İktidarın bakanı mısınız?
Milletvekili misiniz?
Üst düzey Bürokrat mısınız?
Belediye Başkanı mısınız?
Gazeteci misiniz?
Etkili ve yetkili bir makamda mı oturuyorsunuz?
Eğer geçmişinizde karanlık bir gölge yoksa, ya da en yetkili konumda iken vicdanınıza hesap veremeyecek bir iş yapmadı iseniz, gerekirse kendiniz gideceksiniz, yargıya, denetmene, millete ve diyeceksiniz ki, “Buyurun tertemiz hizmet sürecimin her anını denetleyin.. Milletime ve vicdanıma hesabını veremeyeceğim hiçbir icraatım olmadı.”
Ama, siyasetin desteğine güvenip ahkam kesti iseniz, size tanınan yetkinin ötesine geçti iseniz, ihalede kayırmacılık yaptı iseniz, kanunsuz olduğunu bile bile yukarıdan gelen talimatlara ‘Emredersiniz efendim’ dedi iseniz mutlaka günü, yeri ve zamanı geldiğinde attığınız imzanın, yaptığınız icraatın hesabını verirsiniz.
Mesela ben hep, yapılan oto yolların, köprülerin, havaalanlarının, hastanelerin, yolcu, hasta ve araç garantisine konu olan raporları yazan ‘Uzmanlardaki Deli cesareti!’ nereden aldıklarını hep merak etmişimdir.
Bir örnek verecek olursak;
“Kütahya Zafer havaalanında, yolcu ödeme garantisi verilen 1.279.352 kişi, gerçekleşen yolcu sayısı 7.429 kişi olmuş, hata payı % 99”
Nasıl bir uzmanlıktır, nasıl bir cesaret ile bu garanti hesaplanır.
İnanın, hiç okuma yazması olmayan birine verseniz bu görevi, yüzde 99 yanılma payı le hesaplayamaz.
Onlarca örneğini sayabilirim.
Mesela, milletin bir ferdi olarak hissedarı olduğun Merkez Bankası’nın Kasasındaki 128 artı 10 Milyar doları, kafasına göre arka kapıdan satanların, rahat edemediklerini de biliyorum.
Ya da doları 18 liraya yükseltip yandaşın, çetenin cebini doldurduktan sonra bir gecede 12 liralara düşürülmesi ve bundan kimin nemalandıklarını herkes gibi ben de çok merak ediyorum.
Ülkenin enerji kaynaklarını özelleştirme adı altında bir avuç yandaşa peşkeş çekip, ülkeyi elektriksiz, doğalgazsız bırakanların, geceleri kabus gördüklerinden çok eminim ya da.
Devlet ciddiyeti altında yapılan sınavları önce sulandırıp yandaşa soru servisi yapanlar, buna rağmen en iyi puanları alanları mülakat ucubesi ile işsizliğe mahkum ederken, okumuş cahilleri kamu kurumlarına yerleştirip devleti işlevsiz hale getirenler, yarın o yazdıkları torpil listelerinin ortaya çıkacağından o kadar eminler ki, ne yapsalar silemiyor geçmişlerindeki kirlilikleri. Zaten hazırladıkları torpil listelerinin büyük bölümü de şimdiden muhalefet partilerinin masasında duruyor.
Eğitim ya da.
Onlarca kez yaptıkları düzenleme ile okullarımızı cahil üretme merkezine dönüştüren adamlar, hiçbir özelliği olmadığı halde sırf sendikal tercihi yüzünden okullara yönetici yapılan isimler, müdür odaları saray, sınıflarını kirin, mikrobun götürdüğü okulların sorumluları ya da.
Boğaziçi’ni, ODTÜ’yü geldiği dünyanın saygın üniversiteleri arasından alıp, sıradanlaştırmak için elinden geleni ardına koymayanlar, yaptıklarının yanlarına kalacağını mı sanıyorlar.
İki ayalı giyotinliğe soyunan, yasa ve kuralları hiçe sayarak, adaleti adalet olmaktan çıkaran, bunun karşılığını da yargı basamaklarını üçer beşer tırmanarak alan isimler var ya da. Anayasa Mahkemesi’ni, Avrupa İnsan Mahkemesi kararlarına karşı direnen isimler. Adaleti katletmenin hesabını vermeyeceklerini mi bekliyorlar acaba.
Bir de Fetö ihanet yapılanması var. Unutulmayacaklar arasında. Hani bankasının önünden geçenlerin hayatlarının karartıldığı, ama zenginlerinin ve siyasilerin her dönem taltif gördüğü. “Fetullah Gülen Hocaefendi bu ülkenin bir değeridir” dedikçe, devlet katında yükseldikçe yükselen.
Yereli de var bu sürecin.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin gözbebeği Tank Palet başta olmak üzere, Şanlı Türk Ordusu’nun gücüne güç katan alanları, arsaları, tesisleri teker teker Askerinden elinden alanlar var bir de. Şanlı Ordumuzun hiyerarşik yapısını bozup onu Cübbelilerin, Sarıklı’lıların hizmetine sunan isimler. Yarın lanetle anılacakların başında geliyor onlar.
Bir de güzel ülkemi temsille görevlendirilen dış temsilcilikler var. Kirli, karanlık ve yetersiz tiplerin atandığı, güven mektuplarını bile ülkenin devlet başkanı yerine bir memura lokantada takdim eden. Yüce dinimizle alay etmesine, rüşvet aldığı belgelenmesine rağmen en önemli ülkelere elçi, müsteşar, müşavir olarak gönderilen. Egemen Bağışlar, Şaban Dişliler, Kavakçılar, Yerkeller.
Yani diyeceğim, ümüğü sıkılan Demokratik Parlamenter Sistem yeniden ve daha güçlü şekilde inşa edilince, hiç kimsenin yaptığı yanında kalmayacak, bakanlıkları, kamu kurumlarını bir avuç dinci çıkar yapılanmasının hizmetine sunanlar, yaptıklarının hesabını tek tek verecektir.
Yerelden başlayıp genele kadar bir arınma süreci yaşamak zorundadır bu ülke, bu toplum.
Devr-i Sabık yaratmak değil ama Devr-i Sapıklar tek tek adalete hesap vermedikçe bu milletin vicdanı huzur bulmayacaktır.