Biz insanlara bahşedilen birçok nimet vardır.

Bu nimetlerin her biri ayrı bir özelliğe ve güzelliğe sahiptir.

Bahşedilen bu nimetleri hayatımızı idame ettirmek için kullanırken aynı zamanda kendimizi de biyolojik ve psikolojik olarak geliştirmeye devam ederiz.

Biz, farkında olmasak da hayatımızı çevreleyen birtakım değerler sistemiyle iç içe yaşarız. Bu değerlerin en önemlisi ve değerlisi, hiç şüphesiz, kişilik ve karakterimizdir.

İnsanoğluna verilen sınırlı ve fani ömürde, hemen herkes, güzel işler yapmak; huzurlu, mutlu, sağlıklı ve başarılı bir hayat sürmek ister.

Bu amaca ulaşmak için yapılması gereken ilk iş, kendini tanımak, düşüncelerini düzene sokmak, nefse gem vurmak ve çelikten bir irade ile kendimize hâkim olabilmektir.

İnsanın kendine hâkim olmasının temel basamağı ise, “sağlam bir kişilik ve güçlü bir karakter” kazanmaktır.

Bunun en kısa ifadesi ise, “insanın kendini bilmesi”dir.

Kendini bilen bir insan, hayatı da başkalarını da bilir.

İnsan, yaratılışı itibariyle mükemmel bir varlıktır.

İnsanı insan yapan en önemli özelliklerden birisi de karakteridir.

Asil bir karakter; ancak doğru düşüncenin, büyük bir çabanın ve esaslı bir mücadelenin sonucunda biçimlenebilir.

İnsanın huzur ve saadeti; sağlık ve mutluluğu kendi içindedir.

Dışımızdaki şartlar, esasen, iç dünyamızın şartlarına bağlıdır.

İç dünyamızdaki düşünce ve duygular, bedenimizin de besin kaynağıdır.

Ruhunda olumsuz duygular barındıran bir insanın hem ruh sağlığı hem de beden sağlığı kısa zamanda bozulur.

O hâlde insanın dış şartları düzeltebilmesi için önce iç şartlarını düzeltmesi gerekir.

İç şartlarını düzeltebilmiş bir adam, dış şartlarla mücadelede başarılı olabilir.

Düşünceler doğru ve yararlı dahi olsa, bir hedefe bağlanmadıkça büyük bir başarı imkânı olmaz.

Hedefi olmayan birey; korku, sıkıntı ve ıstırap içinde yaşar.

Düşünce, ancak hedef sahibi bir insanda meyvelerini verir.

Hedefi olan insan, arada bir, bir engele çarpsa da telaşlanmaz.

Çünkü, o hedefine yürürken karakterini sağlamlaştırmıştır.

Büyük başarılar, belirli hedeflere yöneltilmiş doğru idare edilen düşüncelerin ürünüdür.

Bir işi başarmanın yolu, güçten daha önce sağlam bir iradeye bağlıdır.

İnsan, ancak düşüncelerini yüceltmekle yükselir ve çelikten bir iradeye sahip olur.

Kendilerine özgü düşünceleri olmayanlar ya köle veya zalim olurlar.

Nefse hâkimiyet, azim, dürüstlük ve iyi idare edilen düşünce insanı yükseltir.

Ahlakî düşüklük, nefse uymak, fikirlerdeki bulanıklık ve şaşkınlık insanı alçaltır.

Kişiliğimiz büyük oranda konuşmamızda ve yazmamızda gizlidir.

Duygu dünyamız, beden dilimiz, seçtiğimiz sözler ve ses tonumuz kişiliğimizi deşifre eder.

Her insanın sesi onun karakteriyle ilgili ipuçları da vermektedir.

İnsanlar, çoğu zaman sesleriyle tanınmaktadırlar.

Sesimizin tonu, tınısı, şiddeti, alçaklığı ve yüksekliği hem kişiliğimizi ele vermekte hem de ruh dünyamızı dışa vurmaktadır.

Telaşlı bir insanın bu durumunu sesinden anlayabiliriz.

Sözün özü, çocuklarımıza kazandıracağımız sağlam kişilik ve güçlü karakter hem kendimize, hem çocuklarımıza hem de gelecek nesillerimize emanet edeceğimiz en büyük servetimizdir!

Ve, hangi şart altında yaşarsanız yaşayın, aman ha, "Karakterinize sahip çıkın"

Çünkü karatersizler yüzünden yaşadığımız dünya cehenneme dönmüştür.

Zayıf bir kişilik tercih ederek, dünyanızı cehenneme çevirmeyin, çevirmek isteyenlere karşı dik durun.