İzliyorsunuz haberleri, iddiaları değil mi..

Seçimi kaybettiklerini beklenmedik şekilde anladıklarında nasıl hırçınlaştıklarını.

Valiye, Kaymakama, hakime nasıl kafa tuttuklarını.

2 yıl önce, yani seçimin ertesi sabahı belediyeye gelip evrak temizlemeye çalışanların haberleri ile doluydu sosyal medya.

Çünkü beklemiyorlardı, seçmenin ‘yeter sen biraz kenarda bekle’ diyeceğini.

Hazırlıksız yakalandılar.

Örneğin Manisa’da seçimi kaybeden belediye başkanının belediye kasasındaki parayı dağıtma girişimi.

Hiçbir memur ödeme emrini imzalamayınca hesap işlerinden sorumlu personeli görevden almaya kalkışmasını.

Yozgat’ta acil ödenecek borçlar dururken kasadaki paranın Bozokspor’a ikramiye olarak aktarılmasını ya da.

Pınarbaşı'nda Seçim Kurulu Başkanının tartaklanmasını ve seçimin iptal ettirilmesini.

Sanıyorlardı ki ila nihayet koltuklar kendilerine tahsisli.

Seçmenin tokadı ile ne yapacaklarını, ne yana döneceklerini şaşırdılar.

Zira dediğim gibi, belediyeleri babadan kalan miras, belediye kasalarını ve hesaplarını da kendi malları sandılar.

Şimdi kendilerinin kirlendikleri, çamur havuzlarına yeni seçilenleri de sokmaya çalışıyorlar.

Süren İstanbul Merkezli operasyonların amacı budur.

Buldukları iftiracılar bile mahkeme salonlarında, "Ben bu kadarını söylememiştim. Kendimi kurtarmak için iftira ettim" demeye başladılar.

Diğer yandan ise, bu günün yerel yöneticilerinden öncekilerin bıraktıkları kirli izleri, yolsuzlukları kapatmaya çalışıyorlar.

Zira yolsuzluk etiketi yapıştırmaya çalıştıkları İmamoğlu ve yol arkadaşlarının üzerinde sırıtıyor bu iddia.

O nedenle şaşkınlar, 'Bu kadar dürüst olamazlar' diye haykırıp, armudun sapı, üzümün çöpü soruşturmaları ile taciz ediyorlar seçilmişleri atanmışları.

"Hiç bir şey olmadı ise de bir şeyler oldu" denilerek insanlar hapsediliyor.

Zira bunlardan öncekiler her türlüsünü yaptılar, yapmayı sürdürüyorlar.

Bakın yolsuzluk nedir, ben sıralayayım, siz de kimin yaptığına karar verin;

- Yolsuzluk; Kamu malını, yöneten koltuğunda oturanların, kendi lüksleri, rahatları için kullanmasıdır.

- Yolsuzluk; Durumu malum ülkenin, durumu malum olması gereken yönetenlerinin Brunei Kralının hayat tarzına özenmeleri ve uçak filoları, araç filoları, koruma orduları ile gezmesidir.

- Yolsuzluk; Yönettiğin ülkenin, Milli Gelirinin yüzde 10'unu 100 aileye taksim etmektir.

-Yolsuzluk; Yapılacak bir işin fizibitesi bile yapılmadan yandaşa ihale edilmesidir..

- Yolsuzluk; Doğa ve Yeşil katliamına seyirci kalmak veya bu katliama öncülük etmektir.

- Yolsuzluk; "Bu milletin a... koyacağız" sözleri her yerde yankılanırken, o milletin temsilcisi olduğunu unutup, öyle bir pisliğin elini sıkıp ödüllendirmektir.

- Yolsuzluk; Hukuk insanlarını emir kulu haline getirmektir.

- Yolsuzluk; Anayasal kurumların, olması gibi gerektiği çalışmasına tahammül edememek ve o kurumları paralı asker zannederek yasada olmayan kararlar almaları için zorlamak, tehdit etmek, boyun eğmeyenleri görevlerinden etmektir.

- Yolsuzluk; Ülkenin on yıllardır var olan dış politika çizgilerini ortadan kaldırarak, kişisel egoları dış politika malzemesi yapmaktır.

- Yolsuzluk; Başka bir ülkenin ayrılıkçılarına el altından lojistik destek sağlamaktır.

- Yolsuzluk; Ortaya saçılan para kasaları, ayakkabı kutularına rağmen bu tür şaibe bulaşmışlarla kol kola yürümeye devam etmektir.

