SABIR TAŞI ÇATLADI.

Eğer bu ülkede, insanlar akşamüzeri pazara gidiyor, Pazar dağılmaya başladığında da atılan çürük sebze ve meyvelerin yenilebilir olanlarını seçiyorsa..

Eğer bu ülkede, dar gelirli ekmeği belediyelerin ekmek büfelerinden alabilmek için saatlerce kuyrukta bekliyorsa.

Eğer bu ülkede, markete gelen kadın çocuğu için mama çalmak zorunda kalıyorsa, o nedenle firmalar Mama, Kadın Pedi gibi kadının ve çocuğun olmazsa olmazlarına kilit takmaya başladı ise..

Eğer bu ülkede, sıvı yağ paketlerine alarm takılmaya başlandı ise.

Eğer bu ülkede, normalin ötesinde intihar olayları arttı ise.

Eğer bu ülkede, her gün kadınlar öldürülüyor, şiddet görüyorsa.

Eğer bu ülkede, çiftçinin tarlasını sürdüğü traktörü haczedilerek yediemine teslim ediliyorsa.

Eğer bu ülkede, çeteler ilan ile yandaş topluyor, uyuşturucu okulların bahçelerine kadar yaygınlaştı ise..

Eğer bu ülkede, Çiftçinin Bankası, çiftçinin tarlasını satmak için icra ilanları vermeye başladı ise.

Eğer bu ülkede, bir market çalışanı, ‘Bu gece 600 ürüne zam geldi, fiyat etiketi değiştirmekten bıktık’ diye isyan ediyorsa.

Eğer bu ülkede, 1 kilo karnabaharı, marketin yarı fiyatına alabilmek için yüzlerce insan uzun kuyruklar oluşturuyorsa.

Eğer bu ülkede, 120 lira yerine 80 liraya 1 kilo elma almak için insanlar eksi 4 derecede saatlerce kuyrukta bekliyorsa.

Daha da acısı, ülkeyi yönetenler çıkıp da ‘Ne açlığı, ne yoksulluğu’ diyerek milletin ızdırabından bihaber olduklarını TV Ekranlarında dile getiriyorsa, o memleket bitmiş demektir.

Hele hele o memleketten açlığı, yoksulluğu kazımak için vekalet alan sözde bazı Milletvekili kılıklı yavşaklar oylama salonunda olmadığı halde, açlığa, sefalete sahte oy kullandırtıyorsa.

Acı ama bir gerçeğe burada dikkat çekmek zorundayım.

Eskiden, yani bir kaç yıldır “Memleket idare edilmiyor, Memleket savruluyor” diyordum ya.

Bir çok yazımda vurgulamış ve uyarmıştım;

“Ayarını bozduğunuz kantar bir gün sizi de tartar” demiştim.

Görüyorsunuz sanırım, Sayın Cumhurbaşkanının avukatları hakaret davası açmakta level atladı, parti liderlerini, belediye başkanlarını, gençlik kolları genel başkanlarını çıkarmaya başladı savcının, hakimin karşısına.

Ama birader, Ülkenin Kurucu Lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, onun annesine akla ziyan hakaretler edilirken sizin neden kılınız bile kıpırdamadı, kıpırdamıyor.

Atatürk’ün kurduğu Ana Muhalefet Partisinin Lideri linç edilmeye kalkışılırken, linç girişimini başlatan yumruğu atan inek hırsızını kutsallaştırıyor, evine el öpmeye gidiyordunuz.

Gazeteci Orhan Uğuroğlu’na, İktidar Partisinde Genel Başkan Yardımcılığı yapmış Sayın Selçuk Özdağ’a öldürme kastı ile saldıranlar, “Sayın büyüğüm müsaade ederseniz birkaç sopa vuracağız” diye mi saldırdılar, annelerine, eşlerine, çocuklarına küfretmediler mi sanıyorsunuz.

Yazdığımız yazılar, hoşlarına gitmeyince, sizin kadrolu trollerin bizim yedi sülalemize saydırdıklarını nereye koyacağız.

Selçuk Özdağ saldırısını soruşturan savcıyı resmen tehdit eden kişilerin yaptıkları yanlarına kalmadı mı?

Fetö'den devraldığınız Silivri Zindanlarına, dürüstlüğüne, namusuna, çalışkanlığına milyonların şahadet ettiği insanları doldurmadınız mı?

