Demokrasinin için boşalttılar, ses etmediniz.
Eğitimi, eğitim olmaktan çıkardılar, cehaletin kutsandığı okullar açtılar, farkına bile varmadınız.
Sağlığı bile kayırılmış şirketlerin hizmetine sundular, AVM’lerdeki işyerleri baz alınarak belirlenen rakamlar üzerinden kira ödüyoruz, Şehir Hastanelerine.
Anayasa’nın değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddeleri üzerinde zar attılar, noluyor bile demediniz.
Gıda üretiminde ve hayvancılıkta kendi kendine yeten ülkeyi, nohutu bile dışarıdan alır hale getirdiler vardır bir bildikleri dediniz.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aşağıladılar, eserlerini yok ettiler, heykellerine ip bağlayıp yıkmak istediler, ilkelerini küçümsediler, alay ettiler. Cephelerde milleti ile el ele vererek elde ettiği zaferleri küçümsediler, onu din düşmanı olarak lanse etmeye çalıştılar, acaba dediniz.
Ülkenin içini boşalttılar, içini.
Yerli bildiğimiz ne varsa gitti milletin elinden, yabancılar sahip şimdi, fabrikalarımıza, bankalarımıza, limanlarımıza, stratejik kurumlarımızın neredeyse tamamına.
Kamunun, kurumların içini boşattılar, nerede liyakatli yöneten varsa, badem bıyıklı yetersizlerle değiştirip işlerinden ettiler.
Uzayla ilgili kuruma sebze yetiştiricisi, TÜBİTAK’a hayvanat Bahçesi müdürünü, Büyükelçilik görevine, yolsuzluğu tescilli, rüşvet aldığı bilinen isimleri getirdiler.
Milli Bankamızın içini boşalttılar, 128 milyar dolar rezervin nereye gittiğini bir türlü izah edemediler, izah edemiyorlar.
Yapmakla övündükleri yolları boşalttılar, artık şehirden şehre arabayla gitmek için cepte bir tomar benzin parası olmak zorunda. İstanbul’un trafik sorununu bile çözdüler, akaryakıt fiyatları yüzünden kimse aracına binmiyor, binemiyor artık.
AVM’lerin, üç harfli marketlerin içini boşalttılar, zira fiyatların yanına yaklaşılmaz hale geldi. AVM’ler artık kışın ısınmak, yazın serinlemek için giden emekli emicelere hizmet ediyor.
Bir milleti, uyguladığı ekonomik politikalarla, açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamaya mahkum ettiler, buna bile birkaç beyinsizin, “Çıkar telefonunu” çıkışıyla karşılaşmamak için sineye çekmediniz mi?
Yani, cebini boşalttılar senin, cebini.
Bunu bile fark etmedin.
Paramızın içini boşalttılar, paramızın.
10 yıl önce bir tomar liraya aldığımız apartman dairesi için şimdi el arabası ile götürmek zorundasınız parayı.
Yok öyle değil diyenlere küçük bir örnek;
Paramızdan 6 sıfır atıldığında bir dolar 1.33 liraydı. Şimdi aynı bir dolar 5 lira bela etmiyor.. Yani paramızı bile pul ettiler, sen farkına varmadan, farkında olmadan.
Amerikan Emperyalizminin kuklası Fetullah Gülen ile stratejik işbirliği kurdular, eğitimin, adaletin, emniyetin için boşalttılar ve onun ayaklarının altına paspas ettiler, sen de kutsadın, onlarla birlikte bu haini.
Sen de diyeceksin ki, bunlar ne ki.
Yüce dinimizin içini boşaltmadılar mı?
Yüce Kitabımızda esamisi okunmayan dayatmaları bize din diye yutturmuyorlar mı, yıllardır.
Rüşveti, yolsuzluğu, cinayeti, küçük yaşta çocuk istismarını, “İnsanların günah işleme özgürlüğü” ambalajına sarıp önümüze koymadılar mı?
Cumhurbaşkanının bazı uygulamalarına, “Sünnet” demediler mi?
Fakirliği öte dünyada cennetin en görkemli yerinde yaşamanın şartı olarak göstermediler mi?
Belediyelerin için boşalttılar belediyelerin.
Eskiden Başkan seçilen kişi, ikinci gün yakasındaki parti rozetini çıkarır, görevi bitene kadar herkese eşit hizmet verirdi.
Şimdi Belediye binaları seçim dönemlerinde, başkanın seçim bürosuna dönüştürülüyor artık.
Bu gün, Sayın Cumhurbaşkanı bile günün yarısında ‘Tarafsızlık yemini etmiş kişi’ diğer yarısında partinin lideri.
Neymiş efendim, içi boş baklava üretilmiş.
Neymiş efendim, içi boş tost satılmaya başlanmış.
Neymiş efendin kıymasız kıymalı pide, malzemesiz dürüm yapılmaya başlanmış.
Neymiş efenim bir bardak çay 30 lira olmuş.
Daha bunlar iyi günlerin.
Sendeki bu aymazlık, umursamazlık, bananecilik var olduğu sürece yemeksiz tencere, ekmeksiz sofra var sırada.
Baksana bunlar içinde vicdan, kafasında beyin olmayan insan bile yarattılar.
Yaratmakla kalmayıp kurumların başına oturttular.