İnsanların olduğu gibi şehirlerin de bir çehresi vardır.

Bir insan ne kadar asık suratlı ise, onun yanına yaklaşmak onunla sohbet edebilmek o kadar zordur.

Tıpkı şehirlerde böyledir.

Beton yığınlarına dönüşmüş, tarihle olan bağlarını koparmış, asli kimliğini kaybetmiş, yeni bir yön arama sevdasına tutulmuş şehirler, insanlar gibi yalnız kalır.

Yalnızca yeninin peşinde koşan tarihin sayfalarını okumayan şehirler de sıkıcı olmaya mahkûmdur.

Sokaklarıyla, caddeleriyle, tarihi mekânlarıyla bir bütünlük arz eden şehirler kendinden daha bir emin olarak gülen yüzüyle bizlere mutluluk verir.

Çünkü şehirler emeğin, zekânın, bir yönüyle tarihin eseridir.

Şehir medeniyettir.

Şehirlerin yönetenleri ise bir ayna görevi yapar.

Kültür birikimi, kültüre, sanata, tarihe ve bilime yakınlığı veya uzaklığı o şehrin geleceğine aynı ölçüde yön verir.

Bu anlamda Kayseri, bir çok şehrin sahip olmak istediği ama olamadığı değerler bütününe sahiptir.

Cumhuriyet Meydanından başlayan ve dalga dalga yayılan bir çok medeniyete ait izleri, eserleri bir arada bulabileceğiniz, Erciyes’in taçlandırdığı bir kent.

Altyapısı, geniş caddeleri bir yana, tarih kültür için başlatılan çalışmaları ben çok daha önemsiyorum.

Kayseri Kalesi’nin önünden veya Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi, Yeni Adıyla Selçuklu Müzesi’nden yola çıkacaksınız, Tarihi Kale, Kapalı Çarşı, Pamukhan, Vezirhanı, Tarihi Kayseri Lisesi Binası, karşısındaki kilise binası. Devamında Kayseri’yi simgeleyen bir iki konak, Hunat Hatun Külliyesi, Atatürk’ün Kayseri’ye geldiğinde konuk olduğu tarihi yapı, Etnoğrafya Müzesi..

Restore edilerek, açılan Sahabiye Medresesi'ni de unutmamak lazım.

Amele Pazarı bölgesinden sağa dönün, restore edilerek açılışa hazır hale getirilen Kayseri evleri, diyeceğim ama orada durun..

Tarihi Kayseri Kültürünün yaşatılması amaçlanmıştı bu tarihi yapılar restore edilirken, değil mi?

Gidin Allah Aşkına bir dolaşın.

İnsandan arındırılmış, kapılarının her birinde bir vakfın, bir derneğin tabelası.

Tamam vakıflar da tarihin bize hediyesidir, ama bu vakıflar başka vakıflar.

Bu vakıfların ve sivil yapı görünümündeki bu yapıların bir çoğu, tarikat ehli, cemaat ehli insanlar yetiştiren yapılar

Günün hangi saatinde giderseniz gidin, in-cin top oynuyor bu alanda.

Zira eski Kayseri’ye ait, eski Kayseri Sosyal hayatına ait bir iz, bir emare bulamazsınız.

Estetikten yoksun bir düzenleme ile sonuçlanmış, sözde bir Kayseri Mahallesi.

Hele, önlerine konulan kiremit rengi büyük plastik vazolar yok mu, sanırım kent kültüründen ve biraz da tarihten anlayan insana gördüğünde, ‘Bir daha gelirsem’ dedirtiyor.

İşte dostlar ondan diyorum, kent kültürünün halini görmek istiyorsanız, önce yönetenlere yani kentin aynasına bakacaksınız.

Kayseri bu anlamda son 30 yılı boşa geçirdi.

Zaten Sayın Şükrü Karatepe’nin son kitabını okursanız, orada da yapılan ve bir daha düzeltilemeyecek olan tarihi hataları ve bu hatalara yönelik eleştirileri bulabilirsiniz.

Tarih ve kültür dedik ya.

Tarihi Kayseri Kalesi mesela.

Dışı cıvıl cıvıl, içi bomboş.

Bu kenti yönetenler, devasa plastik kovalara yapay ağaç dikerek bu tarihi zenginliği 3 cafeye emanet ettiler.

