Her gün 200 dolayında ölü, 100 binin üzerinde Covitli.
Ama Sayın Bakan çıkıyor ve “Korkmayın virüs eski gücünde değil, yaşamanın keyfini çıkarın” diye milletin yüreğine su serpiyor!
Çağın Belası Covit ile ilgili gerçekleri dile getiren, bulunduğu makama el etek öpmeyerek gelen saygın hocalar ise trollerin önüne yem olarak atılıyor, doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar misali tüm tıp camiası adeta yoksulluk sınırları altında maaşa mahkum ediliyor.
Bir ülke, bir iktidar, bir meclis düşünün.
Yaklaşık 2 yılı aşkın süredir gecesini gündüzüne katan, virüs bulaşmasın diye aylarca evine gitmeyen, iktidar edenlerin ‘Hakkınız ödenmez’ diye sırtlarını sıvazladığı Tıp Camiası için maaş düzenlemesi getiriliyor meclise, tam eller kalkacakken, iktidar kanadı, “Yanlış oldu, yeniden düzenleyip getirelim” diyerek geri çekiliyor ve tam 2 aydır tüm tepkilere, uyarılara rağmen yeniden meclise gelmiyor.
Daha da acı olanı nedir biliyor musunuz?
Sağlık Ordusu da paramparça edildi, sendika üstüne sendika kuruluyor ve ortak amaç yok aralarında.
Yani, kurulan sarı sendika tuzağı şimdi sağlık emekçilerini yiyip tüketiyor.
Pırıl pırıl genç doktorlarımız yurtdışında çalışabilmek için vize kuyruklarında.
Kaçıyorlar, kaçırıyoruz resmen.
Türkiye’de doktorluk yapmaktansa Norveç’te garson olarak çalışmayı seçen tıp adamlarımız var biliyor musunuz?
Bir milletvekili çıkıp “Sağlıkta geldiğimiz nokta ortada, doktorları bile dövebiliyorsunuz” diyor iyi mi..
Daha da komiği nedir biliyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi, görüşecek konu olmadığı için geride bıraktığımız haftayı aç-kapa yaparak tatilde geçirdi.
Yahu konuşacak bir şey bulamadıysanız, Ekrem İmamoğlu’nun balık yemesini ya da, Isparta gibi bir ilimizin 3 gün elektriksiz bırakılmasını da mı konuşamazdınız?
Konuşamazdınız biliyorum.
Zira Saraydan talimat gelecek, sizler de el kaldıracaksınız.
Onun dışında meclisin açık kalması bile gereksiz ve anlamsız kabul ediliyor.
Zaten, muhalefet partileri Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ne getirirlerse getirsinler, Cumhur İttifakı getirisine götürüsüne bakmadan reddediyor.
Oysa ülkenin geldiği, getirildiği durum, milyonları etkileyecek boyutlarda.
Balık Lokantası vitrin camına “Bize gelen elektrik faturası 45 bin 786 Türk Lirası” diye ilan asıyor.
Avuç içi kadar cep telefonu tamircisi gelen elektrik faturasına isyan edip yine avuç içi kadar elektrikli ısıtıcısını paramparça ediyor.
Sosyal Medyayı açıyorum, bırakın ölümü, hastalığı bile yakıştırmadığım tanıdıklar tek tek ayrılıyor aramızdan.
Ölüm raporunda doğal ölüm, ölüm gerekçesi ise Omigron Varyantı.
Ama Sayın Bakan, ‘Korkmayın virüs eski gücünde değil” diyor, diyebiliyor.
Daha nasıl olsun Sayın Bakan, sizin rakamlarınıza göre bile günde 200’ün üzerinde adamı alıp götürüyor aramızdan.
Virüsün zirve yaptığı dönemlerde bile bu kadar insanı kaybetmiyorduk bir günde.
Daha da acı olan nedir biliyor musunuz?
Bakan ‘Korkmayın’ dedikçe şehirlerdeki maskeli sayısı azalıyor.
Pazar günü Sahabiye Mahallesi’nde yürürken özellikle , tek maskeli olan bana “Yaratık” gibi baktıklarını görünce rahatsız oldum biliyor musunuz.
Neyse ki bir çok işletme hala maske konusunda hassas ve maskesiz insanları içeri almıyor.
Yani diyeceğim sevgili dostlar;
Güzel ülkemde, dağ gibi yığılan sorunları çözmekten aciz, algı ile ülkeyi yönetmeye çalışan bir iktidar var.
En temel hizmetler bile yerine getirilemiyor artık.
Fabrikalar, konutlar elektrik hizmetini zamanında alamaz hale geldi.
Bir karış kar yağdığında, dünyaya örnek gösterdiğimiz oto yollarımızda bile trafik tıkanıyor.
İnsanlar marketlere gitmekten korkar hale geldi.
Akaryakıt istasyonları birer soygun merkezi gibi.
Mehmet Özhaseki, “Mansur seçilirse elektrik faturalarınızı teröristler getirecek” demişti ya, ‘Soyguncular getirecek’ deseydi neredeyse tutturacaktı.
Zira, Türkiye’nin elektrik dağıtım işi meğer beşli çeteye verilmiş, hem de Kayseri Halkının seçtiği dönemin bakanı tarafından.
Orta gelirli nüfus fakirleştirildi, fakir nüfus ise Allaha Havale.
Her gün neredeyse bir dostumuzun, tanıdığımızın cenaze haberi geliyor, Devletin tepesindekiler bile Covit olmuş.
Ama virüs eski gücünde değil öyle mi?
Yahu savaşta bile günde 200 kayıp vermiyor artık ülkeler.
Nasıl eski gücünde değil?