Hatırlıyorsunuz değil mi?

Rusya’da rejimin çökmesi ile ortaya çıkan kaotik tabloyu.

Her vilayetimizde Rus Pazarları kurulmuştu.

Ruslar, ellerinde ne varsa getirip satıyorlardı.

Generallerin apoletli kıyafetlerinin bile bu pazarlarda satışa sunulduğuna tanığım.

Devletten kim ne çalabildi ise getirip Türkiye başta olmak üzere ulaşabildikleri ülkelerin Pazar tezgahlarına koydu ve 3 kuruşa sattı.

Ardından Nataşa Turizmi başladı.

Güzel ülkemin bıçkınları-çapkınları ve ezikleri ellerinde ne varsa bu Nataşaların mutluluğuna! yatırdı.

Bu yüzden yuvalar yıkıldı, ocaklar söndü.

Bu kadar mı sanıyorsunuz?

Sınır komşumuz Gürcistan, pasaport zorunluluğunu kaldırdı.

Karadeniz illerinden akın akın insanlar gidip ellerindeki üç kuruşu kumarhanelere yatırmaya başladı.

Gazı tuzu oradan aldı. insanlarımız.

Memleketimin sonradan olma zenginleri hafta sonlarını Gürcistan’da geçirmeye başladı.

Ukrayna’yı, Moldovya’yı, Bulgaristan’ı, parçalanan Balkan ülkelerini komşu kapısı yapmıştık hatırlarsanız.

Çünkü bu ülkeler ucuz ülkelerdi.

Çünkü bu ülkelerde dolar aşkına her şey ama her şey satılıktı.

Bizim Türk Liramız ve mallarımız ise değerliydi dolar karşısında.

Yukarıda adını saydığım ülkelerde ise kapitalizm, özenti kültürünü o kadar bilinçli yaydı ki, bir kot pantolon karşılığı fuhuş pazarına düşenlerini gördük.

Bu ülkeleri yönetenler, yönettikleri ülkelerin halklarının refahının satılmasını seyrettiler.

Bir bölümünde bu yönetenler zamanla tasfiye edildi.

Şimdi bir Bulgar Levası 25 lira 75 kuruş.

Gürcü Larisi 16 lira.

Azerbaycan Manat’ı 25 lira.

Ben bu satırları yazarken 1 Amerikan Doları ise, benim garip ülkemde 42 lira 50 kuruş.

Anlatmaya çalıştığım acı gerçeği özetleyecek olursak:

Bir ülkenin parası değer kaybettiğinde, Pazar tezgahındaki mallar değil sadece, toplumsal ve ahlaki değerleri de ucuzlar.

Alın teri ile ayakta kalabilen şirketleri de dolar aşkına yabancıların eline geçer.

Rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, kara para, kumar, uyuşturucu, fuhuş yaygınlaşır.

Elin yabancısı da cebine bir tomar dolar koyup gelir senin ülkende sana patronluk yapar.

Yapmıyorlar mı sanıyorsunuz?

Eskiden nüfus memuru Ali Efendi, Karayolları İşçisi Erkan usta, Öğretmen Ayşe Hoca, 25-30 yıl çalıştıktan sonra emekli ikramiyesi ile alacakları evin hayalini kurarlardı.

Şimdi, alacakları ikramiye bir yıllık ev kirasına eşitlendi.

Daha düne kadar eşi de çalışan bir işçi ya da memur yılın 10 günü sahil kentlerine gider, yıl boyunca edindikleri birikimlerle 10 gün lüks bir tatil köyünde tatil yapıp kafa dinler, deniz özlemini giderirdi.

Şimdi 5 yıldızlı otelde tatil yapmayı boş verin kamp yerinde çadır kurmayı ve tatil beldesine giderken tüketeceği akaryakıtı bile karşılayamaz duruma geldi.

Osmanlı’yı arkadan hançerleyen ve hala Türk Milletine olan kinlerini her fırsatta kusan Ortadoğu Ülkelerinin şımarık yöneticileri gelip hükümete doların ucunu gösterip, Atatürk Türkiye’sinin ürünü tesislerini kapışıyorlar.

250 bin dolara vatandaşlık ve yanında Antalya’da apartman dairesi satmadık mı yabancılara.

Zira bu iktidarın yola çıkış şekli yanlıştı.

Babalar gibi sattılar, ülkeyi ayakta tutan kurum ve kuruluşları.

Şimdi elde kalan, Türk Milletinin refahı ve onu da Pazar tezgahına sürdük bile.

Her sabah İran'dan, Gürcistan'dan, Yunanistan'dan, Bulgaristan'dan ve Kafkas Cumhuriyetlerinden kalkan kar ve hava araçları ülkemize geliyor, kimi haftalık, kimi aylık, kimi mevsimlik ihtiyaçlarını sudan ucuza alıp ülkesine dönüyor.

İzlediniz değil mi, Papa için düzenlenen 'Ruhani!' etkinliği.

Oysa Osmanlı Padişahları bile ve son olarak Ulu Önder Atatürk izin vermemişlerdi İznik Konsili etkinliğine.

3 Gündür izliyorum ve soruyorum;

Neredesiniz, "Seccadeye ayakkabı ile bastı" yaygarasın koparan yobazlar sürüsü.

Yani diyeceğim, paramızı ucuzlatırken, tüm değerlerimiz ucuzluyor ve yabancıya meze yapılıyor.

Ahlakımız bile işportacı tezgahına düştü.

Oysa ne diyordu ülkeyi bu hale getiren Memleket Büyüğü;

"Bir ülkenin parası, Tıpkı Bayrak gibi, tıpkı Milli Marş gibi, bir ülkenin gücünü, itibarını, bağımsızlığını simgeler. Paranın itibarı milletin itibarıdır.."

Yani Sevgili Dostlar, bu iktidar paramızla birlikte, itibarımızı da, saygınlığımızı da sıfırladı.

Var mı ötesi.