.

Zinanın ceza kanununda serbest bırakılmasıyla Türk aile yapısı diye bir şey kalmamıştır.

Gündüz kuşağı kadın programlarının neredeyse tamamı bu konuları işlemektedir.

Eğer ki...

Yerinde ve doğru bir iş yapılacaksa...

İstanbul Sözleşmesini kaldırmak veya kaldırıldığını savunmak yerine...

Acilen...

Zinanın tekrar suç sayılması ve ilgili yasaların TCK ya konulması sağlanmalıdır.

Belki bir nebze, kanun zoruyla da olsa çok arzu ettiğimiz Türk aile yapısı korunabilecektir.

Saygılarımla.

YORUM EKLE

banner310