Bir tam gün, evet bir tam gün, alın elinize kumandayı, TV Kanallarını tek tek dolaşın.
Yetmez, birkaç kez gezinin kanallar arasında.
Sonra bir daha..
En çok reyting, Müge Anlı’nın kayıpları bulduğu program ve benzerleri tarafından alınıyor.
Ciddi ciddi kanallarda, kadrolu tartışmacılar var hani..
Her ota maydanoz isimler.
Ellerinde çubuklar, Dünya Haritası üzerinde senaryolar üretip ahkam kesiyorlar.
Siyaseti onlar biliyor, askeri konularda uzmanlar, Ortadoğudaki gelişmeler onlardan sorulur, ekonomi dahisi kesilirler konuşurken, sosyal gelişmeler onlardan sorulur, hepsi çok bilmiş pozlarında, iki ay tv ekranlarında gözükür, sonra kitap pazarlamaya başlarlar.
Tek görevleri vardır bu anlı! şanlı! yorumcuların.
İktidarın uygulamalarını şirinlik ambalajında paketleyerek vatandaşa yutturmak.
Yaktıkları yağ miktarı kadar, yalakalandıkları kadar liyakat ve maaş alırlar.
Zam kelimesini ‘Fiyat güncellemesi’ diye yutturmakta mahirler.
Onlara göre, mutlu ve huzurlu ülkenin müreffeh halkıyız.
Bir elimiz yağda, bir elimiz balda..
Ara sıra doğruları, yaşananları, gelecekte ülkemizi, insanımızı bekleyen tehlikeleri dillendiren yorumcular da çıkar hani.
Ama onlar hemen itibarsızlaştırılır.
Biri İslam Ahlakından mı bahsediyor, yazılı olmayan bir genelgeyle aforoz edilir.
Çıkacak ekran bulamaz.
Eskiden, Yaşar Nuri Öztürk, Zekerriya Beyaz ve son olarak İhsan Eliaçık, Mustafa Öztürk örneğinde olduğu gibi..
Ya da biri çıkıp ‘Ortadoğu bataklıktır, oradan uzak duralım’mı dedi..
Mutlaka içeri atılmalıdır, mücadele ettiği ilkelliğin bir mensubu ya da kestirme 'Ajan bu' suçlaması ile konur hücreye, hastalığına sağlığına bakılmaksızın..
Hanefi Avcı, Ahmet Şık, Enis Berberoğlu, Hüsnü Mahalli, Merdan Yanardağ, Fatih Altaylı gerçeğinde olduğu gibi..
Günümüzde özgürce yazı yazabilmek, yönetenlere Ulvilik atfetmekten geçer..
TV Ekranları, ‘Yalanı essah’ kadar güzel söyleyebiliyorsanız, size sonuna kadar açıktır.
Yorumlarınızda ‘ama’, ‘fakat’ gibi kelimelerden uzak duracak, takıldığınız noktada “Vardır büyüklerimizin bir bildiği” esrarengizliğine, kolaycılığına sığınacaksınız.
Dış borç stoğu, bütçe açığı, kamu ihaleleri, hükümetin personel politikaları, eğitimde gelinen pespayelik noktası, dünyanın en pahalı akaryakıt ürünlerinin ükemizde satıldığı ya da Almanya'nın 3 katı fiyata ülkede et satıldığı gerçeği, sağlıkta gelinen fiyasko, dış politikada yaşanan seviyesizlik, tarımda kendi kendine yeten ülke olmaktan çıkarak, nohut bile ithal eder duruma gelmemiz, gavurun kokuşmuş etlerini bize kakalaması gerçeği, hariciyemizin Mısır, Libya, Irak, Suriye ve İsrail’den sonra, dünya devleri ABD, Avrupa ve Rusya ile yaşadığı sorunlu süreçler, toplumun açlık ve yoksulluk sınırında açlığın ve yoksulluğun pençesinde çektiği çileyi konuşmaya kalkmayın maazallah, önce işinizden, sonra özgürlüğünden edilirsiniz.
Hitler’in Propaganda Bakanı Joseph Goebbels, derdi ki;
- Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar.
- Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, o söylemin nereden geldiğini unutacak ve kendi fikri gibi benimseyerek savunacaktır.
- Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanıp kendilerini adamaları o kadar kolaylaşır. Çünkü herkes büyük bir şeyin parçası olma fikrine bayılır.
- Halkı her zaman ateşlemelisiniz, asla soğumalarına ve düşünmelerine izin vermeyin.
- Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin, asla rakibinizin üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin, asla kendinizden ve taraftarlarınızdan başkalarına serbest hareket alanı bırakmayın, asla kabahat ve suç üstlenmeyin, sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın.
- Kimin haklı olduğu değil, kimin sesinin daha gür çıktığı önemlidir. İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse, o kazanır.
- Önemli olan aydınlar değil kitlelerdir. Çünkü kitleleri kandırmak her zaman çok daha kolaydır. Bana sadece vicdansız bir medya ve karizma sahibi bir lider verin, size bilinçsiz bir halk ve girdiği her seçimi kazanan yıkılmaz bir parti sunayım.
Allah var, bizimkiler zaman zaman çıkıp yaptıkları hataları ‘kandırıldık’ ambalajına sarıp millete yutturuyor.
Ama onun dışında yöntem aynı yöntem.