Merkez Bankası’nın Haziran, Temmuz aylarında toplam 900 baz puanlık faiz artışıyla politika faizini yüzde 17,5’e çektiğini, enflasyon görünümünde belirgin düzelme olana kadar kademeli sıkılaşmanın devam edeceği yönündeki açıklamasını hatırlatan Genç, “Seçim öncesi ‘Nas var’ diyen Sayın Cumhurbaşkanı bugün Nas’ı unuttu. Son kararla faizler yüzde 25 seviyesine geldi. Piyasa beklentilerinin çok üzerinde bir artış yaşandı. Ancak aynı zamanda enflasyon da yükselmeye devam ediyor. Temmuz ayı enflasyon rakamları aylık yüzde 9,49 olarak gerçekleşti. Bu oran daha da yukarı çıkacak. Özellikle sonbahar ve kış döneminde çok yüksek enflasyonla karşı karşıya kalacağız. Merkez Bankası, enflasyonda düşüş eğilimi görene kadar faiz yükseltmeye devam edecek. Enflasyon verilerini göz önüne aldığımızda önümüzdeki yıl ortasına kadar faizin kademeli olarak artacağını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘İKTİDAR EKONOMİYİ BATAĞA SÜRÜKLEDİ’

“Ülke ekonomisinin şu an için 3 temel göstergesi var. Bunlar; döviz kuru, faiz oranları ve enflasyon” diyen CHP’li Genç, “Döviz kuru tarihin en yüksek seviyesinde, faiz oranları her geçen gün artıyor, enflasyon ise TÜİK makyajlı rakamlarının bir yana bırakırsak yüzde 100’ün üzerinde seyrediyor. Tüm bunların yanına bir de Kur Korumalı Mevduat’ı eklediğinizde ülke ekonomisinin geldiği noktayı çok net görüyoruz. İktidar, seçimden sonra ekonomiyi batağa sürükledi” ifadelerini kullandı.

Kayseri'de 16 Yaşındaki Genç Hayatını Kaybetti Kayseri'de 16 Yaşındaki Genç Hayatını Kaybetti

Genç sözlerini şöyle tamamladı: Böyle bir ekonomi yönetiminden halka hayır gelir mi? Bugün vatandaşlarımız yoksullukla, açlıkla sınanıyor. Zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu bir dönem yaşıyor. Emekli, çiftçi, işçi, öğrenci kısaca toplumun tüm kesimleri büyük bir ekonomik krizin pençesinde. Körfez ülkelerinden sıcak para arayıp, Cumhurbaşkanı’nın tabiriyle “asset”lerimizi satarak ekonomi yönetilemez. Sayın Erdoğan’ın bahsettiği assetlerimiz yani varlıklarımız bu ülkenin dişiyle tırnağıyla kurduğu köklü kuruluşlardır. Hepimiz takip ediyoruz, İzmir Alsancak Limanı, Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait bir şirkete satılacak. Burası Mustafa Kemal Atatürk’ün 1933 yılında milleştirdiği bir liman. Böyle mi sahip çıkacağız değerlerimize? İktidarın dilinden düşürmediği yerli ve millilik bu mu? Ne yazık ki Alsancak Limanı’nın ardından Körfez ülkelerine satışlar devam edecek. Bugün Türkiye ekonomisinin tek çıkış noktası vardır, o da üretim. Bunu kabul etmeyen hiçbir ekonomi yönetimi başarılı olamaz. İktidar ve ekonomi kurmayları ülke ekonomisini adım adım çıkmaza sürüklüyor.”