Kaliteli insanların değersiz, değerli insanların kalitesiz olduğu bir dönem yaşıyoruz..
Tarihimiz biriktirilmiş yalanlardan ibaret.
Dinimiz biriktirilmiş hurafelerden ibaret.
Siyasetimiz biriktirilmiş entrikalardan ibaret..
Sanal bir alemde, yalan bir alemde debelenip duruyoruz..
İktidar borazanı kanallarda ‘Avrupa can çekişiyor, Avrupa Emeklisi, Avrupa Çalışanında sefalet diz boyu’ haberleri veriliyor.
Aynı kanallarda etin kilosu Türkiye’de 300 lira.
Kasap tezgahında ise 950 lira.
Vatandaş, bu yandaş kanallardaki etlerin görüntüsüne banıyor ekmeğini.
Öylesi hipnoz edilmişlerin yaşadığı bir ülke yani.
Tek amaç bizdeki emekli, bizdeki çalışan ve bizdeki işsizlik oranları üzerine odaklanan dikkatleri başka alana çekmek. Bunun için seçilmiş başkanlar görevden alınıyor, parti liderleri bile tutuklanıyor.
Her gün uyuşturucu operasyonları, bahis operasyonları haberleri verilerek gerçek gündem saptırılıyor.
Tarihimizi bile çarpıtarak, övünüyoruz geçmişimizden.
Osmanlı’yı dünyaya hakim konuma getiren padişahları değil, Osmanlının çöküşünü sarayından izleyip, ‘Darbe yaparlar diye donanmayı sarayın önüne kilitleyerek çürüten padişahlar, İngiliz’e İstanbul’un Altın Anahtarını sunan ve iflasın ilanı niteliğindeki Düyun-u Umumiye'ye boyun eğen padişahlarla övünür hale getirildik.
Dinimizi bile bize çarpıtarak öğretiyorlar.
Yüce dinimizin haram ve yasak kıldığı, hırsızlık, kul hakkı, devlette liyakat gibi temel konulara hiç değinilmiyor. Bunun yerine devlet kurumlarının faiz almasını mübah gören, Ahlak Kavramını kadına odaklayan uydurulmuş bir din anlayışı pompalanıyor Devletin Diyaneti tarafından.
Hele siyasetimiz, hele siyasetimiz..
Acınası bir noktada.
Zübüklüğün zirvede olduğu, iradelerin bir kişiye emanet edildiği acınası bir dönemden geçiyor siyasetçilerimiz.
Vekilin biri çıkıp, “Et fiyatlarının yüksekliği çok et tükettiğimizden kaynaklanıyor. Biraz da Balık ve Tavuk yiyin” diyebiliyor.
Bir başkası, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Millet aç, kuru ekmeği zor buluyor” diyen muhalefet temsilcisine, “Demek ki kuru ekmek buluyor, hani açtı” diyebiliyor.
Emeklinin acınası hali ile 1000 lira ek zam verilerek adeta alay ediliyor.
Çıkıyor Bay Yamak, Emeklinin çilesini kürsüden seslendiriyor, haftasında yeniden çıkıp "Sözümün arkasındayım. Ama Reisin dediğinden de milim sapmam" diyerek, ülkenin emeklisine hayal kırıklığı yaşatıyor.
Ama vekil çocuklarımızın, bakan çocuklarımızın, başkan çocuklarımızın bir sıkıntısı yok, Elhamdulillah.
Bırakın çocuklar, damatlar, baldızlar, bacanaklar bile ihya edilmiş.
Altına koltuk çekilemeyenlere, ballı villa arsaları tahsis edildi, fiyatı bir haftada yüzde 500 artan.
Hani Kayseri Venedik olacaktı, Kentin ortasından gürül gürül Kızılırmak nehri akıtılacaktı.
Hani Zamantı Suyu Develi Ovası'nı sulayacak, sonra da Akdeniz yerine Karadeniz'e akacak, coğrafya bilgileri bile değişecekti.
Açılan devasa tünel Elma ve Patates Deposu oldu biliyor musunuz?
Gidin Eskişehir’i görün.
Bir Irmağın, bir nehrin bir kente nasıl hayat verdiğini gözlerinizle görün.
Sadece bir Irmak mı, bir Belediye Başkanının bir kent yarattığını görmek istiyorsanız da, Eskişehir göreceğiniz tek örnektir.
Sonra da Kayseri Halkını yıllarca bir hayalle avuttuğunuz gerçeği ile yüzleşin.
Ya da Konya'yı görün.
O ili yönetenler de sizden, sizin partinizden.
Mevlana'nın bir kente kattığı değeri, bir çok kentten sabah kalkan otobüslerin Sabah Konya'ya geldiğini, türbe ve kent ziyaretleri yaptığını göreceksiniz.
Siz ise olmayan yatırımlarda rekor kırdığınızı iddia ediyorsunuz.
Sonra da, açılışı yapılan Lahmacun Salonunun kurdelasını kesmek için sıraya giriyorsunuz.
Mevlana'nın Hocası Seyyid Burhaneddin'in Türbesinin bulunduğu caddedeki adını söküp yerine, "Bir daha aday olmamız için çaba göstersin" diye Mehmet Özhaseki adını yazıyorsunuz.
Baktınız Millet tepkisiz ve sessiz, hemen ardından Mimar Koca Sinan'ın adını kaldırıp, Mustafa Elitaş'ın adını yazmaya kalkışıyorsunuz.
Dedim ya Sevgili Dostlar..
Kaliteli insanların değersiz, değerli sanılan insanların kalitesiz olduğu bir dönem yaşıyoruz..
Tarihimiz biriktirilmiş yalanlardan ibaret.
Dinimiz biriktirilmiş hurafelerden ibaret.
Siyasetimiz biriktirilmiş entrikalardan ibaret..
Ve anamızın ak sütü gibi helal oylarımızı Görkemine, Lüksüne, Şaşaasına meze yapan, Aziz Nesinlik yöneticilerin ülkemi ve kentimi habis bir ur gibi sardığı günlerden geçiyoruz.
Oynanan büyük çadır tiyatrosunda, ilk kez temsil izleyen taşralı gibi hala, yıllardır seçtiklerimizin şapkalarından tavşan çıkarmasını veya parmaklarını şıklatarak her şeyi düzeltmelerini umuyoruz.