Yolsuzluk; Resmi göreviniz bitmesine rağmen 45 hizmetli, 55 güvenlik görevlisi ve devletin 18 aracı ile, köşklerde, saraylrda safa sürmektir.

Yolsuzluk; Ülkenin eğitim sistemini alt üst ederek, hiç bir şey bilmeyen okumuşlar oluşturmaktır.

Yolsuzluk; Dünyanın bildiği doğruları, yanlış bilgi kırıntıları ile ambalajlayıp topluma sunmaya çalışmaktır.

Yolsuzluk; Herkesin yöneticisi olduğunu unutup, hoşnutsuzlara "Yüzde 50'yi evinde zor tutuyorum" diyerek aba altından sopa göstermektir.

Yolsuzluk; Parası olmayan ölsün anlayışı ile paralılara, para karşılığı tezkere dağıtmak, fakir çocuklarını ise cepheye sürmektir.

Yolsuzluk; Halkı gibi yaşamamaktır.

Yolsuzluk; Yırtık ayakkabı ile göreve gelip trilyoner yöneticiler listesine adını yazdırmaktır.

Yolsuzluk; Belediyenin İmar Yöneticisinin makamındaki kasalardan kilolarca altın, milyon dolarlar çıkmasına rağmen hakkında işlem yapmamak, ya da yapmış gibi hareket etmektir.

Yolsuzluk; Misak-ı Milli kavramını pazarlık masasına koymaktır.

Yolsuzluk; Analar ağlamasın ambalajına sararak, hakkında bir kaç kez ağırlaştırılmış müebbet cezası bulunan bir vatan hainini devletle aynı pazarlık masasına oturtmaktır. Ona statü sağlamak için kendini ateşe atmaktır.

Yolsuzluk; Devlet ihalelerini, "Sen-ben-bizim oğlan" anlayışında birilerine peşkeş çekmektir.

Yolsuzluk; Devlet düşmanlarının tükettiği ama bedelini ödemediği elektriğin parasını, kayıp-kaçak bedeli adı altında vatandaşın omuzlarına yüklemektir.

Yolsuzluk; Meslek Yüksek Okulu puanı ile oğluna tıp okutma becerisi gösterdiğini sanmaktır.

Yolsuzluk; Yönettiğin kentin çıkarları yerine, bir oteller zinciri sahibine, bir AVM Kralının mallarına ve çıkarlarına bekçi köpekliği yapmaktır.

Yolsuzluk; Yönettiğin Kentin manevi mimarının adını, ülkenin kurucusunun adını meydandan, caddeden, tesisten kaldırarak yalakası olduğunun adını vermektir.

Yolsuzluk; Senden önce o makamda oturan adamın projelerini tahrip edip, kendi adını ön plana çıkarmak veya yalakalığını yaptığın adam adına tesis, kurum inşa etmektir.

Yolsuzluk; Yandaş müteahhit işsiz kalmasın diye, kamu binalarını saraya çevirecek devasa yatırımlara para akıtmaktır.

Yolsuzluk; Hiçbir başarısı, özelliği olmayan insanları, sırf tarİkat ehli diye, sırf yakın akrabam diye kamunun en kritik noktalarına yönetici olarak atamaktır.

Yolsuzluk; Kitabına uydurarak hazineden alınan arsaları, kitabına uydurarak akrabalara dağıtmak ve onları zengin etmektir.

Yolsuzluk; 20 liraya satılması gereken benzini, mazotu, dolaylı vergilerle 70 liraya vatandaş satmanın adıdır.

Kısacası;

Yasalara, devlet geleneğine uymayan, vicdanınıza hesap veremediğiniz her uygulamanın adıdır yolsuzluk.

Ayrıca bir kaç suç tanımı daha vardır.

Bunlardan birincisi, kupon arsa peşinde koşmanın adı hırsızlıktır.

Şerefiye Parası adı altında kayıt dışı paralar tahsil etmek ve müteahhitlerle ortaklık kurmak da öyle.

İkincisi, ihale karşılığı komisyon almak ise hem hırsızlık, hem de görevi suistimaldir.

Ülkenin sınırlarının bir bölümünü pazarlık masasına koymanın adı ise vatan hainliğidir.

Masum, demokratik hakkını kullanmak için sokağa çıkanları çıktıklarına pişman etmenin adı ise despotizmdir, teokrat olarak tanımlanmaktır.

İnceleyin dünya tarihini, bir çok ülkede yukarıdaki tanımlardan birine mutlaka uyan yönetici profili vardır.

Neyse ki; Çok şükür, bizde yukarıdaki tanımların içine koyabileceğimiz yönetici çıkmadı, çıkmaz, diyceğim ama..