escort ankara escort ankara escort ankara escort ankara ensest porno

banner257

PROBİYOTİKLERİN BARSAK SAĞLIĞI, OBEZİTE VE DİĞER HASTALIKLARDAKİ ROLÜ


*Sağlıklı yaşamdaki en önemli basamaklar; vajinal doğum ile doğmak ve en kısa sürede anne sütüne kavuşmaktır.

Doğumdan hemen önce yenidoğanın gastrointestinal sistem (gis) mikrobiyotası steril iken, doğum sırasında yutulan annenin vajinal ve fekal florası ile bebeğin vücut florası oluşmaya başlar. Bu mikrobiyota, annenin kullandığı ilaç ve probiyotikler, doğum şekli, bebeğin stres durumu, doğum sonrası beslenmenin anne sütü ya da mama olmasına göre değişiklik gösterir. Anne bebeğini en kısa süre içinde emzirmeye başlarsa; anne sütünde bulunan probiyotik ve prebiyotikler sayesinde, kolondaki olası zararlı bakteriler fermente edilir ve bifidobacter ve lactobacillus grubu yararlı bakteriler hızla çoğalmaya başlar. İlk haftanın sonunda bebeğin barsak florasının %70-80'ini bu yararlı bakteriler oluşturur. Sağlıklı yaşamdaki en önemli basamaklar bunlardır. Yani vajinal doğum ile doğmak ve en kısa sürede anne sütüne kavuşmak..

Yararlı bakterilerin yani probiyotiklerin insanlar tarafından kullanımı eskiye, 1960'lı yıllara dayanmaktadır. Probiyotik terimi Yunancada "pro bios" dan ( pro;için, bios;yaşam) gelmekte olup "yaşam için" anlamındadır. Besinlerle ya da ayrıca destek amaçlı alınan probiyotikler; bakteri ve mayalardır. Kapsül, tablet, saşe veya toz halinde alınabilir. Probiyotik içeren besinler; yoğurt, kefir, peynir, turşu gibi çeşitli fermente besinlerdir.

Sağlıklı bir insanda sindirim sistemindeki yararlı ve zararlı mikroorganizmalar denge halindedir. Dengenin bozulduğu, enfeksiyon, ishal, antibiyotik kullanımı gibi durumlarda yararlı bakterilerin miktarındaki azalma sonucu, zararlı patojenler hızla çoğalarak mukozalara yerleşmeye çalışırlar. Böyle durumlarda dışarıdan ek olarak verilen probiyotikler, boş kalan mukozaya yerleşmek için zararlı patojenlerle yarışa girerler ve onların yerleşmesini engellerler.

*Probiyotiklerin barsak sağlığı ile birlikte; obezite, insülin direnci, diyabet, kanser ve immün sistem hastalıkları ile ilişkisi vardır.

Hipokrat günümüzden 2500 yıl kadar önce “tüm hastalıklar barsakta başlar” sözü ile barsak sağlığının ne kadar önemli olduğunun altını çizmiştir. Günümüzde barsak sağlığının obezite, insülin direnci, diyabet, kanser ve immün sistem hastalıkları ile ilişkili olduğuna dair bilimsel veriler bulunmaktadır. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda ise; barsak florasının bazı hormonların salınımında etkili olduğu ve flora dengesi bozuk olan kişilerde buna bağlı obezite geliştiği belirlenmiştir. Çalışmalarda, probiyotiklerin bağırsak duvarını koruyarak ve geçirgenliği azaltarak zararlı maddelerin kan dolaşımına geçmesini engellediği belirtilmektedir.

Probiyotik tüketimi; inflamatuvar barsak hastalıkları, antibiyotik ilişkili ve akut infeksiyöz ishaller, kabızlık, kısa barsak sendromu, atopik hastalıklar( astım, egzema, alerjik rinit), Helicobacter pylori tedavisi , besin duyarlılıkları ve besin alerjilerini önlemekte ve tedavi etmektedir.

*Probiyotiklerin Obezite Üzerindeki Rolü

Dünya Sağlık Örgütü 2014 verilerine göre obezite 1980 li yıllardan günümüze 2 kattan fazla artmıştır. Dünya yetişkin nüfusunun %39’u kilolu ve %13’ü obezdir. Araştırmalarda obez bireyler, normal kilolu bireylerle karşılaştırıldığında, obez bireylerin barsaklarındaki probiyotiklerin normal kilolulardan daha az olduğu görülmüştür. Obez bireylerin barsaklarındaki zararlı mikroorganizmalar nedeniyle tükettikleri besinlerden daha fazla kalori aldıkları ve dışkıyla daha az besin attıkları bulunmuştur. Bu negatif durumun, kilo verildikçe iyileştiği görülmüştür.

Probiyotikler, folik asit, B grubu ve K vitaminlerinin sentezlenmesini sağlayarak; magnezyum ve kalsiyum minerallerinin emilimini arttırırlar. Magnezyum ve kalsiyum minerallerinin obezite ile ilişkisi oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalarda obez bireylerde, magnezyum eksikliğinin daha çok görüldüğü bulunmuştur. Yüksek düzeyde kalsiyum alan bireylerde, kalsiyum az tüketenlere göre; obezite ve insülin direncine daha az rastlanmaktadır ve bel çevreleri yağ oranları daha düşük bulunmuştur.

YORUM EKLE

banner289

banner298