banner257

OLMADI SAYIN VALİM!

Bazen olayları algılamakta zorluk çekiyorum.

Acaba ''bende mi bir gariplik var'' dediğim olmuyor değil.

Geçenlerde Diyarbakır valisi Münir Karaloğlu'nun ülkemizdeki istihdam meselesiyle ilgili verdiği bir röportaj benzer şeyi yaşamama sebep oldu diyebilirim.

Sayın vali;''işsizlik diye bir şey yok,mesleksizlik var''dedi.

İnsanların cuma günü cami çıkışında en çok bu kanuda kendilerini rahatsız ettiklerini, hatta arabasına binmekte dahi zorlandığını ifade etti.

Devamında ise; iş arayanlara ''ne iş yaparsın diye sorduğumda her işi yaparım dediklerini, her işi yaparım diyenin hiç bir iş yapamayacağını''söyledi.

Lafı eveleyip gevelemek istemiyorum..

Diyarbakır valisinin devletin en üst düzey temsilcisi olarak bu esef verici konuşmasıyla devleti iyi bir şekilde temsil edemediğini...

Aksine...

İşsiz ve mesleksiz insanları rencide ettiğini düşünüyorum.

Vali beyin bu konuşmasını sermaye kesimini temsilen biri yapmış olsaydı, hiç garip karşılamazdım doğrusu.

Üstelik bu zamana kadar çok duydum buna benzer lafları.

 'Tuzu kuru' diyebileceğimiz ve gerçeklerden bi haber birilerinden ''Çalışana iş çok,herkes masa başı iş istiyor'' falan filan...

Ama...

Bunu devletin en üst düzey temsilcisinin söylemesi en azından devletin istatistik kurumuna haksızlık.

Çünkü...

Devletin resmi kuruluşu Tüik'in son açıkladığı işsizlik rakamı 13,8 dir.

Gene Tüik'in verdiği bilgiye göre ülkemizdeki işsiz sayısı yaklaşık 4 milyon.

Diskin ve diğer araştırma kurumlarının rakamları çok daha yüksektir.

Burada o rakamları vererek sayısal polemiğe girmek istemiyorum.

Benim muradım başkadır.

T.C devleti kendi 'işsizlik meselesini' kabul edip bunun istatistiğini bile yaparken...

Devleti temsilen bir valinin 'işsizlik diye bir şey yok' beyanatı abesle iştigaldir.

Sayın valimizin bu beyanatında can acıtıcı ve Türk insanını incitici çok daha önemli bir husus vardır bana göre.

Sayın vali konuşmasında;işsizlikten muzdarip insanların sorunlarının işsizlik değil,'mesleksizlik' olduğunu ifade ediyor olmasıdır.

Vali bey,sanırım unutmuşlardır,hatırlatmakta fayda görüyorum.

Ülkemizde üniversite mezunlarının %30 u işsizdir ve fırsatını bulan gençler güzelim ülkelerini terk ediyorlar ne yazık ki..

Yani...

Buradan anlaşılacağı üzere asıl sorun 'mesleksizlik'sorunu değildir!

Evet...

Neticede iş arayan insanların bir çoğunun mesleklerinin olmaması,bireysel hatanın ötesinde...

Ülkemizde uzun yıllara dayanan yönetimsel ve eğitimsel bir zaafiyetin göstergesi olsa gerektir.

Ve bu durum bir sonuçtur.

İyi bir planlama ve eğitimle 'mesleksiz' diye ayıpladığımız insanlar daha elverişli hale getirilebilirdi pekala.

Dünyada bunu başarmış ve insanların nasıl daha elverişli hale getirildiğinin örnekleri çoktur. 

2.Dünya harbinden mağlup çıkan Almanya bu konuda hem bize hem dünyaya çok iyi bir örnektir.

1960 Yılında yüzbinleri bulan bizim 'mesleksiz' diye hakir gördüğümüz Türk insanının bir çoğu...

Yol bilmez,iş bilmez,eğitimsiz bir vaziyette gittikleri  Almanyanın ekonomisine katkıda bulunmuşlardır.

Planlı üretim modeli içinde Almanyayı bugün ki zirveye taşımışlardır.

Bugün sayıları iki milyonu bulan Türk vatandaşları, Almanya da her sahada kendilerini ispatlamışlar...

Spordan tutun,ticaret ve sanata kadar her sahada ve hatta...

Alman parlamentosuna 14 milletvekili ile katılma başarısını gösterebilmişlerdir.

Bu başarıları gösterenler insanlar...

Daha dün ülkemizde yararlanamadığımız,gurbet ellere göndermek zorunda kaldığımız bir çoğu eğitimsiz köyünde kasabasında çobanlık yapan insanlardı.

Demek ki...

İnsanlara ne verirseniz onu alıyorsunuz.

İnsan su misali bulunduğu kabın şeklini alırmış.

Sonuç olarak...

Almanya yedi kat yabancıyı getirip ülkesinde ekonomiye faydalı hale getirebildi ise biz kendi insanımıza bunu neden yapamayalım?

Tabii ilk önce insanlarımıza gereken değeri verip defolu muamalesi yapmamalıyız.

Hele hele...

Yönetici durumundaki insanların sonuçlara bakarak insanları katagorize etmesinin hiç bir olumlu yanı yok diye düşünüyorum.

Yarından tezi yok...

Toplumları yönetme durumunda olan veya buna talip olacak insanların ilk yapacakları işin...

Ülkemizdeki istihdamın önündeki en büyük engelin iş sahalarının yetersizliğine bir çare bulmalarıdır.

Ayrıca...

Eğitimsiz ve meslek sahibi olamamış insanlarımızı meslek sahibi yapma konusunda çaba göstermeleridir.

Bunun dışında yapılan işlerin ve söylenen sözlerin ne bu  insanlara ne de toplumun gelişmesine faydası yoktur.

Bu itibarla, sayın valimizin tezelden Diyarbakır'da bir planlama yaparak...

Nereye, ne kadar ve hangi zanaat kolunda ihtiyaç var ise meslek edindirme kursları açması uygun olacaktır.

Devlet her şartta ve zeminde vatandaşından ilgisini,emeğini ve şefkatini esirgememelidir.

Vatandaş olarak 'Baba' bildiğimiz devletimizden beklediğimiz budur.

Babalar evlatlarını hakir göremez!

YORUM EKLE

banner310