Amaç, gündemi saptırmak..

Amaç, yaşananları perdelemek.

Amaç, kısır konularla açlığı, sefaleti unutturup, milleti bölüp parçalamak.

Amaç, inanç üzerinden, köken üzerinden, mezhep üzerinden, sınıf üzerinden insanları kavga ettirmek.

Amaç, ‘Cambaza bak oyunu’ yani.

Başarıyorlar da, biliyor musunuz?

“Sıfır kilometre bir anayasa yapalım” dediler, bir yandan terör örgütü lideri üzerinde oynarken, diğer yandan belediye başkanlarını, hatta parti genel başkanını gözaltına aldırtarak zamları unutturdular.

İktidar Partisinden olmayan belediye başkanlarının yanında o kentlerde yaşayan halk da cezalandırılıyor, iktidardan desteği çektikleri için.

Öyle ki, kullandıkları şiddet dili yüzünden, sosyal medya paylaşımlarına kısıtlama getirdi, ınternet siteleri bazı sözde memleket büyüklerinin!

Vatandaş ise yaptığı her paylaşımın bedelini Silivri'de ödemeye başladı.

Milletin büyük bölümü, söylediği için, yazdığı için, konuştuğu için Sayın Cumhurbaşkanı ile mahkemelik.

Fabrikalardan atılan, KPSS'de haksızlığa uğrayan çalışanların ve işsizlerin Ankara’daki eylemlerini polis zoruyla bastırdılar.

Çiftçileri Ankara’ya bile sokmadılar ki, sorunlarını dile getirsinler.

Avukatları yağmur altında bir gece Ankara girişinde beklettiler, şemsiye almalarına bile izin vermek istemediler.

Maden işçilerinin yürüyüşünü, kırk dereden su getirerek hep engellediler, zavallılar bir türlü Ankara’ya varamadı.

En yüksek puanla girilen üniversitelerimizin binlerce evladını teröristlikle yaftaladılar, onbinlerce Anne-Baba’yı isyan ettirdiler.

Ama olmuyor, ne yapsalar milletin aklından çıkmıyor, yaşananlar, yaşatılanlar.

Zira Millet işsiz, millet geçim derdinin pençesinde, kredi ile, taksit ile, icra ile uğraşıyor.

Ülkenin bir kanadında, daha doğrusu tam göbeğinde yaşayan bir mutlu azınlık ise yaşananları görmezden geliyor.

Görmezden gelmekle kalsa iyi.

Sanki Milletle alay edercesine, başlarımızı onların parmakları ile gösterdikleri yere çevirmemiz isteniyor.

Güzel ülkemde, İlkbahar’ın, Yaz’ın, Sonbahar’ın, Kış’ın yanına bir mevsim daha eklendi;

“Korku Mevsimi..”

Yani, Arif Nazım’ın şiirindeki gibi;

Taşları bağlamışlar Köpekler Serbest,

Eşkıya düze inmiş yiğitler derdest...

İmam'a bozulup ta bozmayız Abdest,

Gün gelirde bu hesap görülür elbet.

Görünen manzaraya gelince, Millet artık korku duvarlarını da yıkmaya başladı.

Bir an önce sandığın önlerine konulmasını istiyor.

Zira, her türlü değerinin istismar edilmesinden bıktı, usandı.

Artık inanmıyor, kendisine dayatılan, uydurulmuş dinin, dayatılan ve Yüce Kitapta olmayan hurafelerine.

Bu güne kadar, ülkenin kurucularına yönelik karalamalara, küfürlere, şimdi de pırlanta gibi gençlerinin, çocuklarının eklenmesinedir isyanı bu milletin.

Sormadan edemiyor, “24 yılda bu ülkenin gelişmesi için ne yaptınız?” diye.

Sormadan edemiyor, “Satmadığınız değer bırakmadınız, hala da sıkılmadan başarı türküsü söylüyorsunuz?” diye.

Sormadan edemiyor, “Sizden önce de geçim sıkıntısı çekiyorduk, ama hiç değilse geleceğe dair umutlarımız vardı. Siz o umutları da yok ettiniz. Ne istiyorsunuz bu Mazlum Milletten?” diye.

Millet artık çok emin.

Önceliğinin, Anayasa olmadığının.

Önceliğinin, Saraylar, köşkler olmadığının.

Önceliğinin, uçaklar, makam araçları, koruma orduları olmadığının.

Millet, yitirdiği umudunun yeniden kendisine verilmesini istiyor.

Millet, aş istiyor, iş istiyor, üretmek istiyor, özgürce yaşamak istiyor.

Millet, kör kuruşun hesabını millete verebilecek bir yönetim anlayışının yeniden iktidar olmasını istiyor.

Bunun yolunun da yerle bir edilen Adaletin ve Demokratik Değerlerin yeniden ayağa kaldırılması ile mümkün olacağını, artık çok iyi biliyor.

O nedenle, belki bu yıl, belki gelecek yıl, sandığın önüne gelmesini sabırsızlıkla bekliyor.