Eğer yaşananları sorgularsak, doğruya çok daha kestirme yollardan ulaşmamız mümkündür.
Yani dostlar, sorgulamak aydınlanmaktır.
Ama sorgulamadan, körü körüne bir düşüncenin, bir akımın ardına takılırsak, bu kültürün adına, dün de bu gün de Biat Kültürü denir ki, insanı selamete götürmez.
Sorgulama, kültür düzeyi ile ilintili bir olgudur.
Kimi, patates-soğan fiyatlarının anlamsızca artmasını sorgular.
Kimi, yönetenlerin söylemleri ile yaptıkları arasındaki çelişkiyi.
Kimi de, Sosyalizm ve Emperyalizm arasındaki çelişkileri sorgular.
Mesela, Ramazan Aylarının ekran gülü Nihat Hatipoğlu, TV’ye çıkmak adına karşısında dizilenlere, fakir olmanın ne büyük bir haslet olduğunu anlatır;
“Peygamber Efendimizin ömrü bir şilte üzerinde geçti. Bir hurmanın yarısı ile sahur, diğer yarısı ile de iftar yaptığı söylenirdi” diye uyutur kendisini dinleyenleri..
Küçük bir çocuk elini kaldırıp soru sormak ister.
Görevliler koşturup mikrofonu eline verirler ve çocuk tek bir soru ile ekran karşısındakileri ve o salondaki insanları adeta uyandırıverir.
Çocuk, “Hocam fakirlik madem bu kadar güzelse, sen neden zenginsin?” der sadece.
İşte Biat Kültürü ile, sorgulayan Yurttaş olabilmenin arasında da böylesine ince bir çizgi vardır.
Mesela ben bir çok şeyi sorgularım, çelişkileri de bu köşeye taşırım.
Bunu yaparken tek kaygım vardır, o da biatçı kesimden tek bir isme sorgulama yeteneği kazandırır mıyım?
Yani Nihat Hatipoğlu’nu dinleyen salon dolusu insanın içinden çıkıp soru soran o çocuk olabilir miyim?
Mesela ben, Sayın Cumhurbaşkanının Parti Teşkilatlarına hitap ederken, hizmetin oy getirmediğini söyledikten sonra, “Karnını doyuruyorsunuz, her türlü ihtiyacını karşılıyorsunuz yine de oy vermiyorlar” sözünü söylediği 2021 yılından bu yana bu sözünü her gün sorguluyor ve soruyorum;
“Sayın Cumhurbaşkanı, siz mi milletin karnını doyuruyorsunuz, yoksa bu millet mi, ekmeğinden, aşından ödün vererek size bu lüks hayatı sağlıyor?” diye.
Yine hep kafamdaki deli soruyla devam ederim.
“Sayın Cumhurbaşkanı, bana dünyanın bir tek demokrat ülkesini gösterebilir misiniz? Cumhurbaşkanının damadı ekonominin başında. Turistik Oteller Zincirinin Sahibi Turizm Bakanı, Çiftlik Ağası Tarım Bakanı, Özel Hastaneler Zinciri Sahibi Sağlık Bakanı olan” diye.
Ya da Sayın eski Başbakan, eski Meclis Başkanı ve İstanbul Seçimlerinin ‘Yenilen Pehlivanı’ Binali Yıldırım’a sorarım;
“Sayın Yıldırım çocuklarınızın, Allah sayılarını artırsın gemi filoları var. Ama neden hiç biri Türkiye’de kurulu şirket üzerine kayıtlı değil. Şirketleri Türkiye dışında kurmaları vergisel nedenlerle mi?” diye.
Sormaya devam;
Sayın Numan Kurtulmuş, “Harun gibi geldiler, Karun gibi oldular demiştiniz ya hani. Bunların mal varlıklarına göz kulak olmak için mi peşlerine takıldınız. Yoksa Karun gibi geldiler de Harun gibi mi oldular, kayığına bindiğiniz Memleket Büyükleri?” diye.
Mesela Süleyman Soylu’ya DP Dönemindeki kürsü konuşmalarını hatırlatıp, “Siz mi değiştiniz, yamaklığını yaptığınız bunlar mı?” diye.
"Doğu Perinçek'e, Mustafa Destici'ye, DSP Genel Başkanına her gün sorarım, 'nasıl saptınız, sapıttınız?' diye.
Devlet Bahçeli dediğinizi duyar gibi oluyorum.
O yaş haddi yüzünden tüm sorulardan muaftır artık. Asıl hala onun arkasında saf tutanlara üzülüyorum ve soruyorum, "İçiniz burkulmuyor mu, dün küfrettiği adamla el ele ülkeyi felakete götüren liderin arkasında durmak ve kalmak? ya da Türk Ekonomisinin düzelmesi için Apo'nun serbest kalmasının şart olduğunu söyleyen genel başkan yardımcısına sahip bir partide olmak?" diye.
İktidar Partisi’ne sorarım Mesela;
“Bu ihanet çetesi Fetö ile devlet organlarını birlikte çökertirken, bunların bu kadar hain, bu kadar devleti içten yok etmeyi amaçladıklarını yazıp çiziyorduk, yazıp çizenleri, istihbarat raporu düzenleyenleri yok etmelerine göz yumdunuz, bunların devletin büyük bölümünü ele geçirmesine seyirci kaldınız. Şimdi siz sütten çıkmış ak kaşık, bunların pençesine düşmüş insanlar hain. Buna siz inanıyor musunuz?” diye.
Daha onlarca insana, yüzlerce soru.
Mesela, dönemin Milli Savunma Bakanı, bu günün Kayseri Ulusu'na sormak isterim;
“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içine düşürüldüğü bu hal sizi mutlu ediyor mu?” diye.
Sonuç;
Sorgulamak insani bir yetenektir.
Sorgulayan insan, doğruya en yakın olan insandır.
Buna karşılık Biat Kültürü, geri milletlere özgü bir özelliktir.
Ne olursa olsun sorgulayın ki, doğruya ulaşasınız.
Soğan fiyatını sorgulayın, hükümet icraatını sorgulayın, siyasetin zikzaklarını sorgulayın, icra organlarının uygulamalarını sorgulayın, Muhalefetin tutarsızlıklarını da sorgulayın.
Sormaktan, sorgulamaktan korkan milletler, kul ve teba olmaya ve öyle kalmaya mahkumdur.