SEN KİMSİN, SİZ KİMSİNİZ?

Türkiye Cumhuriyeti Anayasal bir Hukuk Devletidir.

İktidar eden veya edenler, Anayasanın kendilerine çizdiği alan içerisinde hareket etmek zorundadır.

Yani Meclis, yani Cumhurbaşkanı, yani bir bakan, yani bir belediye başkanı çıkıp “Sana 5 fazla veriyorum, senden de beş kesiyorum” deme hakkına, yetkisine sahip değildir.

Sen ve siz iktidar olduğunuzda ben emekliydim.

Dönemin geçerli asgari ücretinin 1,5 katıydı emekli maaşım.

2016’dan sonra, TÜİK denen kurumun başına sırayla getirdiğiniz emir erleri, Türkiye’deki dengeleri alt üst edecek istatistiki çalımalar yaparak, beni, bizi açlığa mahkum ettiler.

Enflasyonu düşük gösterme talimatınıza “ama” diyen yönetenleri ise kulaklarından tutup attınız kurumdan, yerlerine söz dinleyenleri getirdiniz.

Tıpkı Merkez Bankasında yaptığınız gibi.

Şimdi asgari ücret kaçıyor, benim maaşım kovalıyor ama bir türlü yakalayamıyor.

Bir de sizin oy depolarınız için çıkardığınız ‘Borçlan emekli ol’ yöntemiyle, hayatının bir gününde işe gitmemiş insanlara sağladığınız emekli olma hakkından yararlanan yüzbinler var.

Hala yaptığınız düzenlemeler, onları küstürmemek adına.

Dedim ya, ‘Sen kimsin, siz kimsiniz’ de, 10 bin lira maaş alana seyyanen 2500 lira, 12 bin 501 lira alana ise, tek kuruş zam vermemeye kendinizi yetkili görüyorsunuz.

Sayıları milyonları bulan emekliler hep birlikte karşı çıkmalı, protesto için meydanlara akmalı bu keyfi uygulamalar için.

Yeter artık.

Her alanda böldünüz, bölmeye devam ediyorsunuz.

Memur, asgari ücretliden bir misli fazla maaş alıyor.

İktidar tarafından icat edilen ve orta tahsilli partili bebeleri ile oluşturulan bekçiler, ne mezunu oldukları bile bilinmeyen ve Anadolu köylerine dağılan Mele'ler düz memurdan yüksek maaş alıyor.

İktidarın arpalığına dönüştürülen kamu bankaları ve kitlerde görev verilen beslemeler ise 3-5-7-9 maaş birden alıyor.

Şimdi sıra emeklileri bölmeye geldi öyle mi..

2016 öncesi ortalama bir ücret ile emekli maşı alan ben 1,5 kat asgari ücret alıyordum.

Yani bu gün net 35 bin 500 lira almam gerekirken hala asgari ücretin 2 bin lira altında maaş alabiliyorum.

Benim durumumda milyonlarca emekli var.

Çünkü devlet kurumlarının başına oturtulan liyakatsiz, evet efendimci insanlar, ortaya koydukları enflasyon rakamları ile her ay benim cebimden çaldılar.

Daha yeni öğrendik, TÜİK’e göre doktor muayene ücretinin 40 lira olarak hesaplandığını.

Ulan muskacı, ulan üfürükçüye, ulan falcıya uzatsanız 40 lirayı, sizi mahalleden kovar.

Diğer rakamlara girmek istemiyorum bile.

Zira hiç biri ülkenin gerçeklerine uygun hesaplanmamış.

1 kilo zeytin 350 lira.

Ama bir litre zeytin yağı 500 lira sayılıyor.

Çünkü adamlar yani hesaplamayı yapan tutmalar 5 kilo zeytinden 1 litre zeytinyağı çıktığını bile bilmeyecek kadar donanımlı!

Hatırlarsınız.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu görevde kaldığı sürece, AKP ve MHP çevrelerince hep SSK’yı batıran adam olarak lanse edilmişti.

Bunlar SSK’nın ne kadar taşınmazı varsa elden çıkardılar.

Buna rağmen, emeklinin hakkı olan, çalıştığı sürede peşin olarak maaşından kesilen birikimi bile ödemekten acizler.

İktidar edenler çıkıyor, bütçe imkanlarını gerekçe gösteriyor, açlık ücretine.

Beni ilgilendirmez kardeşim.

Ben bir emekli olarak, hakkım olanı, benden çalınanı istiyorum.

Ankara’daki Sultan Sarayını, Göcekteki görgüsüzlük yapılarını, Ahlattaki köşkleri, uçak filolarınızı satarak başlayın, emekliye borcunuzu ödemeye.

Yolcusuz havaalanlarına, araç geçmeyen otoyollarına, hilkat garibesi memleket hastanelerine bizim paramızla yaptığınız garanti ödemeleri ile devam edin.

Uluslararası toplantılara 5 ayrı uçak yerine, tarifeli uçakla gidin.

Kısacası biraz kendinizden, yandaşınızdan kısın ve alın terinden daha fazla çalmaktan vazgeçin.

Zira çalıştığım sürede SSK’ya kesilen prim yerine özel bir sigortaya o paraları ödeseydim, krallar gibi yaşayacak bir emekli maaşım olurdu bu gün.

Demek ki, sizin önceliğiniz çeteleriniz.

Bizden aşırdıklarınızla besliyorsunuz onları.

Ama artık yolun sonuna geldiniz.

Bizde size verecek bir şey kalmadığı gibi, daha fazlasını isteyen çetelerinize de sizin vereceğiniz bir şey kalmadı.

2500 liraymış.

Alın başınıza çalın.

Zira biz sizin başınıza önümüze getireceğimiz ilk sandığı çalacağımız gibi.