Farkında mısınız, birileri kendilerini ülkenin sahibi sanmaya başladı.

Farkında mısınız, birileri açık açık “Oy vermezseniz hizmete hasret kalırsınız” küstahlığı milleti tehdit etmeye başladı.

Bu tehdide rağmen başka partinin adayını seçen kentlerde ise halk, hizmet kanalları kesilerek, seçtikleri içeri tıkılarak, seçilenlerin yetkileri budanarak adeta cezalandırılır hale getirildi.

Farkında mısınız, o birileri her türlü Anayasal Hak arama yolunu terör olarak görmeye başladı.

Farkında mısınız, muhalefet adına söz söyleyene, yazı yazana saldıran bazı yapıların, o birileri tarafından sırtı sıvazlanıp ‘arkandayız’ mesajları verilmeye başladı.

Farkında mısınız, güzel ülkemde yönetenler, yaptıklarının hesabını soranlardan, hesap sormaya başladı.

Farkında mısınız, Milli İradenin Tecelligahı olarak bildiğimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi, o meclisin kararlarını bile denetlemeye yetkili Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bir idari kararı uygulamak yerine geri çevirme cüretini, cesaretini ortaya koymaya başladı.

Daha da acısı, Anayasa ve yasaları hatırlatan vekillere yüce çatı altında kaba kuvvet uygulanmaya başlandı.

Farkında mısınız, bir ülkenin temel belgesi Anayasa’ya meydan okuyan siyasetçiler, yargıçlar türedi.

Farkında mısınız, ülkenin bütçesini şahsi serveti sanan ve sayan bir anlayış oluştu.

Farkında mısınız, artık yargımız karar vermek yerine, birilerince verilen kararı okumaya başladı mahkeme salonlarında.

Farkında mısınız, onlar gibi düşünmeyen, onlar gibi konuşmayan, milletin neredeyse yüzde 60’ı hain, terörist, zillet olarak damgalandı. Hem de ülkeyi yönetenler tarafından.

Farkında mısınız, açlığı, sefaleti, geçim sıkıntısını, işsizliği ortadan kaldırmakla yükümlü yönetenler, kısır, yararsız tartışma konuları ile toplumun dikkatlerini başka yere çekmeye çalışıyor.

Farkında mısınız, bilim, bilgi, kültür gibi kavramlar güzel ülkemde ihanetle özdeş hale getirilmek, cehalet ise taltif edilmek isteniyor.

Farkında mısınız, güzel ülkem artık yönetilemiyor, savruluyor.

Beyler, ağalar kendinize gelin.

Bu ülke, hiç kimsenin babasının malı değildir.

83 milyon insanın atalarının kanlarıyla çizilmiştir bu güzel ülkenin sınırları.

Bu ülkenin kaynakları da hiç kimsenin babasının malı değildir.

Her kuruşunda 83 milyonun alın teri, gözyaşı vardır.

O nedenle, toplumun belli katmanlarını yaftalarken dikkat edeceksiniz.

O nedenle, yanlışa yanlış diyenleri joplamak, içeri tıkmak yerine, ne dediğine kulak kabartacaksınız.

Yani bölmeyecek, birleştireceksiniz.

Tehdit etmeyecek, taleplere kulak kabartacaksınız.

İnsanların onurları ile oynamayacak, herkesin eşit yurttaş olduğu gerçeğini, hoşunuza gitmese de kabul edeceksiniz.

Zira, iktidar edenler kendini ‘Vatan’ sanmaya, iktidara karşı olmayı, iktidarın politikalarını eleştirmeyi ise ‘Vatana ihanet’ olarak görmeye başladı.

Şunun açık ve net olarak bilinmesi gerekir.

Hiçbir iktidar ‘Vatan’ değildir.

Hiçbir iktidarı uygulamalarından dolayı eleştirmek, yanlışa dur demek adına hak aramak ta, “Vatan Hainliği” değildir.

Ne diyor Usta Şair, Nazım Hikmet;

“Vatan çiftliklerinizse,

Kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,

Vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,

Vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,

Fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,

Vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,

Vatan, mızraklı ilmihalse, vatan, polis copuysa,

Ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,

Vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası,

Amerikan donanması, topuysa,

Vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,

Ben vatan hainiyim.”