Bir ülkenin içinde bulunduğu durumu görmek istiyorsanız, o ülkede yaşayanların gözlerine bakın, konuştuklarına kulak kabartın, kentin çarşısını, pazarını dolaşın.

Tam bir haftadır öyle yapıyorum.

AKP İktidarının eseri AVM’lerden başlayalım.

Soğuk havalarda, parasız insanların ısınmak için kullandıkları alanlara dönüştü AVM’ler.

Devasa mağazalarda görevlilerin gözü kapıda.

Bazı büyük mağazalar erkenden ışıklarını söndürüyor, tasarruf etmek için.

O kalabalığın içerisinde bir avuç mutlu azınlık, alıştırıldığı gibi yaşamaya devam ediyor.

Bir yıl öncesine kadar oturacak yer bulunmayan yabancı markalı cafelerde müşteri sayısı yüzde 30'a düştü, bazıları kepenk kapatıyor bile..

Eskiden gençlerin mekanı olan AVM’ler şimdi ekonomik nedenlerle, oğlunun evinde, kızının evinde sığıntı haline getirilen ve sabahın erken saatlerinde kendini sokağa atmak zorunda kalan emeklilerin ısınmak için koştuğu mekanlar oldu kısacası..

Sonra varsa bir sarraf dostunuzu ziyaret edin, kahvesini içerken de gelen müşterilerin taleplerine kulak kabartın.

Ben yaptım, gelen 5 kişiden 4 tanesinin elinde ya bir çeyrek altın ya da alyansı var ve bozdurmak için fiyat istiyor.

Sarraf dostumun anlattıkları yüreğimi parçaladı, zira sözleri ülkedeki ekonomik durumun fotoğrafı gibiydi.

Artık düğünlere gidip çeyrek takmanın lüks ötesi duruma geldiğinden tutun da, düğün süresi için altın kiralama sistemine kadar tam bir toplumsal dram dinledim.

Sarrafa teşekkür edip şöyle bir çarşıyı dolaşıp tabelalara göz atın.

Ne kadar çok emlakçı tabelası ilişecek gözünüze.

Zira, orta gelir düzeyinde yaşayan ve evi olanların çok büyük bölümünün geçinebilmek için oturduğu evi satışa çıkardığına tanık olacaksınız. Tabii, iktidar beslemesi çevreler de çaresiz insanların mülklerini ucuza kapatma hesabında oldukları için bu piyasada büyük bir canlılık yaşandığına tanık olacaksınız.

Daha sonra son 7-8 yıldır moda haline gelen evi sahibi olma sömürücülerine gelecektir sıra.

Kentn en işlek caddesinde yan yana dizilmiş bir birinden çekici işyerleri açıldığına tanık olacaksınız. Büro değil, resmen mağaza bozması zemin katlarda hemi de.

Daha sonra da kentin en uzak noktasına giden bir belediye otobüsüne binip, ikili konuşmalara kulak kabartın.

Karamsarlık, tartışma, eleştiri dışında güzel bir cümle kurulmadığına kulaklarınızı şahit kılacaksınız.

Belediyelerin kurduğu ucuz ekmek satan bir ekmek büfesinin günlük hareketlerini izlemeden günü kapatırsanız eksik kalırsınız.

Yağmur, kar, kış çamur dinlemeden insanların oluşturdukları ucuz ekmek kuyruklarını.

Ya da şu Ramazan gününde, ikindiden bedava iftar için kurulan çadırın kapısında nöbete girenleri.

Kayseri Büyükşehir gibi bazı uyanık! Belediyeler, ucuz kuyruklarının göze batmaması için önlem bile aldı.

Sabah erken saatlerde bir miktar ekmek gönderiliyor bu satış noktalarına ve tüketince ‘Ekmek yok’ sattıkları için kuyruk da oluşmuyor.

Ha bir de bizim belediyemiz Cumhuriyet Meydanında ve Büyükşehir Belediyesi önünde bulunan ve çok göze batan ekmek büfelerini gözlerden uzak bir yere taşıdı ve milletin ekmek meselesini kolaylıkla çözdü, diğer belediyelere de hatırlatmak için bu ayrıntıya da dikkat çekeyim.

Ekonomik darboğaza çözüm üreten mağazalarımız da var Allaha Şükür.

Nüfus Cüzdanınızla gidiyorsunuz, istediğiniz beyaz eşyayı alıyorsunuz, senetleri imzalıyorsunuz, ne nakit isteniyor, ne de kredi kartı.

Ödeme de gör gibi müşterinin gözüne bakan satıcıların açtıkları bu dükkanlar son günlerde en çok müşteri toplayan mağazalar oldu.

Zira millet tüketici kredisi limitini tüketti, kredi kartının limiti sıfırda. Tek çare senetle alış-veriş.

Eh yoruldunuz değil mi?

Hareketli bir caddenin kenarındaki banka ilişin, önünüzden akan insanların yüz mimiklerini tek tek değerlendirin.

Gülen bir yüz, neşeli bir sima göremeyeceğiniz konusunda iddiaya girerim.

Haydi bir de işsizlerin sığınağı sıradan bir çay ocağına uğrayıp konuşulanlara kulak kabartın.

Masada gençler var ise, iş, sınav, mülakat için torpil arayışına dair sohbetler dinleyeceksiniz.

Ama masada emekliler veya ücretliler var ise, vasat dairelerin kiralarının bile 2 bin lira bandına gelmesinden tutun da sıvı yağın, yumurtanın, sütün nasıl ulaşılmaz gıda maddeleri haline geldiğine dair sohbetler dinleyeceksiniz.

Biliyorum yordum sizi.

Ama son kez bir de, yaşadığınız ilçenin ve ilinizin eğer iktidar partisi yönetiyorsa, belediye binalarının önünden geçiverin.

Işıl ışıl birer saray bozması değil mi.

Kapıdaki makam otolarının en eskisi bir yıllık, bizi kıskanan Almanya'dan ithal bitamamı.

Vaktiniz varsa, klasik bankların yerine konulan salıncaklardan birine oturup, çocukluğunuzun, ya da 30 yıl öncesinin ve bu günün kentini gözden geçirin bir film şeridi gibi.

Mesela babanızın emekli ikramiyesi ile aldığı evi, pazaryerine gidip poşetler dolusu ihtiyaç maddesi ile eve dönüşünü annenizin.

Tamam, film bitti.

Evden sabah elinize tutuşturulan ihtiyaçların listesine göz atın, bakalım kaçını alabileceksiniz, cebinizdeki parayla?

Z Raporu için beyniniz hazır.

Ama bırakın, içinizde kalsın, söze yazıya dökmeyin.

Ben ve benim gibiler yapıyor zaten bunu.

Siz, bu millete, bu ülkeye bu güzel! günleri yaşatanları hayırla yadedin yeter..