Futbolcusunuz.
Çıktığınız maçta, rakiplerinizle mücadele edersiniz.
Ama kurallar bellidir.
Ne rakipleriniz, ne siz, belirlenen kuralları çiğneyemez, rakibine tekme atamaz, topu elinize alıp koşamazsınız.
Hakem derhal müdahale eder, kırmızı kartla oyun dışı kalırsınız.
Ama hakem de, futbolcu da sizseniz, o zaman 9 kusurlu hareketin dokuzunu birden yapsanız bile, rakipleriniz de seyirci de sadece seyreder, belki biraz kahreder, belki biraz tepki gösterir o kadar.
Ama sahadaki rakiplerinize de 9 kusurlu hareketi yapma hakkı verirsiniz.
Dolayısıyla müsabaka, futbol maçı olmaktan çıkar, tekmeler, yumruklar havada uçuşur ve 90 dakika tamamlanamadan maç biter.
Şu anda oynadığımız müsabakada, yani Demokrasi Mücadelesinde tablo aynen böyledir.
Sahadaki 11’lerden bir tane futbolcunun sırtında futbolcu numarası var, ama cebinde de sarı ve kırmızı kart taşıyor.
Kaide ve kurulları hiçe sayıyor.
Diğer takım, yani muhalefet hala topu kurallar çerçevesinde çevirmeye çalışıyor, rutinin dışına çıkmamak için mücadele veriyor.
Orta hakem, yan hakemler, hatta Var Masasında oturan hakemin yerine kendisini koydu;
Dediği dedik, çaldığı düdük..
Şu anda Türkiye’deki Ucube Rejimi ancak bu şekilde tanımlayabiliriz.
Ama, tribündeki seyircinin temsilcisi olması gerekenler hala, Salı’dan Salıya kürsüden ahkam keserek bu olumsuz gidişatı durduracaklarını sanıyorlar, umuyorlar.
Olmaz, durduramazsınız.
Yapabileceklerinizin, size tanınan yükümlülüklerin tek bir tanesi ile oyalanarak bu kötü gidişatı durduramazsınız.
Zira hala bir araya gelebilmiş değilsiniz.
Ve maçın hakemi, sizin kenetlenmemeniz adına, içinize her gün bir nifak tohumu atıveriyor.
Eyyy Muhalefet.
Bu milletin, bu noktada sağduyunun sesine ihtiyacı vardır.
Ama’sız ve Fakat’sız olarak.
Hemen bu gün bir araya gelip;
-Güçlü Demokrasi.
-Sarsılmaz İnsan Hakları güvencesi.
-Doğru ve Tarafsız bir adalet mekanizması.
-Parlamentonun ve Milletin iradesinin hakimiyeti.
-Onurlu bir dış politika.
-Yap-boza çevrilen ve yok edilen ekonomi.
-Yorgun, biçare, umutsuz Türk Milletine yeniden umut olma, ortak paydasında bir araya gelmediğiniz sürece, korkarım yarın size de sıra gelecek ve Can Atalay gibi, Silivri'deki Belediye Bşkan ve Bürokratları gibi, nice demokrat siyasetçiler gibi Kırmızı Kartla oyun dışı kalacak, bırakılacaksınız.
Çıkarın yakalarınızdaki at nalı rozetlerinizi.
Demokrasi ortak paydasında hemen bu gün bir araya gelerek, ortak bir ses verin, yok olan umutları yeniden yeşertin.
Dedim ya, bu ortak mesajı verirken, Ama’sız ve Fakat’sız bir ortak tavırla yapın bunu.
Gün kürsülerden cılız sesler çıkarma günü değil.
Bu ziz Milletin ortak ve gür bir sese ihtiyacı vardır.
Baksanıza, demokratik haklarımız, demokratik haklarınız bir bir elimizden, bir bir elinizden alınıyor.
Dinbazlar artık ‘Hilafet’ naraları atıyor, insanlar 'Açız' diye feryat ediyor.
Dedim ya, rutin söylemlerle bu gidişatın durdurulamayacağını görmesi gereken makamlarda oturuyorsunuz.
Sizdeki aymazlık devam ederse, yolunu gözlediğiniz sandık bir daha gelmeyebilir.
Ya da sizin nefesiniz 90 dakika yetmeyebilir.
Ben uyarayım da..