Gelin kabul edin, hatta itiraf edin artık.

Bu zor günlerde, sizin bir çok belediyeniz gibi o başkanlar da yan gelip yatsaydı.

Yaptıkları her açıklamada, kendilerini bu görevlere getiren Millet’in kahır ekseriyeti yerine, Sayın Cumhurbaşkanına methiyeler dizselerdi.

Elektrik borcu, su borcu doğalgaz borcu için kapılarını çalan dar gelirlilere, sizinkiler gibi, “Internetten ödeyebilirsiniz” diye yol gösterselerdi.

Her sabah sizden birini arayıp, “Bir emriniz var mı efendim” deselerdi.

‘Bizi seçmezseniz yardımlarınız kesilir’ tehdidine rağmen seçilen ve seçildiğinin ilk haftasında on binlerce çocuğun yaşadığı evlerin kapısına her sabah taze süt bırakmaya başlamasalardı.

Öğrencinin barınma sorununu sizin yaptığınız gibi, dinbaz cemaatlerin insafına bırakmak yerine, yurt binaları inşa etmeye başlamasalardı.

Başvuran öğrencilere, neredeyse sizin verdiğinizin iki katı burs vermeselerdi.

Her kentin her semtinde, çalışanın, emeklinin, öğrencinin ve hatta ev kadınının yararlanacağı Kent Lokantaları açmasalardı.

Emeklinin, dar gelirlinin cebine pazar desteği adı altında bir miktar para koymasalar, ayda bir kilo da olsa et almalarına imkan sağlamasalardı.

Doğum yapmış genç annenin yavrusu için temel ihtiyaçlarını sağlayan 'Hoş geldin Bebek' paketi göndermeselerdi.

O bebek 4 yaşına gelene kadar annesine ücretsiz ulaşım kartı vermeselerdi.

En temel ihtiyaç ekmeğe herkesin ulaşabileceği düzenlemeler yapmasalardı.

Ulaşımı kolaylaştıracak, ucuzlatacak yollara gitmeselerdi.

Sizlerin yıllardır kullandığınız, kullandırdığınız ‘Saltanat araçlarını’ teşhir etmeselerdi.

Bazı eski başkanların yönettikleri Memleket parçalarını parsel parsel sattıklarını ortaya çıkarmasalardı.

Sizin yaptığınızın tersine, eleman alımında açık ve şeffaf olmasalar, arkasını imzalayıp gönderdiğiniz kartvizitlerinizdeki yandaş bebelerini işe doldurmaya devam etselerdi.

Ülkeye, millete kibrit çöpü kadar katkısı olmayan sözde vakıf ve cemaatlere bağladığınız hortumları kesip o paraların bütçelerinde kalmasını sağlamasalardı.

Ankara’da, İstanbul’da, Adana’da, Antalya’da ve daha bir çok belediyede, “İşte dürüstlük bu, işte hizmet bu” dedirtmeselerdi.

Kısılan yetkilerine, ellerini kollarını bağlama girişimlerinize rağmen, bütün karalama çalışmalarınıza rağmen hizmet çıtasını hayal bile edemeyeceğiniz noktalara çıkarmasalardı.

Kentin değerlerini bir avuç dinbazın önüne sermeye devam etselerdi..

Daha sayamayacağım onlarca, yüzlerce, belki binlerce düzenleme yapmasalardı, bu gün ne Ekrem İmamoğlu içerde, ne de diğer başkanlar arlardır hapiste olurdu.

Ammmmaaaaa, işte o zaman da Melih Gökçek, Kadir Topbaş görevden alındığında, olduğu gibi kimsenin kılı kıpırdamazdı, yaptıkları ile başbaşa kalırlardı.

Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş gibi isimler yaptıkları halktan yana uygulamalarla bu milletin uyanmasını sağladı.

Ondan aktı ülkenin dört bin yanında milyonlar sokağa, uyduruk bir diploma masalı ile önü kesilince İmamoğlu'nun.

Ama sizi tebrik ederim.

Komşunun diğer komşusunun külüne muhtaç hale geldiği bir dönemde bile ‘Partizanlık’ özelliğinizden ödün vermeyip, bizi bu zor dönemde bile böldünüz ya..

Kabul edin artık.

Şeffaflığı ve hesap verebilirliği kaldıramıyorsunuz.

Siz sanıyor musunuz, belediye başkanları yerine Ankara Halkını, İstanbul Halkını cezalandırdığınızı, bu büyük kentlerde yaşayan dar gelirli, çaresiz halk bilmiyor?

Ve ben artık kaniyim.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın çevresini saran bir takım güruh, onu Türk Milleti’nden uzaklaştırmak için elinden geleni yapıyor.

Artık şu gerçeği kabul edin.

En güvenilir kurumlar sıralamasında, Ankara ve İstanbul gibi metropollerde seçim kazanan belediyelere bu millet sizden daha çok güveniyor.

Ve onların elini, kolunu bağlayarak halkın sempatisini değil, nefretini kazanacağınızı birinin size hatırlatması gerekiyor.

Açım kardeşim diye haykıranı, ‘Devlete küfrediyor’ diye içeri tıkacaksın.

Sonra da birlikten, beraberlikten, ‘Biz bize yeterizcilikten bahsedeceksin.

Evet siz size fazlasıyla yetiyorsunuz, ama artık ‘Biz bize yetemez hale geldik..’

Bu zor zamanda şefkat elini omzumuzda hissetmeyi umduğumuz belediyelerin o şefkat elini de siz Anayasal olmayan girişimlerle kesip atmak istiyorsunuz.

Buna izin vermeyeceğiz, buna izin verilmeyecektir.

Size tavsiyem, çevrenizdeki insan kalabalıkları daha da seyrekleşmeden, Çarşıya Pazara çıktığınızda yuhalanmaya başlanmadan önce getirin sandığı, boyunuzu yeniden ölçelim.