Kazım Karabekir Mahallesi'nde meydana gelen ve 19 yaşındaki E.Ç.'nin yaşamını yitirdiği olay nedeniyle açılan davada sanık olan kardeşler M.Ü. (21) ile M.A.Ü. (18) ve babalarının yargılandığı dava yine ertelendi.

Olay 18 Ocak 2025 tarihinde saat 23.00 sıralarında Melikgazi ilçesi Kazım Karabekir Mahallesi'nde meydana geldi. İki grup arasında çıkan bıçaklı kavgada E.Ç., hayatını kaybetti. Olayla ilgili Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri tarafından yapılan çalışma sonucu olayın şüphelisi M.Ü. ve M.A.Ü. yakalanarak emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Tutuklanan şahıslar hakkında 'kasten öldürme' suçundan dava açıldı. Çocuklarına yardım ettiği gerekçesiyle dava açılan baba A.Ü.'nün dosyası oğullarının davasıyla birleştirildi.

TALAS SPORCU FABRİKASI'NDA MİLLİ GURUR
TALAS SPORCU FABRİKASI'NDA MİLLİ GURUR
İçeriği Görüntüle

Davanın bugün görülen duruşmasına tutuklu sanıklar M.Ü. ile M.A.Ü kardeşler, tutuklu sanıkların babası tutuksuz sanık A.Ü. (48) ile olay nedeniyle hayatını kaybeden E.Ç.'nin müşteki yakınları katıldı. Duruşmada konuşan sanık A.Ü., “Ben olay günü evde uyuyordum. Eşim çocuklardan ‘M.Ü. evden telefonla konuşarak çıktı’ dedi. Telefonla kavga ettiğini anlamış arkasına kardeşi M.A.Ü.’yü göndermiş. Sonra da beni gönderdi. Aramak için gittim. Tavuk çiftliği dediğimiz yerde M.A.Ü’yü gördüm. Arkasına giderken benim arkamdan da eşim ve baldızım geldi. Karşı taraftan üstümüze ateş edildi. M.Ü. biraz daha ilerideydi. Oğlum onlara ‘böyle olmaz, gelin konuşalım’ dedi. Aramızda 20-25 metre mesafe vardı. O esnada küfür edip ateş etmeye başladılar. Eşim çığlık attı. Bir şey oldu sandım, baktım bir şey yok. M.Ü. koşuyordu. M.A.Ü.’ye ağabeyini durdurmasını söyledim. Olayın olduğu yere geldiğimde çocuklarıma bağırdım sesimi duyuramadım” diye belirtti.

Ses ve görüntü kayıtlarının üstüne A.Ü., “Sonra M.A.Ü. geldi. Bir süre sonra kardeşi M.Ü. geldi, ‘Çocuk ölüyor’ dedi. Ev sahibine ‘ambulansı arayın’ dedi. Arkadan eşim geldi. Ben karşı taraftan sadece yabancı uyruklu şahsı biliyordum. Oğlum, ‘çocuk ölüyor’ deyince yabancı uyruklu şahsı sandım. Oğlum ‘O.Ç.’lerden biri’ dedi. Oğlum M.A.Ü. ‘birisine taktım’ deyince, ben ‘hangisine taktın?’ demişimdir. Olay yerinden çocukları çıkartmaya çalışıyordum. Olay yerinin oralarda baraka bir yere çıkmadım. Elime tüfek almadım. Biz kesinlikle baştan beri olayın olmaması için uğraştık. Benim elimde tüfek yoktu. M.A.Ü.’ye ‘gel’ diyen ben değilim. Ben çocuklarımın elinde bıçak da görmedim” dedi.

E.Ç.’nin ailesi M.A.Ü., M.Ü. ve babaları A.Ü.’nün cezalandırılmalarını istediler. Tutuklu sanık M.Ü., “Tutukluğa diyeceğim bir şey yok. Kardeşime koş-koş, vur-vur diyen benim. ‘Benim telefonum kırıktı, babama mı verdim, düşürdüm mü hatırlamıyorum’ dedim. Karşı tarafın avukatının şahit dediği kişiler kendi tanıklarıdır. Görüntüyü belki ev sahibi belki kendi arkadaşları çekti. Tutukluluğa diyeceğim bir şey yok” diye belirtti.

Diğer tutuklu sanık M.A.Ü. ise, “Karşı tarafın dediği tanıklar kendi arkadaşlarıdır. Onlar 12 kişilerdi. Farklı diyeceğim yok. Her şey apaçık ortadadır. Bana ‘vur-vur’ diyen kimdi ben o anda duymadım” ifadelerini kullandı.

Duruşma savcısı sanıkların mevcut hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti M.A.Ü. ile M.Ü.’nün tutukluluk halinin devamına, tutuksuz sanık A.Ü.‘nün yurt dışı yasağı şeklinde adli kontrol kararının devamına karar vererek duruşmayı eksiklerin giderilmesi için ileri bir tarihe erteledi.