Eğer bir ülkede, toplumu birbirine bağlayan moral değerler tükenirse, hepsinden önemlisi umut ve yaşama sevinci biterse, o toplum yavaş yavaş ölür.

Ruhen ölür, moral bakımından ölür.

Toplumları ayakta tutan, geleceğe dair umuttur.

Ülkeleri yaşatan da, ülkenin başında Demokrasiyi, Cumhuriyeti, Bağımsızlığı önceleyen yöneticilerdir.

Siz sanıyor musunuz, Demokratik olmayan ülkelerde insanlar yaşıyor ve umut dolu.

Sadece nefes alıyorlar.

Zira Demokratik olmayan, krallık, monarşi gibi rejimlerin hakim olduğu ülkelerde, insanlar fert değil teba olarak görülür.

Kan vardır, kin vardır, cehalet vardır, o ülkelerde.

Hele adalet, hele adalet.

Hangi ülkede yaşıyor olur iseniz olun, eğer yaşadığınız ülkenin yöneteni ile sen, aynı adalet terazinin kefesinde eşit değilseniz, o ülke ölüme mahkum edilmiş demektir.

Fatih Sultan Mehmet Han ne diyordu;

“Aklı öldürürsen ahlak da ölür.

Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür.

Kadı’yı satın aldığın gün adalet ölür.

Adaleti öldürdüğün gün devlet de ölür.”

Bu gün Fatih’in dediği noktadayız biliyor musunuz?

Birileri, ele geçirdikleri yargı kurumları eliyle bizden adeta intikam alıyor.

Bir yıl yatarı bile olmayan suçlardan cezaevlerine tıkılan belediye başkanları, itirafçı ol zorlamasına direnen belediye bürokratları, gerçekleri dillendiren gazeteciler bir bayramı daha eşlerinden, çocuklarından, anne-babalarından ayrı geçirdi, geçiriyor.

10 yıl öncesi, 15 yıl öncesi kendi işledikleri tarihi suçları görmezden gelenler, 30 yıllık, 35 yıllık eski defterleri açarak, Aziz Milletin umudu haline gelmiş insanların önünü kesmeye çalışıyor.

Sizin iktidarınızda ülkenin Genelkurmay Başkanı Terör Örgütü kurmaktan yargılandı.

Emekli ve Şerefli Türk Komutanlarının rütbelerini söküp Er Statüsüne indirdiniz.

Şimdi Üniversite Hocalarını, 35 yıllık Üniversite mezunlarının diplomalarını iptal edip, Sorbonne çıkışlı Prof.ları Lise mezunu saymaya mı geldi sıra.

Ya da sormazlar mı adama, Ekrem İmamoğlu ve diğer başkanlar son 6 yılda belediyede çete kurdu ise İmamoğlu ve diğerleri, Belediye Kaynaklarını ele geçirdi ise, sizin müfettişleriniz bu adamla ortak mıydı da, hiç biri uyanmadı.

İddialarınız doğru ise, son 6 yılda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gönderdiğiniz bütün Mülkiye Müfettişleri ve Sayıştay Denetçilerini de örgütün içine dahil etmeniz gerekmez mi?

Diyeceğim, İnandırıcı değilsiniz.

Daha da önemlisi nedir biliyor musunuz?

Bu sefer ülkenin tenceresi fena kaynıyor.

Vazgeçin.

Adaleti daha fazla baskılamaktan vazgeçin, bırakın bağımsız kalsın görevini layıkıyla yapsın.

Dedim ya, sizin Ekrem İmamoğlu’na diğerlerineyaptıklarınızın, yapmaya çalıştıklarınızın bedelini biz ödüyoruz.

Ekonomik olarak ödüyoruz.

Ahlaki çöküş olarak ödüyoruz.

Cehaletin uyguladığı baskı ve tehdit olarak ödüyoruz.

Bu gün Türkiye’nin sokakları bu kadar hareketli ise, hiç sordunuz mu kendinize, “Acaba niye?” diye.

Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bu Aziz Vatanı Demokrasi ve Cumhuriyet temeli üzerinde bina etti. Kurtuluş Savaşının, ülkem topraklarında en şiddetli şekilde yaşandığı dönemde bile, hiçbir karar ferdi olarak alınmadı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bilgisi ve onayı ile yapıldı her şey.

Katmanlar halinde denetim mekanizmaları vardı bu güzel ülkenin.

Yürütmenin hatasını Yasama, Yasamanın hatasını Yargı denetlerdi eskiden.

Şimdi kurum ve kurallar birbirine karıştı.

Cumhuriyet ve Anayasa’nın güvencesi Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına, birinci derece mahkemeler kafa tutuyor, tutan adam Adalet Mekanizmasının başına oturtuluyor, yürütme ve yasama bu kararları uygulanmıyor.

Yani diyeceğim, yazık ediyorsunuz güzel ülkeye.

Bu Aziz Milletin bam telinin üzerinde gezinmekten vazgeçin.

Zira bu Millet bir şeye karar verdi ise, hiçbir baskı, sindirme yol kesme çabası bu kararı değiştirmez.

Öyle olmadı mi 24 yıl önce?

İşe de önce kavramları yeniden yerlerine koyarak başlayın.

Bu Aziz Millet sizden sağduyu bekliyor.

Görmüyor musunuz, bütün Dünya bizi konuşuyor.

Konuşmuyor, bizimle alay ediyor.

Ülkede yarattığınız tepki A Partililerin, B Partililerin tepkisi değil.

Millet’in ortak duygusunun sokağa taşmış halidir.

Şapkayı önünüze koymanın ve düşünmenin tam zamanıdır.

Bu Aziz Millet, Bahar Havası yaşattığınız PKK Terör Örgütü kadar değere sahip değil mi sizin gözünüzde?

Hani şu önce Meclise, sonra da Malazgirt’e davet ettiğiniz eli kanlı caniler sürüsünden bahsediyorum.

Umarım, gecikmiş olsa bile, baharla birlikte güzel ülkemde sağduyu galip gelir ve Milletin sabrı daha fazla zorlanmaz.