Şimdi onları da kaldırıyorlar ve kalenin dış duvarlarına tüneyip gün boyu ayrılmayan emeklileri buraya tıkmanın hesaplarını yapıyorlar.

Bodrumuna gömülen Arkeoloji Müzesini ve girişi bile olmayan dış surların dibindeki ‘Sanatçılar Sokağı’nı saymazsanız. Kültürden, sanattan, insandan arındırılmış devasa bir alan.

Şimdi diyecek ki kent yöneticileri, ‘Niye geçen yıl mehteran sürekli bando çalıyordu’ diye.

Hele bir Vezirhanı, Pamukhan var ki, yıllar önce restorasyonuna başlanan.

Merak ettim, buradaki çalışmalar ne durumda diye dolaşmak istedim.

Vezirhanı girişinde incik-boncuk satan vatandaş durdurdu, “Hop yassak hemşerim, giremezsin” diye.

Hemen girişteki, “Fotoğraf çekmek yasaktır’ yazısı işe işin bir başka ayrıntısı.

Edindiğim bilgiler, uzun süredir buradaki çalışmaların yerinde saydığını, ödenek sıkıntısı olduğu yolunda.

Ama Maşallahları var kent yönetenlerinin.

Kazancılar Çarşısını alçıpan ile kapladılar, neredeyse girişinde ayakkabılarınızı çıkarasınız geliyor.

Estetiğin kültür ve sanatla buluşmasını görmek istiyorlar ise bu kentin yönetenleri, iki günlerini ayırıp Eskişehir’i gezsinler..

Gezerken de, ‘Kayseri Kalesi, Selçuklu, Roma, Bizans, Osmanlı’ eserleri bu kentte olsaydı diye bir düşünsünler.

İşte ondan diyorum, kentleri yönetenlere bakın, kentin kültür ve sanat ile yakınlığını görün diye.

Bu anlamda Kayseri’yi kaybedilmiş bir kent olarak görüyor ve ‘Bütün umudum Talas’ta diyorum.

Talas’ı dolaştığımda, en küçük tarih ayrıntısının bile korunması, değerlendirilmesi, insanla kaynaştırılması bu kentin geleceği açısından bana umut veriyor.

Rıfat Yıldırım’ın başlattığı, Palancıoğlu ile 5 yıl kesintiye uğrayan, Mustafa Yalçın ile yeniden hareket kazanan bir süreç görüyorum Talas’ta.

Gidin Osmanlı Sokağına, günün her saati cıvıl cıvıl, gençlerin dolup taştığı bir kent parçası Talas.

Gençlerle oturup, Tolstoy’un eserlerini, Dünya Klasiklerini tartışan bir Portre Sayın Mustafa Yalçın yönetiyor şimdi bu kenti.

Umarım bu kentin en önemli projesi olarak gördüğüm Ali Dağı Projesinde de Ranta değil, estetiğe ağırlık verilir.

Son sözüm ise yine Kayseri Mahallesi yapıyoruz diyerek estetik ucubesi bir yapılar manzumesini ortaya koyan Büyükşehir Yöneticilerine.

Hadi Eskişehirdeki yönetim anlayışı ile barışık değilsiniz, o zaman Konya’ya gidin.

Oradaki Selçuklu dönemi eserlerinin nasıl amacına uygun, insanla barışık halde değerlendirildiğini ve kent turizmine sağladığı katkıları yerinde görün.

Şimdi birileriniz çıkıp, “Ama orada Mevlana var” diyecektir.

Onlara da diyorum, tamam Mevlana var ama Hocasının mezarı da Kayseri’de.

Hani adına Cadde de bulunuyordu ve siz indirip Mehmet Özhaseki'nin adını verdiğiniz.

Elinize metreyi alıp ölçtüğünüzde 'Dünyanın en uzun Caddesi' Ünvanına sahip Kayseri Meydanından Develi'ye uzanan caddeden bahsediyorum.

Ya da Eskişehir'in, Konya'nın Mimar Sinan'ı mı var, sizin adını unutturmaya çalıştığınız?

Adını taşıyan Bulvarın adını Mustafa Elitaş'in adı ile değiştirme cehaletini, basitliğini gösterdiğiniz, toplumun isyan etmesi üzerine çark ettiğiniz.

Sonuç.

Bundan sonra bu kenti yönetenlerin aday edilmeden önce tarih, kültür, estetik gibi birikimleri olup olmadığının sınavına tabi tutulması gerekiyor galiba.