Ne güzel oyalıyorlar.
Ne güzel gündem değiştiriyorlar.
Muhalefet, iktidarın gündeme getirdiği ‘Sudan sebeplere’ cevap vermeye yetişemiyor.
Sadece savunma yapabiliyorlar.
Oysa bilmiyor ki, gündeme getirilen her konu, gündemde tutulan her konu, asıl meseleyi gölgelemek, perdelemek adına yapılıyor.
Amaç ülkenin can yakan temel sorunlarının konuşulmaması.
Yani ekonomik çöküşün görmezden gelinmesini sağlamak.
Hatırlasanıza Ergenekon, Balyozlu günlerde, geceden gömülen silahların ertesi gün tv canlı yayınlarında nasıl bulunup çıkarıldığını!
Bülent Arınç’ın patates yüklü levazım kamyonuyla! nasıl izlendiğini!
Ülkenin Mahremi kozmik odaya nasıl girilip bilgilerin işportada pazarlandığını.
Salı sabahları evlerden toplanan Atatürkçü, Milliyetçi ve Sosyalistlerin Silivri Zindanlarına dolduruluşunu.
O günlerde Fetullah Gülen’e Fetö diyenler ile bu gün Fetö’ye Hocaefendi diyenler, Silivri de aynı koğuşlarda yatıyor hala.
Yeni suçlar türetildi, Anayasa da olmayan.
Yeni soruşturmalar açılıyor, 10 yıl, 15 yıl öncesine ait.
Zira iktidar sıkıştı.
Her şeyin üstesinden geliyorlar, ama ekonomiye söz geçiremiyorlar.
Daha geçen yıl, 80 ülkeye ihracat yapan biri hakkında, iktidarı eleştirdiği için yurtdışı yasağı koyabilecek kadar ileri gittiler.
İçerde bu yapılırken, Mehmet Şimşek sıcak para aramak için ülke ülke geziyor.
Gittiği her yerde ise kendisine, “Hukukunuz ve Adaletiniz niye bu halde?” sorusu soruluyor.
Siyasi parti, dernek, belediye başkanı farketmez.
Görmüyor musunuz, haklarında ne bir Sayıştay, ne bir Mülkiye Müfettişinin olumsuzluk rapora olan belediye başkanları, tutulmuş adamların uydurma iftiraları ile cezaeverinde.
Bir sabah erkenden çağrılıyorsunuz, hata sabaha karşı evinizden alınıyorsunuz, “15 yıl önce sen şöyle demişsin” diye.
Ya da “15 yıl önce filan adamla telefonda görüşmüşsün” diye.
Daha bunlar iyi günlerimiz.
Bizdeki aymazlık sürerse, çok yakında, "Deden 20 yaşındayken aşırı sol bir örgütte militanlık yapmış" diye suçlanıp içeri tıkılırsanız şaşırmayın,
Acı olan nedir biliyor musunuz.
Muhalefet işlemediği suçun savunmasını yapmaktan, ülkenin sorunlarına göz atmaya zaman bulamıyor.
Bizim nesil, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Gençlik Spor Bayramı, Cumhuriyet Bayramı ve bir çok kentin düşman işgalinden kurtuluş yıldönümü gibi anlamlı yıldönümleri yaşayarak büyümüş bir nesil.
Ama çocuklarımız, Maraş olayları, Sivas olayları, Çorum olayları, Ankara katliamı, Suruç katliamı, Sur Şehitleri, Maden kazaları gibi kanlı yıldönümü etkinliklerini, yarım çay, içi boş tost, maaş rakamı üzerinde ev kirası, fiyatı 600 kat artan gıda maddeleri, enflasyonda, hayat pahalılığında, işsizlikte, yüksek faizde dünya rekorları kıran bir dönemi hatırlayarak büyüdüler, büyüyorlar.
Muhalefete böylesi zamanlarda düşen temel görev nedir biliyor musunuz?
Kurucu ve Kurtarıcı değerler etrafında kenetlenmek.
Demokrasi, Cumhuriyet ve Anayasa’nın iğdiş edilmesinin önüne geçmek.
Zira Demokratik Sistemi özürlü olan hiç bir ülke, ekonomide başarılı olmadı, olamaz.
Meclisten geçen yasal düzenlemelere bir bakın.
Hepsi iktidarın ve yandaşların geleceğini güvence altına almaya, muhalefeti yok etmeye yönelik.
Unutmayın beyler, bir zamanlar;
Kölelik kanuniydi,
Soykırımlar kanuniydi,
Çocuk evlilikleri kanuniydi,
Kanuni olmak güç ile alakalıdır; Adalet ile değil...
O yüzden bir şeyin Kanuni olması doğru olduğunu göstermez.