banner257

'Evdeki eşler birbirinin sevgi dilini kavramalı'

RUH Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Öğretim Üyesi Dr. Şaban Karayağız, koronavirüs sürecinde evde kalan çiftlere iletişim konusunda önerilerde bulunarak, "Eşler birbirinin sevgi dilini kavramalıdır" dedi.

'Evdeki eşler birbirinin sevgi dilini kavramalı'

Memorial Kayseri Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şaban Karayağız, koronavirüs sürecinde evde birlikte daha fazla zaman geçiren ailelere önerilerde bulundu. Pandemi sürecinin kaygı ve stresi artırmasından dolayı eşlerin iletişim kopukluğu yaşadığını belirten Karayağız, "Bir belirsizlik var. İşyerleri kapalı, ne olacağı belli değil. Bu, özellikle çalışan kesim için ciddi bir sorun. Bu belirsizlik çalışan kesimde kaygı ve stres salgısına neden oluyor. Kaygı ve stres durumu da ev ortamına yansıyor. Ekonomik kaygılarla ilgili olarak, devletimiz zaten bir takım imkanlar sunuyor. O nedenle kafamızı biraz rahatlatmamız lazım" dedi.

'EŞLER BİRBİRLERİNİN SEVGİ DİLLERİNİ KAVRAMALI'

Bu süreçte eşlere sevgi dilini kullanmaları önerisinde bulunan Karayağız, "Çeşitli sevgi dilleri var. Eşler birbirinin sevgi dilini kavramalıdır. Bu sevgi dilleri kişiden kişiye değişiyor. Siz çok iyi Fransızca bilirsiniz, eşiniz de çok iyi Almanca bilir; ama aynı dili konuşamadığınızda anlaşamazsınız. Sevgi dili de yabancı bir dil gibidir. Burada önemli olan önce kendi sevgi dilimi kavramam, eşimin sevgi dilini kavramam ve ona onun dili ile hitap etmemdir. Yani beni hizmet eylemleri mutlu ediyordur; ama ben de eşime hizmet eylemleriyle hitap etmeye çalışırsam o bundan mutlu olmayabilir. Çünkü onun sevgi dili bu olmayabilir. Yani, kaliteli zaman geçirmekten mi hoşlanıyor, dokunsallık mı istiyor, hediyeleşmekten mi hoşlanıyor; eşler bunları bulup birbirine bu şekilde yaklaşırsa gerginlikler de azalır" diye konuştu.

'BİZ DİLİNİ KULLANMAK SORUNLARI ÇÖZER'

Aile içi iletişimde konuşmanın önemine değinen Karayağız, "Aile içinde konuşurken 'sen' ve 'ben' dilini kullanmak yerine 'biz' ortak dilini kullanırsak, eleştirimiz yapıcı bir eleştiriye dönüşür. Bir de konuşurken o konunun odağını kaçırmamak lazım; yani 'Bak şimdi bunu yaptın, on gün önce de şunu yapmıştın, 5 yıl önce bunu yaptın' teğetsel bir konuşmaya geçersek, hiçbir şey çözüme ulaşmaz. Amacımız çözüm üretmekse o konuya odaklanmalı ve ona göre çözüm üretmeliyiz" ifadelerini kullandı.

Nursena TANRIVERDİ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner310

banner289

banner313

banner314

banner312

banner306