CHP Kocasinan Belediyesi Meclis Üyesi Zeki Gümüş, “Sosyal desteklerin daha esnek, insan odaklı ve vatandaşın kendi ihtiyacını belirleyebildiği bir yapıya kavuşması gerekmektedir. Bu yaklaşım, hem sosyal eşitsizliklerin etkisini azaltır hem de kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlar. Sosyal yardımları yalnızca bugünün ihtiyacı olarak değil, yarının toplumsal dengesi açısından değerlendirmek zorundayız. Çocukların eğitimden kopmaması, yaşlılarımızın yoksulluk ve yalnızlıkla baş başa kalmaması için, kolay ulaşılabilir ve genişletilmiş bir sosyal destek ağına ihtiyaç vardır. Güçlü bir ilçe, en zor durumda olan vatandaşına sahip çıkabilen ilçedir” dedi.
Kocasinan Belediyesi Mart ayı meclis toplantısı Başkan Ahmet Çolakbayrakdar başkanlığında gerçekleştirildi. Mecliste 11 asıl 3 ek olmak üzere 14 gündem maddesi görüşüldü.
CHP Kocasinan Belediyesi Meclis Üyesi Zeki Gümüş, 7. Maddede yer alan “Belediyemiz Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün Görev Yetki ve Çalışma Yönetmeliğinin 12 (a) ve 13 (b) maddelerinin değiştirilmesi talebi ile ilgili plan ve bütçe komisyon raporunun görüşülmesi” maddesi üzerine yaptığı açıklamada sosyal yardımların daha esnek olması gerektiğini vurgulayarak, “İçinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayı; dayanışmanın, paylaşmanın ve ihtiyaç sahibini gözetmenin en güçlü şekilde hissedildiği bir zaman dilimidir. Ramazan, yalnızca sofraların değil, gönüllerin de birleştiği; sosyal adalet ve yardımlaşma bilincinin daha da derinleştiği bir aydır. Böyle bir dönemde sosyal destek politikalarını konuşmak, meseleyi sadece idari değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluk çerçevesinde ele almamızı gerektirmektedir. Bu maddeyi görüşürken yalnızca bütçe kalemlerini değil, bu bütçenin dokunduğu hayatları konuşuyoruz. Çünkü yerel yönetimler sadece fiziki hizmetler üretmez; gelir dağılımındaki bozulmanın, ilçe ölçeğinde yarattığı sosyal ve ekonomik eşitsizlikleri azaltmakla da sorumludur. Sosyal yardımlar da bu sorumluluğun en somut araçlarından biridir. Sahada karşılaştığımız tablo hepimizin malumudur. Artan hayat pahalılığı ve gelir dağılımındaki bozulma, özellikle dar gelirli vatandaşlarımızı zorlamaktadır. Bu durum; eksilen mutfak ürünlerinde, ödenemeyen faturalarda ve ertelenen sağlık kontrollerinde açıkça görülmektedir. Sabit gelirli vatandaşlarımız ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan kesimler için sosyal desteklerin, süreklilik arz eden bir sistemle yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Sosyal gelir adaletine katkı sağlayan politikalar, geçici değil; düzenli ve sürdürülebilir olmak zorundadır. Bu noktada özellikle vurgulamak isterim ki; emeklilerimizin de bu sosyal destek sistemine daha kapsayıcı biçimde dahil edilmesi gerekmektedir. Yıllarca çalışarak, ülkemize ve şehrimize hizmet etmiş olan emeklilerimizin, artan yaşam maliyetleri karşısında yalnız bırakılmaması; sosyal devlet ve sosyal belediyecilik anlayışının bir gereğidir. Ayrıca, mevcut destek tutarlarının günümüz ekonomik koşulları dikkate alınarak asgari geçim düzeyine çıkarılması ve bu doğrultuda artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Sosyal yardımlar bir lütuf değildir. Amacımız, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın kendini sahipsiz hissetmemesidir. Sosyal destekler, gerçek yaşam maliyetleriyle uyumlu olmadıkça, amacına tam olarak ulaşmayacaktır. Yardımların niteliği de en az miktarı kadar önemlidir. Standart uygulamalar, çoğu zaman gerçek ihtiyacı karşılamamaktadır. Her hanenin önceliği farklıdır. Bu nedenle, sosyal desteklerin daha esnek, insan odaklı ve vatandaşın kendi ihtiyacını belirleyebildiği bir yapıya kavuşması gerekmektedir. Bu yaklaşım, hem sosyal eşitsizliklerin etkisini azaltır hem de kamu kaynaklarının etkin kullanımını sağlar. Sosyal yardımları yalnızca bugünün ihtiyacı olarak değil, yarının toplumsal dengesi açısından değerlendirmek zorundayız. Çocukların eğitimden kopmaması, yaşlılarımızın yoksulluk ve yalnızlıkla baş başa kalmaması için, kolay ulaşılabilir ve genişletilmiş bir sosyal destek ağına ihtiyaç vardır. Güçlü bir ilçe, en zor durumda olan vatandaşına sahip çıkabilen ilçedir” diye konuştu.




