Çağdaş Dünyada kamu çalışanı, iktidarın değişimi ile birlikte görevde yükselmez, ya da kızağa çekilmez.
Amsterdam Valisi, iktidara hangi parti gelirse gelsin, görev kaygısı gütmez.
Çünkü Valinin görev alanı Anayasal çizgilerle belirlenmiştir, siyasi ona torpil için gittiği zaman kapıdan döneceğini bilir.
Bizde ise, bırakın Valiyi, kentin dış mahallesindeki bir okulun müdürü bile, iktidarın değişmesi halinde görevinden olacağını bilir. Kadrosuna uygun görevde olmasına rağmen ve alınması halinde göreve mahkeme kararıyla geri döneceğini bilmesine rağmen bu yolu denemez. Zira bilir ki, hukuki kararlar bile, eğer topun ağzına konmuşsa onun görevde kalmasını imkansız hale getirir.
İyi bir görev için iktidarın sizin partide olması yeter.
Hele, bir de yakın olduğunuz bir isim siyasette iyi bir makama yerleşti ise, seç beğen atan..
Son yıllarda maalesef çok sayıda kamu yöneticisi, görevini çok çok iyi yaptığı halde, sırf biat etmediği için kızağa konularak görünmeyen noktalara gönderilmiştir.
Buna karşılık, geçmişi, sicili bizce malum insanlar köşe başlarını tutmuştur.
O kadar bulantı verici haberler geliyor ki, insanın yüreği kaldırmıyor.
Mesela son yıllarda, özellikle bazı belediyelerde ve kamuda moda olan bir uygulama.
Çalıştığınız kurumun başına yakın duracaksınız.
Sonra asıl velinimetinize kurumun başı hakkında anlık rapor verecekiniz ki, geleceğiniz güvence altında olsun.
Ziyanı yok, size ispiyoncu desinler, önemli olan, önünüzdeki yalın kesilmemesi.
Ya da, gidip cazip taksitlerle sıfır bir araba çekeceksiniz altınıza.
Bunu da kuruma kiraya vereceksiniz.
Ziyanı yok, siz binmeye devam edin.
Arabayı kiraya verdiniz ya, gelen aylık kiranın yarısını arabanın taksidine yatıracaksınız.
Yarısını da biriktirip yakın durduğunuz yöneticinin Umre Seyahatine çıkacağı günü bekleyeceksiniz.
Aynı kafileye düştüyseniz, artık sırtınız yere gelmez.
Ziyanı yok, aynı kafileye düşmeseniz bile, yöneticinin kapısını çalıp, “Ben mübarek yola çıkıyorum, helallik istemeye geldim” demeniz yeterli.
Daha da ileri gidip, çevresi ile Umre Seyahati için helalleşen ama yanlış uçağa binip!, Mekke yerine oluğu Dubai'de alanlar bile var günümüzde.
Dedim ya, artık önünüz açık.
İkinci yıl araba sayısını ikiye çıkarabilirsiniz.
Birine siz binmeye devam edin, diğerini de çok güvendiğiniz mesai arkadaşınıza emanet edin.
Her ikisi de kirada gözüktüğü için geliriniz iki katına çıkacaktır.
Artık, kendinizle birlikte bir ismi daha Umreye götürüp sevabınızı! Katlamanız işten bile değil.
Tabii bu arada, yakın durduğunuz yöneticiyi de çok iyi takip edin.
Ara sıra namaza gittiği camide boy gösterin.
Tesadüfen karşılaşmış gibi numara yapmayı unutmayın.
Göreceksiniz, ilk toplantıda yönetim kurulu üyeliğiz de garanti.
Çünkü “dini-bütün” rolünü çok başarılı bir şekilde oynuyorsunuz, oynadınız.
Artık gelsin Yönetim Kurulu Üyelikleri, gelsin takip ettiğiniz işlerden hatırlı komisyonlar.
Yalnız unutmayın.
Köşeye attıklarınızın bir bölümünü de artık sizi pazarlayacaklara ayırmanız gerekir.
Onlar her fırsatta, sokakta olmasa da sizin kurum yöneticilerine sizin ne kadar ahlaklı!, erdemli!, inanmış biri olduğunuzu çıtlatmalı.
Hanımı da unutmayın, sıradan bir kurumda sıradan memurluk olmaz, ona da makamın olurları ile iyi bir kurum ve yönetici pozisyonunu ihmal etmeyin, yoksa sinirlenince gider, amirlerinize öteki yüzünüzü anlatıverir maazallah.
Böylece, çok kısa zamanda dönecek köşe bırakmayacaksınız.
Eeee, artık geleceği düşünme zamanı.
Memuriyette yeter artık diyecek ve ilk seçimde seçilmiş etiketi kazanmak için fırsat kollamaya başlamak lazım.
Ne diyelim, Allah Yolunuzu açık etsin.
Not: Yukarıda tanımlamaya çalıştığım portrelerin, Kayseri ile, günümüz ile ilişkisi yoktur. Yani, arayıp “ Filanı mı kasettin?” gibi sorular sormayın