Fetö döneminde Engenekon'un Gizli Kasası diye, o zamanının adaletinin hücresinde ölüme terkettiği Kuddusi Okkır'ı unutup, yeni kuddusi okkırlar yaratmadınız mı.

Cezaevlerinde belediye başkanlarının bazıları ölümle pençeleşirken, sizin kılınız bile kıpırdamıyor, farkında mısınız?

Hani, “Adalet yerini bulsun da sonra istersen dünya kopsun”du.

Yönetimde, hukukta tuz koktu beyler.

Senin saldırganın, benim saldırganım yarıştırmasından vazgeçmediğimiz, Anayasal bir çizgiye gelmediğimiz sürece, ayarı bozulan bu kantar er geç bizi de sizi de tartacaktır.

Efendiler, uygulanagelen ayrıştırma, bölme politikaları sayesinde;

Ekonomik olarak çöktük.

Sosyal alanda çöktük.

Ahlaki anlamda çöktük.

Eğitimde, kültürde en geri ülkelerin de gerisine düştük.

Yönetenler, gözümüzdeki güvenlerini yitirdiler.

Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve şu soruyu kendinize sorun.

Sadece son bir haftada bu ülkede yaşanan bunca badire sonrası, hangi akıllı sermaye, hangi akıllı insan parasını getirip fabrika kurmaya kalkışır.

Hangi yatırımcı, 3-5 yıl sonrasını görerek, istikrar inancını tazeler ve yeni üretim alanları yaratır.

Ben söyleyeyim, kalkışmaz, yaratmaz.

Peki siz bilerek mi işsizliği, enflasyonu, borçlanmayı körüklüyor ülkeyi felakete sürüklüyorsunuz?

Yaşananları yaşatılanları bu millete nasıl izah edeceksiniz?

Ama çözüm hala var, hala mümkün.

Zira aşağıdaki uygulamalar sizin kurtuluş reçeteniz, yaptınız yaptınız, yapmadınız, yapacaklar şimdiden kitleleri meydanlara toplamaya başladı.

1. İktidar partisi, yetkili ama sorumsuz ortağını ikna edecek ve sonra Demokratik birkaç adım atacak.

2. Anayasa Mahkemesine kafa tutan kim varsa, yargıdan temizleyerek başlayacak işe ve hakim ile savcıya uygulanan baskı ortadan kaldırılacak.

3. Sırf, ‘benim gibi düşünmüyor’ diyerek kamunun her alanından tasfiye edilen nitelikli kadroları yeniden göreve çağıracak.

4. Basın Hürriyeti’nin güvencesini bu yönetim yeniden millete verecek, kirli havuzlar ortadan kaldıracak.

5. Tasarrufa Devletten başlayacak, görkemli binalardaki bakanlıklar, kurumlar kiradan kurtarılıp 1150 odalı Saray’a yerleştirecek.

6. Hangardaki uçaklar, garajdaki araçları derhal elden çıkaracak.

7. Makam aracı sayısı , Almanya’daki makam aracı sayısı düzeyine düşürülecek.

8. Sayıştay raporlarındaki yolsuzluk iddiaları tek tek ele alınarak yargı kurumlarına havale edecek. Sayıştay'ı giremez hale getirdiğiniz, Varlık Fonundaki Kurumlar tüm kurumlar Sayıştay Denetimine yeniden açılacak.

9. Kamu kurumlarına torpilli adamların yerleştirilmesi için konulan Mülakat Sistemini ortadan kaldırıp KPSS Puanına göre eleman alınmaya başlanacak.

10. Cezaevi inşaatı yerine, her yıl her vilayete sanayi alanında büyük fabrikalar inşa edilmesine öncülük edilecek.

11. Eğitim Kurumlarında, hiç değilse fabrika ayarlarına dönülecek, 2000 yılındaki yapı yeniden oluşturulacak.

12. İktidar, Üniversitelerden elini çekecek. Üniversitler yeniden özerk kurumlar haline getirilecek.

13. Türk Silahlı Kuvvetlerimizi Efsane bir kurum haline getiren Askeri Liseler, Harp Okulları, Askeri Yargı ve Askeri Hastaneler yeniden oluşturulacak.

İşte o zaman arkanıza yaslanın ve uçuşu izleyin.

Aksi halde ne mi olur derseniz..

Onu, bırakın beni sizin bile kestiremeyeceğiniz sonuçlar almaya hazırlıklı olun.

Zira siz de biliyorsunuz, bıçağın kemiğe dayandığını ve bu Aziz Milletin sabır stoklarının tükendiğini..