Sen sanıyor musun, neredeyse 100 yıldır gittiğin alışkanlık ile, şartlanmışlık ile sandığa gittiğinde ve oy verdiğinde, bu güzel ülke, içine düşürüldüğü karanlıktan çıkıp, yoluna devam edecek?

Sen sanıyor musun, her zamanın alışkanlıkları ile, önyargıları ile oy kullandığında, yeniden iktidar ettiklerinin yanlışlarını dillendirebilecek eleştirilerini sıralayabilecek demokratik ortam devam edecek?

Sen sanıyor musun, seçimlerden sonra evladın ve evlatların akranları ile, fırsat eşitliğiyle donanmış bir ortamda kamuda, özel sektörde iş bulabilecek, kazandığı ile gelecek hayallerini inşa edecek?

Hayır kardeşim, bunların hiç biri olmayacak, eğer tercihini doğru yapmayacak olursan.

Zira omuzlarında taşıdıklarının son dönem konuşmalarına dikkat edin.

Diyorlar ki, “Ya ümmet olacaksın, ya millet..”

Bu kadar ince bir çizgi yani.

Ya Atatürk'ün "Efendiler" diye seslendiklerinden olmayı, ya da sultanın "Kulum" dediklerinden biri olmayı oylayacaksın bu seçimde.

Bu kavşak güzel ülkem için köprüden önceki son çıkıştır.

Sen bu seçimde ülkenin geleceğine, kendi geleceğine, çocuklarının geleceğine yön vereceksin, sandığa atacağın bir oy ile.

Yani, seçimden bir ay, bir yıl, 5 yıl sonra ülkede olacakları, yapacaklarını alt alta yazmış ve 2500 maddenin altına imza atmış bir iktidar alternatifi ile ne yapacağını kendi bile bilmeyen bir yönetim tarzı arasında yapacaksın seçimini.

Artık uyan ve kendine gel.

Tam 100 yıldır köstebekler gibi yerin altında, geleceğini çalmak için plan ve hazırlık yapanlar son 20 yılda yerin üstüne çıktı.

Kiminin sırtında Işid, kiminin Taliban, kiminin sırtında ise Hizbullah cübbesi var.

Kimi “Anayasa’nın ilk 4 maddesini değiştirmek, kimi Türk Kadınını hayattan çekip eve kapatmanın hesabını yapıyor.

Her tarikat siyasi kurumlardan milletvekili kontenjanı istemeye başladı.

Seçilirse mevcudu yeniden, Hizbullah artık Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yer alacak, yer bulacak.

Yani sevgili seçmen, bu seçim diğerlerinden çok ama çok farklı olacak.

Ya uçağa binip 4 saatlik bir yolculuk sonrası ülkeyi 200 yıl geriye götürecek, Afganistan’da açacağız gözlerimizi.

Ya da, Selçuklu gibi, Osmanlı gibi iki imparatorluğu yerle yeksan eden, ucu dışarıda ihanet yapılarının ülkem üzerinde oynadıkları oyunu fark edecek, uçağın uçuş ekibini değiştirecek, uçağı Atatürk’ün çizdiği rotaya yeniden oturtacaksın.

Suriyeli adamın söylediklerini sakın aklından çıkarma.

Diyordu ki, düzgün Türkçesiyle televizyon kamerasına;

“Biz Suriye’de peşin hükümlü ve ön yargılı yaşıyorduk, birbirimizi dışlamaya başladık, bu ayrımcılık yavaş yavaş arttı.

Şiisi iktidar olduğu için kimseyi beğenmiyordu. Sünnisi çoğunluk olduğu için kimseyi beğenmiyordu, Hıristiyan’ı zengin olduğu için kimseyi beğenmiyordu.

Kürdü başka beğenmiyordu, Arabı başka beğenmiyordu, Türkmeni başka beğenmiyordu. Yani hiç kimse kimseyi beğenmiyordu.

Herkes dedikodu yapıp sosyal medyada küfürleşiyordu, herkes herkesten uzaklaşıyordu, herkes çokbilmişti, herkes ‘en ahlaklı en dindar en namuslu benim’ diyordu.

Şimdi durum değişti. Hepimiz Gaziantep çöplüklerinde birleştik. Çöp toplarken artık kimse kimseyle tartışmıyor, çöplüğe düşünce birleşmeyi öğrendik”.

Acı olan nedir biliyor musun?

Onlar İran’dan, Irak’tan, Afganistan’dan ve despot rejimlerin hüküm sürdüğü ülkelerden kaçıp Türkiye’ye sığınabildiler.

Yarın bunları oylarınla iktidara getirdiğinde sen, çöplüğünde birleşecek ülke bile bulamayacaksın.