Erciyes Üniversitesi Rektörü Fatih Altun, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Altun, 6 Şubat depremlerinden sonra üniversite olarak neler yaptıklarından bahsetti. Altun, “ERÜ olarak bizler öncelikle hastanemizin, imkanları kapasitesi belli.  Bunları hazır hala getirmek mevcut hasta hareketliliği açısından 650 yatağa kadar kapasitemizi artırmaya gayret ettik. Sadece hastane, yatak kapasitesi, servis yatağı değil yoğun bakımda da ihtiyaca göre 58-60’a kadar imkanları artırdık. Acilimiz acil müdahale açısından çok önemli bir yere sahip. Orada da kapasite anlamında 60’a yakın bir kapasite artırımı yaptık. Bu arada hızlı bir şekilde kriz masası oluşturduk. Burada neler yapılması gerektiğini hızlı bir şekilde gerçekleştirdik. Hastanemize depremzedeler gelmeye başladığında hasta yakınlarının konaklamasının problem olacağını düşünerek Acilin karşındaki Süleyman Demirel Spor salonunu hayırseverlerimizin destekleriyle 430 yataklı bir yer oluşturduk.  Boş lojmanlarımız vardı onları da depremzedelerimize tahsis ettik” şeklinde konuştu.

‘4,9 ŞİDDETİNDEKİ DEPREMLER BİR AVANTAJDIR, BİR ENERJİ, STRES BOŞALMASIDIR’

Kayseri’de şu anda bir depremin beklenmediğini belirten Rektör Altun, Kayseri olarak mikro ölçekte faylanmaların belirlenmesi gerektiğini söyledi. Bunları imar planıyla çakıştırmak gerektiğini de kaydeden Altun, fayın olduğu bölgelerin uygunsa yeşil alanlar olarak düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. Altun, “Doğu Anadolu fayında ortaya çıkan bu kırık aslında güneyden Kuzeye hatta kuzeydoğu yönüne açılı olarak Karlıova bölgesine doğru uzanan ve Karlıova bölgesine de Kuzey Anadolu Fayı’nın tam kavşak noktası diyebileceğimiz bir bölgeyi konuşuyoruz. Doğu Anadolu fayında olan bu kırıktan sonra 7,7’yi konuşuyoruz. 7,4 metre bir atılım oldu. Bu ciddi bir atılım. Burada sistem ciddi olarak Anadolu plakasının hareketine sebebiyet verdi. Anadolu plakasını tehdit eden Arap plakasının kuzey yönündeki hareket talebidir. Yukarıdan da Avrasya plakasının baskısıyla Anadolu fayının bir nevi güneybatı yönünde Akdeniz’e doğru hareket etmiş oldu. Bu hareketi yaptıktan sonra Anadolu plakası içerisinde fay kırıkları var, bunlar da Kayseri özelinde Ecemiş Fayı, Erkilet Fayı, Erciyes fayları üzerinde bir tetikleyici etkinin olması kaçınılmazdı. Ancak hep söylüyorum; jeofizik ve jeoloji mühendislerinin bununla ilgili değerlendirmeleri en sağlıklısıdır. Ben, inşaat mühendisi, yapı alanı deprem üzerine çalışan bir öğretim üyesi olarak bu notada yapıların, muhtemel deprem büyüklüğüne göre taşıması gerektiği etkiyi hesaplayıp bu etkiye göre yapılarımızı hem zemin koşulları hem de taşıyıcı elemanlar olarak ortaya koymaya çalışan bir çalışma alanım var. Kayserimizde Karpusekisi, Saraycık bölgesi ve İncesu bölgesinde küçük depremler oldu. Bunların en büyük olanı 4,9’du. Baktığımız zaman Pazarcık ve Elbistan depremlerini aşağı yukarı hissetme anlamında 5 üzerinde 5,5 – 5,8’lere kadar hissettik” diye konuştu.

“KÜÇÜK DEPREMLER ASLINDA AVANTAJDIR, KENTİN YAPI STOKU İNCELENMELİ”

ALÇI MELİKGAZİ’DE ESNAF VE VATANDAŞLA BULUŞTU ALÇI MELİKGAZİ’DE ESNAF VE VATANDAŞLA BULUŞTU

Kayseri Hacılar ve İncesu merkezli yaşanan küçük şiddetli depremlerin kent için avantaj olduğunu vurgulayan ERÜ Rektörü Altun, sözlerini şöyle sürdürdü: “4,9’lar Kayseri’de olduğu için ve biz en son depremi 1940’da yaşamışız 6,7 şiddetinde. Bizler 83 yıldır Kayseri’de deprem yaşamadık. Yakalanmadığımız için tabi korkular ve heyecan oldu. 4,9 şiddetindeki depremler bir avantajdır, bir enerji, stres boşalmasıdır. Oradaki gerilme yığılmalarının ortadan kalkmasına yardımcı olmaktadır. Ancak Erciyes fayımız o dönemde hiçbir hareket göstermedi. Erciyes fayımızın tehdidini de unutmamalıyız. Ne zaman, nerede, hangi büyüklükte deprem olacağına kafa yormamak lazım. Kayseri olarak ne yapmalıyız, mikro ölçekte faylanmaları belirleyip bunları gerçekten imar planında çakıştırmak suretiyle fayın olduğu bölgeleri uygunsa yeşil alanlar, park alanları olarak ilan etmek ve özellikle yapı stokunun ciddi olarak incelenmesi gerekir.”